Düşünerek Çürümek
Puan vermedi·622 syf.··
2026 1. kitabı
Oblomov insanın kendi potansiyelini nasıl çürüttüğünü anlatan en dürüst romanlardan biri olabilir. Oblomov aptal değil, yeteneksiz değil, kötü biri hiç değil. Sorun şu: Hareket edemiyor. Sürekli düşünüyor ama düşünmek artık üretmek yerine kaçış biçimine dönüşüyor. Bence kitabın bu kadar güçlü olmasının nedeni çoğu insanın hayatını anlatması. İnsanlar genelde başarısızlığın büyük hatalardan geldiğini sanıyor ama çoğu hayat küçük ertelemeler yüzünden çöküyor. Oblomov da tam olarak böyle yok oluyor. Ştoltz karakteri bu yüzden önemli. Çünkü roman sadece “iyi insan olmak” ile “hayatı kurabilmek” arasındaki farkı gösteriyor. Disiplinsiz zekânın ve iradesiz hassasiyetin sonunda insanı kurtarmadığını anlatıyor. Oblomov’u bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: İnsan bazen kendi hayatının düşmanına dönüşebiliyor.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
"COME İL FAUT" NASIL OLMASI GEREKİYORSA ÖYLE
Puan vermedi·83 syf.··
2026 7. kitabı
Hayatım boyunca her şeyi doğru yaptım. En azından öyle sandım. Doğru okula gittim, doğru insanlarla tanıştım, doğru kadınla evlendim. Kariyerimde adım adım yükseldim, her basamağı hak ederek çıktım. Evimizi döşedik, misafirlerimizi ağırladık, çocuklarımızı yetiştirdik. Herkes benim için "İvan İlyiç, işte örnek bir insan" dedi. Ben de buna inandım. Ama şimdi bu yatakta yatıyorum ve ilk kez soruyorum: Bu hayat gerçekten benim miydi? Ölüm hiç aklıma gelmemişti. Neden gelsin ki? Ben farklıydım. Ölüm yaşlılar içindi, hastalar içindi, talihsizler içindi. Ben mahkemede oturmuş dosyaları inceleyen, akşamları oyun oynayan, toplumda saygın bir yer edinmiş biriydim. Ölüm... ölüm bana yakışmazdı. Sonra o düşme oldu. O aptal, küçük düşme. Bir ağrı başladı. Geçer diye bekledim. Geçmedi. Doktorlar muayene ettiler, teşhis koydular, ilaçlar yazdılar. Hep o soğuk, resmi tavırlarıyla. Sanki ben bir dava dosyasıydım önlerinde. Ben de aynı şekilde karşılık verdim onlara, çünkü öyle yapılırdı, öyle olması gerekiyordu. Asıl acıyı bedenim değil, gözlerim verdi bana. Karım odaya girdiğinde yüzüne baktım. Endişe yoktu, sadece yorgunluk vardı. Ve altında yatan şeyi gördüm: Ne zaman biter bu? Kızım nişanlısıyla konuşuyordu, hayatı devam ediyordu. Oğlum derslerine girip çıkıyordu. Arkadaşlarım oyun oynarken benim masam boştu. Dünya durmamıştı. Ben dururken, her şey akmaya devam ediyordu. İşte o zaman anladım: Onlar için de hayat "olması gerektiği gibi" ilerliyordu. Hasta bir adam vardı evde, bu duruma üzülünürdü, ona bakılırdı, ama hayat durmazdı. Bu da kurallardandı. Ben de başkası hasta olduğunda böyle yapmıştım. Şimdi rolümüz değişmişti, yalnızca bu kadar. Ama bu fark edişin bana ne kadar ağır geldiğini anlatamam. İnsanların beni değil, benim yokluğumun getireceği rahatsızlığı düşündüğünü
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir dev daha bitti
8/10
·1808 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 00:05
1 ay süren okuma/dinleme serüvenim bitti. Böyle devleri bitirdikten sonra kendimle gurur duyuyorum:) Kitap çok ağır geldi bana. Dilinden dolayı değil, işlediği konulardan dolayı. Hem fiziksel savaş var içinde hem de karakterlerin ruhsal savaşı. Kitabın adındaki hangi ‘savaş’ peki, derseniz, görünürdeki Fransa-Rusya Savaşı ama bence arka plandaki ruhsal mücadelelerden almış ismini. Fransa-Rusya savaşı tüm cepheleriyle, tüm olaylarıyla göz önüne serilirken, Tolstoy karakterlerin ruhsal mücadelesini de göz ardı etmemiş. Kitapta yanlış hatırlamıyorsam 160 tane savaşçı kimliğinde karakter var. Kimisi bir cümleyle kimisi sayfalarca anlatılmış. Prens Andrey Bolkonsky, Pierre, Prens Nikolay, Natasha, Sonia, Anna Pavlovna, Helene ve bunların diğer aile üyeleri tek tek ele alınsa müthiş bir karakter çözümlemesi yazılır. Başı da karakterine aşık olduğum ve öldüğüne ağladığım Prens Andrey çeker. Rus toplumunun, ülke yanarken bir elinde cımbız bir elinde ayna modunda takılması, sürekli davetler, partiler, suareler vermesi, askerler savaşta bir bir ölürken Rus elitlerinin suarede ne giyeceğini düşünmesi bana çok sevdiğim yazar Peyami Safa’nın kitaplarını hatırlattı. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’mızda bir tarafta birileri can verirken diğer tarafta birilerinin gününü gün etmesini anlattığı o müthiş kitaplardaki gibi bu kitapta da aynı vurdumduymazlığı göreceksiniz. Bizimkinden daha kötü tarafı da bu aptalların, Moskova’ya Napoleon’un girişini duyduğunda tası tarağı toplayıp kaçmaya çalışması… İlk kaçanların da tahsilli ve zengin insanlar olması cabası. Bu yeri alıntılayıp şoklar içinde paylaşmıştım zaten: #295674640 Tolstoy bu içler acısı durumu tüm içler acısı haliyle anlatmış… Tolstoy bu durumları anlatadursun, benim de Tolstoy için içler acısı bulduğum bir
Edebiyat
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202126bin okunma
Gerçek şeytan çıkarma ayini (ölümlerden döndük)
9/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 18:58
Başlığa takılmayın öyle bir şey yok. Bu kitabın uygulamada bu puanda olmasını gayet iyi anlıyorum çünkü genel olarak çöp okurlarla dolu ve geneli teist olduğu için onlar kendi kötülüklerin sebebini şeytana bağladıkları için "aptal bir kitap" diye düşündükleri belli. "İnsan yaşamına bürünüp yeryüzü yaşamına karışalı tam on gün oldu." diye güzel bir giriş cümlesiyle açılış yapıyor eser ardından da "müthiş yalnızdım" cümlesi geliyor. Cehennemde canı sıkılmış yalnızlıktan bunalmış şeytan amerikalı zengin bir iş insanının bedenini ele geçirerek dünyaya kötülük yapmaya ve oyun oynamaya gelmesini konu ediniyor eser. "Bir solukta her şeyi kavrayan insanların tımarhaneye düşmeleri rastlantı değildir" cümlesiyle de Friedrich Nietzsche'ye gönderme olduğunu düşünüyorum. İnsanların düş dünyasındaki zebanilerin olmadığı da bir yalandır ya da olduğu da bir yalan çünkü insan kelime anlamlarının bir sınırı vardır "olağandışı" yı anlatmanın bir yolu yoktur. Şeytanımız da bunu vurgular. Günümüzde teist insanlar olağandışı zaman ve mekandan bağımsız dediklerini bir kalem yaratıcısına benzemez bir kalem bir kalem yapamaz gibi saçma sapan şeylerle anlatmaya girişmişlerdir. Eserdeki ana konu asıl şeytanın insan olduğunu anlatmaktır. Fyodor Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler eserinde ivan karamazov sanrı şeklinde şeytanla konuşurken şeytanın romatizması olduğu ve "bazen insanlaştığıma göre neden olmasın?" Konuşmasında da görürüz. Teist insanlar kendi kötülüklerini şeytanın üzerine atmasını sever böylece kendilerini sütten çıkmış ak kaşık olduklarına inanırlar. Vicdanları böyle rahatlar. Yine Karamazov Kardeşler eserinde "Eğer şeytan yoksa o zaman onu insan icat etmiştir hem de kendi suretinde icat etmiştir" der. Çünkü günahlarını yükleyeceği biri gereklidir. İşte eser tam da şeytanın kötülük yapmak için dünyaya gelmesini ve insanlardan
Felsefe
Şeytan'ın GünlüğüLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,833 okunma
Körle yatan şaşı, akıl hastasıyla konuşan deli kalkar!
8/10
·72 syf.··
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 18:36
Bir taşra kasabasındaki hastanenin ek binası olan akıl hastalarının kaldığı koğuştaki beş kişiyi tanıtarak başlıyor kitap. Hastalardan biri, İvan Dmitriç, öne çıkıyor diğerlerinin arasında. Onun hayatını okuduktan sonra hastanedeki doktorun hayatını ve yaşamını nasıl sürdürdüğünü okuyoruz kısaca. Sistemin kötülüğü, insanların cahilliği derken hayatla ilgili ve felsefik konular da dahil çok güzel yerlere değiniliyor. Puan kırdığım yer olay örgüsünün eksik hissettirmesi oldu. Ancak hayatında zorluklar yaşamış, bilgili ve zeki biri olan İvan Dmitriç ve deyimi yerindeyse el bebek gül bebek olarak büyümüş Doktor Andrey Yefimıç arasındaki konuşmaları gerçekten çok sevdim. Ve yine kendi düşüncelerimi gördüğüm insanların kendini beğenmişliği, kendilerini çok şey sanıp da aslında akıl hastası dediği insanlardan farklı olmadığı, hatta aptal ve bunun farkında olmayan insanlar olduğu konusunu okumayı sevdim. Hani şey olur ya, kendini çok zeki sanan, bilmiş bilmiş ve sıfır alçakgönüllülük belirtisi ile konuşan, en bilgili ve kendini farklı sanan insanları tanıyınca aslında ne kadar içi boş olduğunu görürsünüz. Kitaptakiler de öyleydi işte. Sözde doktor, sağlık görevlisi ve daha birçok mertebedeler ama 'akıl hastasıyla' konuştuğun için seni akıl hastası sayıp, yılda kaç gün olduğuna varana kadar aptal yerine koyulan sorular soruyorlar. Daha fazla şey söylemek istemem kitapla ilgili. Önerimdir, kısa zaten, çabuk biter. Hem kim bilir, belki siz de çevrenizde ya da sosyal mecralarda gördüğünüz kendini uçuran insanlardan parçalarla karşılaşırsınız kitapta :)
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
5/10
·264 syf.··
2025 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 13:50
Bu kitabı çok uzun zaman önce klasiklerimi tamamlamak için almıştım. Sürekli ertelediğim bir kitap olmuştu fakat Cemil Meriç’in Mağaradakiler kitabında Babalar ve Oğulların’nda İvan Sergeyeviç Turgenyev’in nihilizm hakkında konuşan ilk yazarlardan olduğunu belirtince artık okumamın vakti geldiğini düşündüm. Ana karakterimiz Bazarov, Nihilizmi ilk ortaya atanlardan olarak yazılmış. Nihilizm’i hiçbir siyasi otoriteyi kabul etmemek olarak düşününce kabul edilebilirken bunu abartıp siyasetten sanata, kültüre, bilime kadar her alana sokunca iş çığırından çıkmış oldu. Bazarov kadar kendisini zeki görüp yüksek derecede aptal olan bir karakter hiç okumamıştım. Her şeyin en doğrusunu kendisi bilirmiş gibi hareket etmesi okuduğum her sayfada sinirimi arttırdı. Ayrıca kadınları köle ve aptal gibi görüp bir kadın için hayatını mahvetmeyi göze alması tutarsızlığı da canımı daha çok sıktı. Kitabın adını ele alacak olursak da yazar, kuşaklar arası anlaşmazlıklara bolca yer vermiş. Yaşlılar yeni ortaya çıkan fikir akımlarına ayak uyduramayabilir fakat Bazarov gibi gençlerin saygısızca en doğruyu kendilerinin bildiklerini söylemesi de doğru değil bence. Ortalama bir kitaptı, beğendim diyemem.
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202556bin okunma