Yėter tehī gezdüm yėter
Bir ḥāl olayın bir zamān
Her dil ki zülfüñ ile şehā bī-ḳarār ola
Varı cihān içinde anuñ tārmār ola
Tīġler kim çekdi cevlān içre ol ḳātil baña
Pīrehen çāk eyledüm tā olmıya ḥāʾil baña
Luṭf u ġażab ki ʿayn-ı nigāruñ feni geçer
Ey dil ṣaḳın o ġamze-i ẓālim seni geçer
Bināgūşuñdaki şol ṣāfi dür kim pāk gevherdür
Saʿādet āsmānı üzre ṭāliʿi saʿd aḫterdür
Göñlümi meftūn ėden şol ʿanberīn kākül midür
Baġrumı pür-ḫūn ėden şol nergis-i şengül midür
Cānum ārāmı içün şol söz ki cānāndan gelür
Ṣan nesīm-i cān-fezādur āb-ı ḥayvāndan gelür
Lebüñde ʿıṭr-ı vefādur ḫaṭuñ ki cāna deger
Şemīm-i cāna degül mülket-i cihāna deger
Ne belālar k’ola ol şekl-i hümāyūn eyler
Ne ʿanālar k’ola ol ḳāmet-i mevzūn eyler
Geldi ʿīd elde cām-ı Cem yaraşur
Gitdi devrān-ı ġam naġam yaraşur
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çalap Âdem cismini toprakdan var eyledi
Şeytân geldi Âdem'e tapmaga ‘âr eyledi
Eydür ben oddan nûrdan ol bir avuç toprakdan
Bilmedi kim Âdem'ün için gevher eyledi
Zâhir gördi Âdem'ün bâtınına bakmadı
Bilmedi kim Âdem'i halka server eyledi
Kırk yıl kalıbı yatdı adı ‘âlemi tutdı
Gör şeytânı bugzından ne fitneler eyledi
Âdem toprak yatmışdı at âlemi dutmışdı
Fikrine bak İblîs'ün ya'ni hüner eyledi
Ol yüriyen atları sürdi Âdem üstine
Âdem'e mekr irgürüp ya'ni zafer eyledi
Âdem'ün göbeginden Çalap yaratdı anı
Vaff diyüp turı geldi anlar güzer eyledi
Çün gitdi Âdem ‘ahdi yetdi Mûsâ'nın vaktı
İblîs'e işbu işler yavlak eser eyledi
Mûsâ gönüldi Tûr'a Hak'la münâcât kıla
Gördi kim bir su akar Mûsâ nazar eyledi
Mûsâ eydür göreyin bu su ne yirden gelür
Ger böyle akarısa zîr ü zeber eyledi
''Çalap Âdem cismini topraktan var eyledi
Şeytan geldi Âdem'e tapmağa âr eyledi
Aydır ben oddan nurdan ol bir avuç topraktan
Bilmedi kim Âdem'in bâtınına bakmadı
Zâhir gördü Âdem'in bâtınına bakmadı
Bilmedi kim Âdem'i halka server eyledi
Kırk yıl kalıbı yattı adı âlemi tuttu
Gör Şeytan'ı buğzundan ne fitneler eyledi
Âdem toprak yatmıştı ad' âlemi tutmuştu
Fikrine bak İblîs'in ya'nî hüner eyledi
Öl yürüyen atları sürdü Âdem üstüne
Âdem'e mekr eyleyip ya'nî zafer eyledi
Âdem'in göbeğinden Çalap yarattı atı
Vaf diye durugeldi atlar güzer eyledi
Çün gitti Âdem ahdı yetti Mûsâ'nın vakti
İblis'e işbu işler yavlak eser eyledi
Mûsâ gönüldü Tûr'a Hakk'a münâcât ede
Gördü kim bir akar su Mûsâ nazar eyledi
Mûsâ aydır göreyim işbu su nerden gelir
Ger böyle akar ise zîr ü zeber eyledi''
Sayfa 256 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ayn durumla, bize bazi seyleri açiklamakta guçlük çeken bir kimsede de karsilasiriz. Böyle biri bizi ikna edemeyecegi-ni gördü mü, benzetmelere el atar. Benzetmelerden yararla-nmak, daha önce belirttigimiz gibi bir kendi kendini aldatis-tr; düslerde görüntülerin, duygu ve düsuncelerin vb. seçiminde benzetmelerin böyle sonsuz zenginlikte yer almasinin nedeni de budur. Kendi kendini esriklige sürüklemenin sanat dolu ustalikh bir biçimidir benzetme.
Düslerin duygusal açidan esriklige sürükleyici nitelik ta-simasi, ne tuhafsa düglerin olugumunu engellemek için bir yöntemi elimize tutusturur; dügünde gördüklerinin anlamini kavrayan ve düsünde gördükleriyle kendi kendini bir esrik-lik durumuna sürükledigini anlayan kimse düs görmez ar-tik. En azindan böyle bir durum bu kitabin yazarinin bagina gelmis, düs görmenin nedenini kavrar kavramaz düs görmemeye baslamigtir.
Bu arada sunu söyleyelim ki, söz konusu kavrayisin etkili olmasi isteniyorsa, dört bagi mamur bir duygusal degisi-min kendisine eslik etmesi gerekmektedir. Kitabin yazarinda bu durum, savas sirasinda gördügü son düste gerçeklesmis-tir. Mesleginin omzuna yükledigi görevle ilgili olarak, belli bir kisinin cephenin tehlikeli bir noktasina gönderilmesini önlemek için büyük çaba harcamisti. Derken bir düs görmüs, düsünde bir kimseyi öldürdügü yolunda üzerine bir duygu cullanmisti; ama kimi öldürdügünü bilmiyordu. Kötü bir duruma düsmüs, kendi kendine "Kimi öldürdüm?" diye habire sorup durmustu. Oysa gerçekte askerin ölümden en iyi sekilde kaçinabilecegi durumu saglamak üzere alabildigine çaba harcadigi düsüncesiyle esriklige kaptirmisti kendini. Düsteki duygunun bu düsünceye hizmet etmesi gerekiyordu. Ne var ki, yazar düsün bir bahane oldugunu anlayinca dus gorme-meye baglamisti; çunkü mantiksal nedenlere dayanarak