☛ 𝔹𝔼ℕ 𝔾𝔼𝕃𝔻İ𝕄𝕄𝕄 ☚
Uzun bir ara oldu biliyorum ama artık döndüm canım dostlar...
Nasılsınız keyifler nasıl?
Bugün size canım #engelsizokurlaokuyoruz ekibimle okuduğumuz @dorlionyayinlari ‘ndan çıkan kalemini ve samimiyetini çok sevdiğim kıymetli dostum @yazardileknazlioglu ‘nun #zihinçelensonsuzyetenek kitabının yorumu ile geldim...
#kitabınkonusu
Efsaneye göre özel yeteneklere sahip kişilere Dilek deniyordu. Şimdiki dünyada ilk ve tek sonsuz yetenekle doğan Su (Alev) başka bir yetimhanede büyümüş ve aynı sokakta karşılaştığı Toprak’la (Ateş) hem dost hemde aşıklardır.
19 yaşına gelip üniversite hayalleri kuran iki gençten Toprak, bir gün küçük bir not bırakıp ortadan kaybolur ve işte hikaye burdan sonra bambaşka bir yol izler.Su Toprağı nasıl bulacağını düşünürken birden özel yeteneklere sahip olduğunu keşfetmeye başlar.
Hayal ve gerçek arasında gidip gelen Su gözlerini kapattığında bulunduğu yer olan Antalya’dan farklı bir yer olan Toprağın yanında Güney Kore’de bulur kendini. Lakin Toprak onu tanıyamaz. Çünkü bambaşka bir karakter vardır karşısında.Her ikisi de aynı özel güçlere sahip olmasına rağmen Toprak iradesi dışında dövmeler yüzünden birine bağımlıdır artık...
Toprak bağımlı olduğu bu kişiden kurtulabilecek mi?
Su ve Toprak aşkını nasıl bir son bekliyor?
İyi Dilek ırkı ve kötü Dilek ırkı arasındaki kin,nefret, güç ve intikam savaşı nasıl bir son bulacak?
☛𝔻𝔼𝕍𝔸𝕄𝕀 ☚
Semra sayfamın yorum bölümünde başa tutturmada...
#okudumbitti
#engelsiz_okurrr
#mavikirpiklikadınvera
#kesfet
#isbirligi
#reklamdegiltavsiye
Yazarımız sonunda üçüncü kitapta bize bir harita sunmayı düşünmüş. İlk iki kitapta okuyucuların yaptığı haritalardan faydalanmıştım bol bol. Bu sefer harita için telefona bakıp durmak yerine hemen kitabın başında yer alan haritaya baktım lazım olduğunda.
Serinin üçüncü kitabını okumam uzun sürdü. İlk kitapta Arlen, Leesha ve Rojer’ı çocukluklarından itibaren okurken ikinci kitapta Jardir’in geçmişine detaylı bir yolculuk yapmıştık. Bu kitapta ise Inevera’nın küçüklük ve gençlik yıllarına döndük. Ama ben bu kısımları okurken sıkıldım açıkçası. Hem bu yüzden hem de günlük hayatın koşuşturmasından kitabın ilk yarısını zor okudum. Kitaba biraz ara verince Krasia diline ait kelimelerin anlamlarını da unutuyorsun tabi. Ama kitabın sonunda bir Krasia sözlüğü varmış. Bunu da kitabın başına koysalarmış keşke.
Kitabın ikinci yarısı ise ilk iki kitap gibi güzel ve akıcıydı. İlk kitabı okurken hiç tahmin edemeyeceğim şeyler gelişti. Tahminimce bir müddet sonra insanlık aralarındaki problemleri geçmişte bırakıp iblislere karşı birlik olacaklar.
Son iki kitapta değişir mi bilmiyorum ama bu serinin bence şu ana kadarki en büyük problemi ana kahramanlardan herhangi birinin ölmemesi. Gerek insanlar arası gerekse iblislere karşı bu kadar çok savaşın, mücadelenin olduğu bir ortamda daha fazla kayıp olması gerekmez mi mantık olarak ?
Üst üste çok fazla gidik kız kitabı okuduğum için bir miktar buna ara vereceğim ki bende dıgıdık kız olmayayım. Özellikle araya kişisel gelişim kitabı serpiştiriyorum ki anksiyetik düşünceler dağılsın
"Bütün iyi seçenekler elinden alınırsa ne yaparsın?"
Herkese merhaba...
Geçen ay sonu başlayıp yetiştiremediğim, hem #kingokuyoruz, hem de Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap ve #herayinbiribiryayinevi etkinliklerinin ortak kitabı olan #mahşer le geldim.
"yaşasın sonunda okuyorum" ruh haliyle başladığım, "adam yine yazmış arkadaş" diye devam ettiğim, "yahu öldürmek için mi adamı elli sayfa anlattın aşkolsun" diyerek kızdığım, "ne okuyordum ben, konu ne ara buraya geldi" diye şaşırdığım, "yok artık" diyerek bitirdiğim bir okuma oldu :) umarım anlatabilmişimdir :) Kısacası Stephen King işte... kitabın başı ve sondan az önceleri daha bir heyecanlıydı sanki.
Bu kadar ne yazmış? diyenlere şunu söyleyebilirim, tek bir kurgu okumuyorsunuz. King 'olay bu kadar hadi dağılın' dememiş, başıyla sonunu arasında farklı olaylara geçiş yapmış ve bunu karakterlerle çok güzel bağlamış. İlk basımında yayınevinin önerisiyle üretim maliyeti sebebiyle 400 sayfalık bir kesintiye maruz kalmış kitap. Elimdeki tam metin hali 1080 sayfa.
Ustayla ortak görüşümüz: filmlerin fantastik eserler üzerinde tuhaf bir şekilde örseleyici etkisi olması. Siz ne düşünüyorsunuz bilmem.
Birleşik Devletlerin imzaladığı biyolojik ve kimyasal silahlar karşıdı anlaşmayı ihlal eden bir hükümet tarafından başkalaştırılmış bir virüs, kaçmaya çalışan bir görevli tarafından yayılıyor. Sözü edilen antijen virüsün çaresi yok. Çünkü insan bedeni, sürekli değişen antijen virüsü durdurmaya yetecek miktarda antikor üretemiyor. Doğru antikor her üretildiğinde virüs başka bir şekle bürünüyor. Bu yüzden aşı üretilmesi imkansız hale geliyor. Nüfusun büyük bölümü yok okurken kalanlar binlerce km yol katederek ortak bir yerde toplanıp yeniden yapılanmaya başlıyorlar. Konunun kabası bu. Ortak yeri nasıl biliyorlar?
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,928 okunma
Fatih Duman birbirini takip eden Meczup ve Hiç Kimse kitaplarını bir seri halinde kurgulamış. Bnde incelememi her iki kitabı ele alarak yapıyorum.. Birbirini tamamlıyorlar ama birbirinin devamı gibi düşünmeyin.Yani birini okuyunca illa arkasından ikinciyide okumam şart gibi eksiklik hissetmiyorsunuz. Ama imkanınız varsa seriyi okumanızı öneririm tabi. Bn Meczup-Hiç Kimseyi okudum arada 152 Gün atlamışım onuda okuyacağım.. Araştırdığım kadarıyla serinin "152.Gün" kitabı karakterlerin kaderlerinin nasıl kesiştiğini gösteren ara bir köprü görevi görüyormuş..Yani düşüncemde bir değişiklik olacağını sanmıyorum.. Meczup ve Hiç Kimse kitapları, tarz olarak "Tasavvufi/Manevi, Felsefik Öykü" Kıvamında Kısa Öykü tarzında yazılmışlar. Meczup kitabında teslimiyeti, gerçek sevgiyi, bekleyişi tasavvufi derinlikle vurguluyor. Hiç kimse kitabında insanın kimliğini bulma çabasına, içsel yalnızlığına, görünmezliğine ve maddi değerlerin ötesindeki manevi zenginliğe derinlemesine işlemiş. Kitapları okurken samimi ve sade anlatımıyla, türkülerle, içsel seslenişlerle duygusal bir yolculuğa çıkacaksınız..Eğer"Bana bir oturuşta bitecek kadar akıcı, ama kapağını kapattığımda beni saatlerce düşündürecek, içimi ısıtacak ve insani duygularımı harekete geçirecek bir şeyler lazım" diyorsan; Ve İnsan ruhunun derinliklerini seviyorsan Meczup ve Hiç Kimse tam aradığın kitaplar diyebilirim.
Önce Meczup'u, ardından Hiç Kimse'yi okursan ki bn öyle yaptım karakterlerin ve hikayelerin birbiriyle olan o naif bağını çok daha iyi yakalayabilirsin;) Kıymetli Yazarımız’ın her iki kitabı da bence elinize alınca bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap serisi olmuş tavsiye ederim. Şayet Fatih Duman’ın bu öykü serisini okursanız kendinize yatırım yapmış olursunuz bir şey kaybetmezsiniz… yani… Efendim… Okuyacak
Eski Türk üslûbunda büyük bir oda. Cephede, bir köşeden öbür köşeye, uzun sedir. Sedirin üstünde ipekli halılar ve yukarısında iki kafesli pencere. Solda bir yük. Yükün iki tarafında oymalı hücreler. Sağ tarafta kapı. Cephede iki pencerenin ara yerinde, sülüs yazıyle kocaman bir “Yâhu” levhası...