8/10
·248 syf.··
2026 43. kitabı
Selime teyze ve Meltem’in hikayesini okuyoruz. Biri anne baba hasretini anlatıyor diğeri dört tane çocuk büyütmüş eşi öldükten sonra kalan yalnızlığını anlatıyor. . Kitap su gibi ben bir günde okudum öyle bir edebi dili yok ki olmasın da zaten ,insanın içine oturacak hikayeleri okurken edebi dil aramıyorum ben okurken o kadar yutkundum o kadar üzüldüm ki ama Selime teyzenin iç sesini okurken de kahkaha attım . Anne babasızlık Meltem’in hikayesi , evlatların ayrı tek başına yaşayan Selime teyzenin hikayesi… Hangisi daha çok içine dokundu derseniz valla ikisi de … İnsan okurken maalesef hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor bu kadar da olmaz deme oluyor , Selime teyzenin hikayesini okurken bir anne on evlada bakarmış da on evlat bir olup bir anneye bakamazmış cümlesi geldi aklıma her iki kadının yollarının kesişmesi ve birbirlerine içleri açması ve ondan sonra yaşananlar çok güzeldi ama sonu benim için eksik kaldı Selime teyzenin hikayesini okumak isterdim o bende yarım kaldı mesela . Mutlaka okumanız lazım muhteşem bir kitap demeyeceğim ama hayatın içinden okuma yapmak bu türde okumaları da seviyorsanız gönülden tavsiye ediyorum
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 119. kitabı
“Adım Hayrünnisa. Kadının hayırlısı, uğurlusu demek… Ama benim adım on üçümden beri Nisa. Adım kadın.” Kadını anlatan her türlü kitabı okurum çünkü her biri, insanlığın en eski ve en derin hikayesinde açılan ayrı bir kapı gibidir bence. Tarihler ve isimler değişir ama değişmeyen yaşananlardır ve de duygular. Yoksa dünya döndükçe zaten birbirini tekrar eden yoksunluklar, tamamlanmaya çalışılanlar biraz aynı biraz farklı kadınlar için. Her kadının hikayesi, kaleminin izini taşır. Ben o kitaplarda ise tek bir “kadın” aramıyorum, farklı zamanların, farklı acıların ve farklı direnişlerin peşinden gidiyorum. İşte size bir kadın hikayesi daha… Annesi ve babası tarafından sahip çıkılmayan kadınlara… Ne güzel bir başlangıç… Kendi yolunu, kendi kalbiyle açmak zorunda kalanların hikayesine öyleyse. Hayrünnisa… Nisa… Kitabın henüz başlarında ailesini ve hikayesini anlatmaya başladıkça daha da çok merak ederek okudum. Doğumundan altı ay sonra babası İstanbul’a mecburen çalışmaya gitmiş. Çünkü köy yerinde ne elde var ne avuçta. Hamallık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmış babası ve kazandığını da annesine gönderirmiş. Fakat bir gün hastalanınca annesini köyden getirmeye karar vermiş. Dolayısıyla ablası hariç annesi ve erkek kardeşiyle İstanbul’un yolunu tutmuşlar. Elbette bunları okurken bir aile tablosu zihnimizde hemen canlanıyor. Yoksulluk… Nisa öyle güzel anlatıyor ki yaşamını ben hiç bitmesin istedim, zaman hiç akmasın. Ama sayfa aralarında günler hızlıca geçti gitti ve evlendi Nisa. Bir zamanlar çok sevdiği adamla kurduğu ev, zamanla bir hayalin değil bir kırılmanın mekanına dönüştü. Sevginin yerini hayal kırıklığı, güvenin yerini ise her gün biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk aldı. Yoksulluk, şiddet, kıskançlık da diğer yandan iyice yük olmuştu. Kitap aslında tek bir
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 202611 okunma
Yetersiz ve zorlama bir final..
2/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Selam, 1000Kitap’ı pek kullanmıyorum ama birileriyle fikirlerimi paylaşmak istedim. Belki de Ben mi yanlış düşünüyorum? falan gibisinden. Eğer haksız olduğumu düşünüyorsanız lütfen belirtin. Kitabı yeni bitirdim ve açıkça söyleyebilirim ki çoğu yerde çok kolaya kaçılmıştı. Tamam da ne alaka ya dedim sürekli. Kitap 530 sayfa ve 400 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor ben bir savaş kitabı okuyacağız sanıyordum ama 400 sayfa boyunca ağırlıklı olarak aşk ve ilişki dinamikleri var. Dinamik de hep aynı zaten= (koruyucu + sahiplenici + itaatkâr erkek) ve (cesur + inatçı + güçlü kadın) pfff Yani o kadar şehirler, krallıklar düşüyo abi 15 ay önce Saige dangalağı küçücük kızın ölümüne yol açıp kendi de esir düşüyor ki bunun öncesi de var, yani en az iki seneye yakın diyarda savaş var VE bunlar oturmuş hâlâ düğün dernek yapıyorlar! DAHA YENİ tüm krallıkları çağırıp bir plan yapmaya çalışıyorlar, o da hiçbir fayda sağlamıyor. Sağlıyorsa da kitap bunu bize anlatma gereği duymuyor bir daha adı geçmiyor hiçbirinin onun yerine yok Drystan, yok Irithel, küvet veya aşk sahneleri biz çok iyi yönetiyoz dimi aşkım? Evet aşkım... Nah iyi yönetiyonuz btw Üst üste düğün kutlama yapanlar mı ararsın, milletin krallığı yanarken sözde imparatorluğun aşk meşk derdinde olması mı. Valla Reika haklıydı; bunların alıklıkları kadının canına ne kadar tak ettiyse artık. Zaten bence 4 kitap boyunca yazılmış en iyi metin Reika’nın itirafıydı: 24 tane sorumsuz ebeveynin planladığı 2. sınıf bir Hunger Games; evlilik dışı doğmuş ve masum bir kızın bile boynunu kırabilecek (öyle varsayıyordu) kadar ileri giden eğitimsiz bir tavernaciyi imparatoriçe yapamaz, YAPMAMALI! Karakter gelişimleri zaten çok komik. Zaiden lavuğu kitapta bir yerde diyor ki: "General / komutan ordusu ile birlikte olmalı, onurlu
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202698 okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2026 4. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 22:04
J.K. Rowling • Harry Potter ve Azbakan Tutsağı Azkaban Tutsağı, serinin genel havasının değişmeye başladığı ve hikayenin daha da derinleştiği bir kitap. İlk iki kitaptaki okul maceraları bu kez yerini Harry’nin geçmişine dair gerçeklere ve daha ciddi karakterlerle dolu bir dünyaya bırakıyor. Kitabı farklı kılan en önemli şey, Harry’nin bu kez sadece dışarıdaki bir düşmanla değil, kendi korkularıyla da savaşmak zorunda kalması. Ruh Emiciler sadece korkunç yaratıklar değil; aslında insanın içindeki mutsuzluğu ve umutsuzluğu temsil ediyorlar. Harry’nin onlara karşı koymak için "Patronus" büyüsünü öğrenmeye çalışması, aslında kendi içindeki o en mutlu anı bulma çabasıdır. Bu da hikayeye çok insani bir derinlik katıyor. Ayrıca Sirius Black ve Remus Lupin gibi karakterlerin hikayeye dahil olmasıyla, Harry’nin ailesi hakkında bilmediğimiz pek çok şeyi öğreniyoruz. Bir yandan zamanın içinde yolculuk yaparken bir yandan da adaletin her zaman göründüğü gibi olmadığını fark ediyoruz. Sonunda anlıyoruz ki en büyük kahramanlıklar, insanın en zor anında bile kendi içindeki ışığa tutunmasıyla gerçekleşiyor. Severek takip ettiğim bu serinin dördüncü kitabını da en kısa zamanda okumayı planlıyorum. Merak eden herkese keyifli okumalar dilerim. #alıntılar "Mutluluk her an vardır. Yeter ki en karanlık anlarınızda ışığı açmayı sakın unutmayın." “Ben bela aramıyorum,” dedi. “Bela genellikle beni buluyor.” "Yaptıklarımızın sonuçları her zaman öyle karmaşık,öyle değişkenler ki, geleceği tahmin etmek gerçekten de çok zor bir iştir."
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları Yayınları · 202242,4bin okunma
Olumsuz Ütopya (Cesur Yeni Dünya!)
Puan vermedi·272 syf.··
2026 7. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 18:12
SPOİLER İÇERİR!!! "Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum,şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum." söze kitapta en çok etkilendiğim alıntı ile başlamak istedim. Cesur Yeni Dünya! Ütopya görünümlü distopya! Bize insanın neden insan olduğunu, insanın insan olması için neyinin olması gerektiğini yani iradeyi sorgulatır. Eğer 1984'ü okumadıysanız lütfen önce onu okuyun. Hatta bu kitapları peş peşe okuyun ve düşünün bize biçilen gelecek ne? 1984'te devasa derecede otoriter, herkesin izlendiği, her şeyin yasak olduğu, baskıcı bir dünya hakimken topluma cehalet hakimdir. Cesur Yeni Dünya'da ise sanatın, bilimin, teknolojinin - ki MS kavramı yerine AF yani After Ford kavramı kullanılır. Bu Ford'dan sonradır. Yani milat olarak Ford araba markasının icadını merkeze alır.- geliştiği bir dünya hakimdir. Soma adı verilen haplarla saniyeler içinde mutlu olduğunuz, hatta mutluluğun şart koşulduğu,zorunlu olarak mutlu olduğunuz, "Herkes herkes içindir" ilkesi ile aile, utanma, mahremiyet gibi kavramların yok olduğu bir dünya. Böyle bir dünya hoşunuza mı gitti? Evet belki güzel olabilirdi tabii bir epsilon ya da delta değilseniz. Bunların ne olduğunu mu sorguluyorsunuz. Aile kavramının yok olduğu bu dönemde insanların doğumla oluştuğunu düşünmediniz umarım. Evet yanlış okumadınız! Burada herkes doğuştan KŞM yani Koşullu Şartlandırma Merkezi denen yerde kast sistemi ile dünyaya gelir. Alpha, Beta, Gama,Delta ve Epsilonlar. Alpha: Liderler ve düşünürler çok zekiler Beta: Alt düzey yöneticiler Gama: Hizmetliler Delta: Sadece kaba kuvvetçiler. Alkolle uyuşturulmuş ve beyinlerini kullanmalarını (düşünme yetisi gibi) engellenmiştir. Epsilon: Aşırı itaatkar işçiler Şimdi de çok korkunç geldi değil mi? Üzülmeyin Aldous Huxley'de
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma
Tarihi romanın dışında...
8/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 12:47
Livaneli'de böyle söylüyor. Tarihi bir roman değil diyor. Tarih yalnızca dekor olarak kullanılıyor, diyor. Nitekim okuduğunuz sürece bunu anlayabilirsiniz. Padişahlardan, sadrazamlardan bahsederken isim verilmiyor, dönem bahsedilmiyor. Kim Valide Sultan bilmiyoruz. Sadece Habeşistanlı Süleyman'ın Haremağası rolünde iken iktidar köle ilişkisini anlayabiliyoruz. Kitapta üslup öne çıkıyor. Yazı dilinde tarihi bir gerçeklikten ziyade romantik, psikolojik gözlemler var. İlk başta kölenin padişahına olan putperestliği, ardından padişahın zindana atılması ile başlayan sorgulamaları, gitgelleri, iktidara düşkünlüğü, padişahın aciz yönleri karşısında nasıl düşünce değişikliğine uğradığını okuyabiliyoruz. Genel anlamda ben beğendim. Ancak... Ne olursa olsun kitabın Osmanlı tarihinden ibaret olduğunu düşünen insanlar olacaktır. Padişahların cinsel arzularının iktidarda rol almasının rahatsız edici olduğunu, aynı zamanda göz kırpmadan verilen infaz emirlerinin göz korkutucu olduğunu, kardeş ve evlat katledilmesinin rahatsız edici olduğunu düşüneceklerdir. Doğru ya da gerçek, ben tarihi bir gerçeklik aramıyorum, iktidar köle ilişkisinde psikolojik bir bakış görmek istiyorum, insanı derinden incelemek istiyorum, iktidara bir kölenin gözünden bakmak istiyorum derseniz okuyun derim. Kitap boyunca beni gitgel düşünceler çok etkiledi. Özellikle de padişahın -devrik padişah- son zamanlarında kölesi ile yaptığı konuşmalar çok etkileyiciydi. Ölümle doğmuş, ölümle yaşamış, hep ölümün kıyısında dolaşmış, hayatı hep başkalarının elinde olmuş, hep ölümü beklemiş, iktidarda iken kendisine kul olanlar kendisi iktidardan düştükten sonra düşman kesilmiş, yeri gelmiş alay edilmiş, yeri gelmiş korkulmuş bir insan. Nihayetinde insan. Son zamanlarında insan onurunu hatırlamış bir insan. Köle ise her
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,9bin okunma