TEMBELLİGİN METAFİZİĞİ
Felsefenin trajedisi üzerine bir hiciv
"Ve gönül rahatlığıyla yaz: Başlangıçta eylem vardı!" Ama doğru vurgulamayı unutma: "Başlangıçta" eylem vardı;
zira daha ileri gelişmeler, tembellik istemi tarafından yönlendirilir. Denizin, derinliklerinin karanlık sükunetini dalgalarının hırçınlığıyla örttüğü gibi, insan dünyasının da kendi iç sesini duymazdan gelmek için, büründüğü telaşa ve işgüzarlık görüntüsüne aldanmayalım! Hiçbir eylem, iki tembellik arasındaki bir köprüden başka bir şey değildir ve bütün kültür bu köprünün giderek kısalması için çalışır.
Modern insanın o muazzam uğraş ve çabalarının, daha derin, daha kapsamlı, daha kutsal bir tembelliği mümkün kılmaktan başka ne anlam ve amacı olabilir ki? Varoluşu nun asıl tra jedisi, amacı aşıp araçlardan oluşan bir altyapının karmaşasında boğularak, oradan bir daha çıkamaması, ke sin değeri için gerekli hazırlıklar daha bitmeden yaşamın sona ermesidir. Ama zaten tam da bu gösteriyor ki, tem bellik varoluşun mutlaklığı, kendi içinde bütünlüğü, ken dine yeterliğidir, buna karşın tüm eylemler göreceli, yal nızca araçtır, kendinden başka bir şeye işaret eden geçiş aşamasıdır. Sonunda ondan kurtulma vaadi göz kırpmı yorsa eğer, en yoğun faaliyet anlamsız, boş bir biçimden, tenha bir yoldan başka bir şey değildir. Bir Yunan filozofu, dünyanın, her biri kendinden bir öncekinden kaynaklanan devinimlerinin ancak kendisi devinimsiz olan fakat tüm devinimleri kendinden başlatabilen bir son ilkeden kay naklanabileceğini iddia etmişti. "Devinmeyen devindiri ci"nin iç çelişkisi, aynı zamanda da kaçınılmazlığı felsefeyi binlerce yıl heyecanlandırmıştır. Bunun tembellik olduğu nu nihayet kavradık, zira tembellik sadece devinimsiz de ğildir, aynı zamanda da devinimsizliğin özü, devinimimi zin