I was happy but happy is an adult word. You don't have to ask a child about happy, you see it. They are or they are not. Adults talk about being happy because largely they are not. Talking about it is the same as trying to catch the wind. Much easier to let it blow all over you. This is where I disagree with the philosophers. They talk about passionate things but there is no passion in them. Never talk happiness with a philosopher.
Ne cennet ne cehennem ne dünya
Arafım ben
Cennet demektir benden biraz ileri gidersen
Arkada bıraktığım ateş kayaları
Dünyadır cehennemdir
Araf dünyanın cennete yakınlığı
Dünya Araftan buraya uzanmış bir diş gibi
Arafı ben dolaştırırım yeryüzünde
Bir ağaç hışırtısı gibi
Taşlar maymuna dayanır
Ağaçlar sese çıkar
Gel dinle bağdaki eski asmaları
Kır akşamda batan üzümün bardağını
Çevir harf çıraklarına
Av sularını avlanmış suları
Petrolde el yüzün yıkanmasından
Tüter buhurdanı şiddet işçisinin
Bir geyik karnında kanında erir bir haydutun tüfeği
Ve haydutun kanında yeşerir jandarmaların yiğitliği
Sel alır dağdan indirir bizi
Üstümüz boyalı aş kırmızısı çamurla
Eşkiya dürbününde görünürüz ama
Aramıza yağmur girer
Borçluyuz hayatı ansızın gelen bu yağmura
Aslanı uslandıran
Yaşadığımız sorunların önemli bir kısmında, fanatizme varan ölçüsüz sevginin ve nefretin insanı sürüklediği akıl ve din dışı davranışları görmek mümkündür. Duygusal aşırılık öylesine tehlikeli bir itici güçtür ki, insanı yaratana ortak koşmaya bile götürebilir. Nitekim Tanrı’ya ortak koşanların, en sevdikleri kişiler üzerinden bu hataya düşmeleri dikkat çekicidir. Hz. İsa’yı (as) “Allah’ın oğlu” diye niteleyenler, ondan nefret edenler değil, tam aksine onu aşırı derecede sevenler olmuştur.
O gün Allah'tan başka kim bilirdi ki Eyyüb, Haçlılarla cihadda bir Necmeddin (Dinin Yıldızı); ismini dağ aslanından alan Şirkûh, bir Esedüddin (Dinin Aslanı) ve kundaktaki Yusuf, geleceği kuyudaki Yusuf kadar belirsiz olan küçük yusuf, bir Selahaddin (Dinin Kurtuluşu) olacaktı..
Kim diyebilirdi kundaktaki bu çocuk, adaşı Hz. Yusuf (as)'un Hz. Yakub (as)'u karşıladığı gibi Mısır'da babasını
karşılayacak ve kendi tahtına oturacaktı..
Barbara Smuts'a göre, erkekler arasındaki güçlü ve kadınlar arasındaki daha zayıf koalisyonlar, erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğine tarihsel olarak katkıda bulunmuş olabilir. Benim görüşüme göre kadınların baş arılı, hırslı ve kaynaklara sahip bir eş adayına yönelik tercihleri, erkeklerin risk alma, statü mücadelesi, rakiplerin aş ağılanması, koalisyon oluşturma ve kadınların arzularına göre diğer erkekleri aşmayı amaçlayan bir dizi bireysel çabayı içeren rekabetçi ilişki stratejileriyle birlikte evrimleşmiştir.