Aşırı uçlar, ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demektir ve sanatta da politikada da, aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
İnsanlar böyle değişiyorlar işte, dedim içimden. Fakat bu değişimi kimse anlayamıyor. Hiç kimse fark edemiyor. Benden başka kimse anlayamıyor. Açıklasam bile, onlar anlayamazlar herhalde. İnanmaya bile çalışmazlar. Diyelim inandılar, benim neler hissettiğimi asla tam olarak ayrımsayamazlar. Onlar, beni kendilerinin varsayımlarından oluşan dünyalarını tehdit eden bir unsur olarak görürler yalnızca.