Dopamin, beyindeki sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan ve beynin ödül sistemini yöneten temel bir kimyasal taşıyıcıdır (nörotransmitter). Halk arasında yanlış bir şekilde sadece "mutluluk hormonu" olarak bilinse de, asıl görevi motivasyon yaratmak, ödül beklentisini tetiklemek ve bizi hedeflerimize ulaşmaya teşvik etmektir. Ödül ihtimalleri öğrenildikten sonra, dopamin ödülden çok ödül beklentisiyle ilgili oluyor. Başka bir ifadeyle haz, ödül beklentisiyle gelmektedir ve ödülün kendisi neredeyse sonradan oluşan bir düşüncedir. İştahınızın doyacağından eminseniz, mutluluk doyma hissinden çok iştahla ilişkili olur. Dopamin, ödülün verdiği mutlulukla değil, makul bir gerçekleşme ihtimali olan ödülü kovalarken oluşan mutlulukla ilgilidir.
Sayfa 68 - Pegasus Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Suzinak bir şarkı ölmekten sana ne Asıl dert ölmemek ne rahat ne huzur
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
II. Dünya Savaşı sonrası "Müttefikler" arasında ihtilaf se­bebi olan ve Soğuk Savaş'a giden süreçte önemli bir payı bulu­ nan konu İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın geleceği olmuş­ tur. Sovyet-Rus kaynaklarında Stalin'in, Çarlık Rusya'sının jeo-stratejisini sürdürerek SSCB'yi Karadeniz üzerinden Akdeniz' e bağlama ve böylelikle Türkiye üzerinde kontrol kur­ma amacıyla Türk Boğazları'nı ele geçirme planlan yaptığı açıkça belirtilmektedir. Boğazlar meselesinin istihbari yönünü de dö­ nemi inceleyen istihbarat tarihçilerinin çalışmalarında ve döneme tanıklık eden KGB'nin eski görevlilerinin hatıralarında görmek mümkündür. İstihbarat tarihçisi İ.G. Atamanenko "Şpionskiy Pas'yasns" (Casusluk Dirayeti) isimli kitabında 1945 yılında ABD'nin Japonya'ya atom bombası atmasını Kızıl Ordu'nun Tebriz üzerinden Türkiye'ye yöneldiği bir sırada gerçekleştiğini, zira Amerikalıların atom bombası kullanmasının asıl sebebinin Rusları, Türkiye'yi işgal etme planından vazgeçirmek olduğunu iddia etmektedir. Atamanenko, bu durum karşısında Stalin'in Parti Yönetimine, "İstanbul seferimiz değişiyor. Daha uygun bir zamana (erteleyelim). Türkler de, onların yerine kurban olan Japonlara dua etsinsler ... " diyerek Kızıl Ordu'nun Türkiye harekatına son vermesini buyurduğunu yazmaktadır.
Kültür Devrimi’nin zirvede olduğu sıralarda, Lin Piao bir keresinde, asıl önemli olanın, devrimci bir konjonktürde, devrimin hem aktörü hem de hedefi olmak olduğunu söylemişti.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Siyaset
Bence insanlar kendilerine benzemeyen herkese bir kulp takıyor. Onlara benzemeyi reddettiğinizde kolaylıkla çemberin dışına itiliyorsunuz. Belki de asıl maharet dışarıda kalabilmek.
Sayfa 167·Kitabı okuyor
Püriten bir dinsel hareket olan Kadızadelilerin söylemlerinin ve politikalarının on yedinci yüzyılda kazandığı güç, libidinal enerjinin asıl biçimi olan mistik aşk kavrayışını dönüşüme uğratmıştı. On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda, sultanın otoritesinin giderek daha hızlı biçimde zayıflaması da homososyal kültürün erotik yapısında dönüşümlere neden olmuştur. Eroto-politik hiyerarşinin en üst basamağındaki sultanın, mutlak aşk nesnesi olma konumunun sarsılması ile mahbûb/çırak, şair/usta/aşık, patron/sultan/maşuk arasındaki libidinal akış sekteye uğramaya başlamıştır.
Sayfa 81-82·Kitabı okuyor