Birader Francis, çiftlerin aşk şarkıları söyleyerek kolkola dolaştıkları bir gezinti yeri değildir hayat. Hayat, savaş, yorgunluk ve şiddet demektir!
Güneş doğdu mu? Öyleyse kalk! Su içmek istiyorsan kuyu kaz, kötülüğü yok etmeyi umuyorsan, günahkârların başına vur. Öldüğünde cennete girmek istiyorsan, kapısını kırmak için yanına balta al. Cennetin ne anahtarı, ne de kapıcısı var. Tek anahtar baltadır...
Bir rivayete göre ayrık otu yedi yıl bir kayanın üzerinde mahsur kalır. Ama yine de kurumaz. Toprağa kavuşmayı bekler. Sonra toprağına kavuşur ve neredeyse kuruyorduk dercesine arsızca büyümeye devam eder. Etrafında bulunan tüm otları uzaklaştırmayı başararak yayıldıkça yayılır ve bulunduğu mekanı sahiplenir. Aşk da böyle işte...
Alcibades 'Şölen'deki konuşmaları, sevme acizliği hakkındaki açıklamasıyla noktalasa da diyalog boyunca dilden düşmeyen, aşkın yarattığı yıkımı öne çıkarmaktan da çekinmez. Platon'a göre aşk, bu yıkımın kendisidir.
Andırırsın beni bana, bana beni,
Dediklerinde, duyduklarında,
Yazdıklarımda seni bana, bana seni,
Söylemesem bile, saklamadıklarımda.
Ah hep aklımda, hep aklımda;
Andırırsın seni sana, sana seni,
Gözlerinde, kulaklarında, dudaklarında.