(Bir köşede Yaşlı Kadınlar bağdaş kurmuş, iki yana sallanıp durmakta ve bir yandan büyükçe bir kazan kaynatarak, kazanı karıştırmaktadırlar. Sonra yaşlı bir adama bembeyaz bir kefen giydirirler, adam kefeni giymek istemez, diretir, sonra giyer. Yaşlı Kadınlar, kefenin üzerine kırmızı boya çalarlar. Adamın başı düşer, kolları gerilmiş gibi açık kalır iki yanında. Bir süre adamı ölü olarak gezdirirler, sonra kefeni çıkarıp ateşe atarlar. Kefen ateşe atılınca adam yerinden fırlayıp, ateşin çevresini dönmeye başlar. Genç kızlar, adam dönerken el çırparlar.
(Daireler giderek daralır. Mırıltılar, ayin duaları, iniltiler yükselir. Daire giderek küçülmüş yalnızca adam boyu ateş kalmıştır ortada. Daire en daraldığında, ve bir ateş, ve bir de çevresine kilitlenmiş kalabalık kalınca ortalıkta:)
EZİDİLER- Cümle kötülükler bu daireye hapsolsun!
Cümle kötülükler bu ateşte yansın, yok olsun!
“Bir insan Ruhi’ye niye âşık olur? Ruhunun bütün kemikleri yanlış kaynamış bir adamı düzeltmek iddiası mı? İnsanlar yüzyıllardır aşk diye birbirleriyle uğraşıyorlardı. Ruhi’yi tashih edemezsin Nurhan, insanlar baskıya hazırlanan kitap değiller.”
Sanırım kadınlar önce bana aşık oluyor, sonra dünyanın en sarhoş adamı olduğumu fark ederek onlara uzun süre yoğunlaşamayacağımı anlıyor ve bunun üzerine kıskançlığa kapılıyorlar, ben Tanrı'ya Âşık bir aptalım oysa, o kadar. Evet, öyleyim.
Sevmedim bu adamı, Nereden çıktı bu?
Eli ayağı düzgündü ama tuhaf bir şey vardı onda.
Nasıl desem biraz donuk mu, mağrur mu?
Hayat boyu hiç sevmemişimdir kasıntı tipleri.
O vakitler başlamış demek ki bu huyum.