Nedenmi istemiyorum kimseyi? birini sevdim ben, çok hayaller kurdum onunla gelecek olan günleri aynı üniversiteyi okuyacağım aynı evi paylaşacağım ve onunla olacağım. hep sevecekti beni ve ben de onu. bize ayrılık hiç uğramayacaktı,nereye gidersen git 5 dakika bile bensiz duramayacaktın,beni özleyecektin.sen ve benden başka kimse olmayacak,hayat önceliklerimiz de biz ve bize dair şeyler olacaktı hayatımızın her anında büyüyecekti sevgimiz ölüm bile ikimizin olacaktı.Sen bir gün ölürsen ben ben ölürsem sen gelecektin arkamdan 5 dakika düşünmeden Dünya iki kişilik olmasa da senin içinde benim içinde iki tek kişi yaşayacaktı...birinci ve ikinci tekil şahıslar unutulmuştu bizde yapamazdık biz birbirimizsiz olmazdı olamazdı.AMA OLDU..! günler gittikçe belki daha çok sevdik birbirimizi söylediğimiz gibi ve sevgi zirvede yaşandı bir süre. Sonra başladı bir düşme,inişler çıkışlar gittikçe arttı. en küçük tartışmalarda bile kızabiliyorduk birbirimize Kıskançlıklarımız hayatın iki kişilik olduğu hevesimiz hayatın bizden ibaret olduğu düşüncemiz kayba uğrattı bizi.Günden güne yok oldu,yok olduk.başlarda ben seni kaybettim sonra sen beni ya da önce sen beni kaybettin sonrada ben seni,Yavaş yavaş ayrılığın Sesizliği Çöktü üzerimize yanyanayken konuşamaz birbirimizden bekler olduk her ne yapmak istediysek. “O yapmıyor ama” korumasına bürünür olduk Biz kalktı ortadan ve şahıslar aldı yerini...her sabah aklında uyandığımın nadir gelir oldum aklına. Her akşam sevgi sözcükleri ile uyutulan yüreğim acıyla uyutulur oldu, yapmacık hareketler çoğaldı içten içe,seni seviyorum demek için bile düşünür olduk.Kurduğumuz hayallerin gerçek olmadığı gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzlerimize,belki istemedik ayrılığı tüm bunlara rağmen denedik eskisi gibi olmayı azalan ve tükenmeye yolaçan sevgimizi çoğaltmaya çalıştık,sen de ben de sevmeye uğraştık,öpüşmelerdeki heyecanı,sarılmalardaki titremeyi aradık ama olmadı gittikçe yordu uğraşmalar bizi her geçen gün çirkinleştik birbirimizin gözünde beğenmez olduk eksik görür olduk birbirimizi Ve beklenen son geldi bitişimizi izledik ne sen devam edebildin ne de ben ikimizde biliyorduk bir şeylerin tükendiğini ve bitmesi gerektiğini. “BİTTİ” Şimdi kimseyi istemiyorum hayatımda. korktuğundan değil ya da sevemeyeceğimden Ben senle kalsın istiyorum aşk seninle hatırlamak istiyorum kurduğum onca hayali olmasa da ve olmayacak olsada hayatta olmasını ben de istemesem de özel kalsın istediğimden. dudaklarım sende,ellerim ellerinde ve bedenimin sıcaklığı senin bıraktığın gibi kalsın.Hayat sende kalmasın ama yaşanmışlık sende kalsın istediğimden. yeni biri mi.? Tercihim yalnızlık değil elbet ama yeniden denemeye yok istek.

aşk iki kişilik bir yalandır
ve iç kanamalı bir aşkın mürekkep fırtınasıdır
bu şiir...

Nephren Ka, Cemile'yi inceledi.
 24 May 10:51 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

AŞKIN NAMUSUNU KURTARALIM MI?

yeter yeter söyleme
söyleme artık
kelimeler kanatır yarayı
gözlerin anlatıyor
mutlu aşk yoktur

sus söyleme
her şey ortada artık

“ Mutlu aşk yoktur.” diyen Louis Aragon bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” demiştir.
Aragon Selvi Boylum Al Yazmalım’ı da okumalıydı.
Sahi neydi sevgi?
Sevgi emekti...
Böyle diyerek kalbini dinlemeyen ve kendisi için pek çok fedakârlığı göze alan adamı seçen Aysel, aşkına sırtını istemeye istemeye döner.
Oysa CEMİLE aşkına kavuşmak için ne gerekiyorsa yapar. Kim ne der köy yerinde diye düşünmez, yakalanırsa öldürüleceğini bile bile aşkına sahip çıkar.
Nedir ki aşk? Kimsenin tanımlayamadığı, kelimelerin kifayetsiz kaldığı ama acıtan, inciten, ağlatan, kanatan bir şey. “Şey” işte...

Aşık Veysel “Seversin alırsın karın olur, seversin alamazsın karasevdan olur.” derken aşkın formülünü de vermiş bir bakıma.

Günümüzün klavye başında, sanal ortamlarda aniden başlayan ve aniden soluveren aşklarına inat Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Cemile ile Daniyar gibi cesur aşklar “aşka umut veriyor” iyi ki de , aşkın namusunu kurtarıyorlar.

Herkes bir şey diyor “aşk” için zaten:

Aşk tek kişiliktir;ikinci kişiye bilet yoktur.” Yılmaz Odabaşı

“Aşk üç kişiliktir baba,
cinayet içinse yüzlerce kişi gerekir.”
Altay Öktem

“Aşk kişiliksizliktir sevgili 
Tek kişilik aşk zaten bir başına yaşanır...
İki kişi âşık olunca bir sayılır...
Üç kişilik aşklarda 
Biri vardır biri yoktur ...
Aşkta zaten hep bir kişi eksik sayılır .”
Turgay Çokeren

“Aşk dört kişiliktir; bendeki ben, sendeki sen, bendeki sen, sendeki ben.”
Nev
( Sizin tanımlarınızı yorumlarda görmek isterim.)

Bir aşkın nesnesi değil öznesi olmak isterim...
İçinde umudu, hayalleri olan...
Umut yoksa baştan yeniksin kalbine o tek kurşun isabet etmiş çoktan..

Ah Cemile!
Konuyu nerelere getirdin!

Son Söz: Bu şarkı aşkı hatırlattı bana...

https://youtu.be/en8C3MJaRXI

İlknur Demir, Mila'nın Düşleri'ni inceledi.
 22 May 17:57 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

İnternette aradığımda daha çok futbol takımı Milan hakkında bilgi bulduğum kitap. Kimseler okumamış mı hayret ? Oysa okunulası bir kitap bence. Sade bir dille yazılmış güzel kurgulanmış bir roman. Kenar-köşelerde kalan çok okunanlar listesinde olmayan hatta adını hiç duymadığım çok bilinmeyen yazarların kitaplarını alır gelirim bazen. Bazıları çok doğru seçimlerdir bazıları ise tam bir hayal kırıklığı olur. Mila' nın düşleri de böyle aldığım kitaplardan biri ama ne yazık ki kitaplığımın bir köşesinde unutup kalmışım. Keşke daha önce bulsaydım diye hayıflanmadım dersem yalan olur.
Ana karakter Mila’ nın etrafında gelişiyor olaylar. Bir çok karakter var kitapta ama hepsi Mila’ nın hikayesine dönem dönem girip çıkıyor. Bazen gerçekte bazen düşlerde.
Jack London’ dan bir alıntıyla başlıyoruz okumaya;
‘’Adam dönüp arkasına baktığında, bıraktığı kanlı izi kurdun açlıkla yaladığını gördü ve onun canına okumazsa sonunun ne olacağını açıkça anladı. Jack London…
Çünkü; ilerleyen sayfalarda görüyoruz ki Jack London’ un kitaplarına ve o kitaplarda ki karakterlere hayran Mila. Kendi sıkıcı dünyasından Jack London’ un kitaplarında ki kahramanlarla bütünleşip düşler kurarak kurtulmakta. Bu düşlerin sonucunun nerelere vardığı da kitabın ana konusunu oluşturuyor zaten.

Almanya’ nın duvardan öncesini ve duvardan sonrasını, aslında siyasetle hiçbir ilgisi olmayan, kendi küçük dünyasında 70'li yıllarda annesiyle yaşayan, büyük bir aşk ve bir bebek özleminin düşleriyle büyüyen, belki de zaman zaman düş ve gerçeği birbirine karıştıran, suça meyilli Mila’nın gözünden anlatmakta kitap...

Mila’ nın bu kadar düşlerde yaşaması belki de sorumsuzluğun dibine vuran babasından, nerede ve kimden olduğunu bilmediği, bir çoğunun yüzlerini bile görmediği onlarca kardeşinin olmasından kaynaklanmaktadır. Mila cinsellik konusunda ki fütursuzluğunu da babasından almış gibi görünmekte ve babasının “Öfkenizin enerjisini kullanın” sözünü kendine hayat felsefesi olarak benimsemiş , aşırı bireyselci, aşktan ziyade kendisine bir bebek verebilecek erkeğin arayışında. Bu yolda ilerlerken ne kadar yanlış seçimler yaptığının farkında bile olmayan, dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan hatta masum! olarak değerlendirebilecek bir kız. Peki Mila ne kadar masum? Mila’ nın bir bebeğe sahip olma arzusunu reddeden erkeklerin vay haline. İnsan sormadan edemiyor. Çocuk özlemi bir kadını hatta 13 yaşında bir çocuğu canavar yapar mı ??

Orijinal adı Andere Umstände (Diğer koşullar) olan kitabın yazarı ülkemizde pek tanınan bir yazar değil. Dilimize çevrilmiş üç adet kitabı var. Bunlardan iki tanesi çocuk kitabı . Vampir Monti ve Dinazor Adası’ nın Gizemi. Mila’ nın Düşleri dilimize çevrilen tek romanı.
1964'te Doğu Almanya’ da doğan Grit Poppe, “Barışçıl Devrimi” aktif yaratıcılarından biri olarak deneyimlemiş. 1989'dan 1991'e kadar "Demokrasi Şimdi" sivil hareketine katılmış.
Grit Poppe’ nin 1998 yılında yayınlanan bu kitabının haricinde; 1993 ve 2003 yılları arasında farklı Alman yazarlarda benzer konuları işlemişler.
Ingo Schulze’ un, Basit Hikayeler’ i
Kerstin Jentzsch’ ın; Tanrılar Kayıp Olduğu İçin’ i ve Pandora'nın Gelişi.
Annett Gröschner’ in Moskova dondurması ve
Roswitha Skare’ in Panorama ve Grotesk adlı kitapları. Suça meyilli insanların hayatları anlatılırken duvar öncesi ve duvar sonrası Almanya’ nın değişim süreci. Yani komünizmden kapitalizme geçiş...

Son olarak diyebilirim ki; edebi bir kitap değil belki ama çok ilginç bir kişilik tanıyorsunuz.

Erkut Demircioglu, bir alıntı ekledi.
 20 May 15:18 · Kitabı okuyor

"Hormonu iyi salgilayan aşık olduğunu sanabilir,cildirabilir,azabilir ama aşk ayrı bir şey.Bir sanat,bir güzellik yaratmaktır aşk.Hiyarlarin,hamhalat heriflerin işi degildir.Aşk eşittir sevgili değil,iki kişilik de değil,çok kisiliktir.Bütün dunyayi düşman bekleyip,Leyla'yi sevmek değildir.Leyla'da bütün insanlığı sevmektir."

Sıfır, Tunç Kılınç (Sayfa 87)Sıfır, Tunç Kılınç (Sayfa 87)

Birini çok sevdiğinizde, size bin kere de yalan söyese yine herkesten çok ona inanmak istersiniz.

Denir ya aşk iki kişilik, yalan! Aşk bile bile delilik. Bide hayat müşterektir denir. Buda yalan çünkü aşk acısı hep tek kişilik.

DUA, bir alıntı ekledi.
 18 May 00:55 · İnceledi · 10/10 puan

Gülşiir
Geceyarısı, karanlık bir bozkırda
Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım
İçinde onca insan, içinde dünya...
Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum
Ve bilmeyen sonsuzluk nedir,
Haklı olan kim bu kargaşada?
Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir
Ucu bucağı olmayan bu çığlığın
Ortasında nasıl barışılabilir?
Anlamak isterim, hangi yasa
Bir beşikle bir darağacını
Aynı ağaçtan, ne adına varedebilir?

Sorular sormak için geldim şu dünyaya
Yaşım acıların yaşıdır
Boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da
Yollara düştüğümde, başımda deniz köpüklerinden
Ya da sabah yellerinden bir taçla
Yürüdüğüme inanırdım - yanılırdım
Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım
Bu söylencenin bir yerinde durakladım
Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha.

Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını
Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver
Yitirdim çünkü onları da..
İlenmiyorum, el çırpmıyorum artık
Ne aklımda yaşadıklarım üstüne düşünceler
Ne de geleceğime dair bir tasa.
Gelirken çan çalmıyor yalnızlık
Bir adam, bir sokak, bir ev
Yüzle, gülüşler, susuşlar boyunca

Soruların vardı senin, ne çok soruların
Gözlerin dünyayı eleyip dururdu boyuna
Bir fısıltı gibi başladı sevgim
Çığlık oldu, kağıtlarda çiçek açtı sonra
Sonrası...Mutlu bile olduk bazı
Artık sen yadsısan da ne kadar
Ya da ben bilmiyorum mutluluk nedir
Anlatsın yollar, yollar, yollar...

Şimdi gece, soluğumu verdim içime
Az önce kağıtlara gül kuruları serptim
Dolaplardan kekik, nane kokuları çıkardım
Öylece serptim, seni yazacağım diye
Sen ki, deniz görmemiş bir deniz kızısın
Aklımın almadığı bir yerde, öylesin
Şimdi gece, iki kişilik bu yalnızlık
Bize artık yeter de artar bile...

Dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
En yakın dostlarımın birer birer
Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
Ölümünü gördüm, ama kimse
İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin!
Yaşam ki bir kum saatidir usulca akan
Dolan sevgilerimizdir biz boşaldıkca
Yaşımız biraz da sevgilerimizin akranıdır
Vereceğimiz tek şey budur dünyaya.

Şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen
Yüreğimi bir gün yollara atarsam
Bir gün bir nehir yataklarına dolarsam, korkarım
Suyumun çoğu senden yana akacak
Bütün sözcüklere adını ekleyeceğim
Güldeniz, Gülekmek, Gülyağmur, Gülsarap
Gülaşk, Gülsiir, Gülahmet, Gülerhan
Ey gül yaşamım, yitip giden düşlerim!

Gecelerdi, solgun - sessiz tüterdi yüzün
Yatağımda bir kımıltıydın, dilimde türkü
Uykusunda konuşurken sesini öptüğüm
Varmak için beyninin kıvrak dağ yollarına
Kokundu, bedenimi saran o ince buğu
Esintisinde usul usul yürüdüğüm
Ki değişmem yaseminlerle, portakal ağaçlarıyla..

Sanki bir kız yürürdü yollarda
Evimin sokağına girer, paspasa ayaklarını silerdi
Kapımı açardı gümüş bir anahtarla
Sanki hep gelirdi, sevişirdik bazı, konuşurduk
Tozlu kitapların yığıldığı odalarda
Kalırdı duvarlarda gülüşünden bir tini
Yatağımda bedeninden bir oyuk.

Benimse ellerim titrerdi, alnının aklığından
Saçlarına saçlarına doğru titrerdi
Şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim
Titremiyor artık , yolunu biliyor şimdi
Geceyarılarını çoktan geçti
Bu şiir bitmeyince varolmayacak ellerim
Ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız
Süzülüp alçalıyor karanlığa doğru.

Bütün yaşamım seninle geçiyor belleğimden
Seninle var ve seninle sürüp gidecek artık
Bir akdeniz kentinde limon koklayan
Ve hep ufkun ardına bakan çocuk
Acıyı buldu sonunda, kanayan bir gülden
Çaldı yüzünü bir yaşamlık
Geçer şimdi dumanlı bir kentin sokaklarından
Şaire çıkar adı - az buçuk kaçık.

Yeryüzünden silinmiş ırkların sonuncusuyum ben
Oturup da şimdi aşk şiiri yazmam bundan
Gülsün köpek sürüsü, lime lime edip
Bu dizeleri, satsınlar haraç-mezat
Doğru, benden sonra da tufan kopmayacak
Ama haykıracağım laflarını tuzla kesip
Yitip giden bu aşkı, nefesim tükenene dek.

Beynime bir sarkaç gibi vuruyor sorular
Neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
Hangi el bozdu büyüyü, hangi yazı
Acılara hüküm verdi, soldan sağa taşarak?
Kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
Ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye
Yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
Hep direnen bir yanım kalacak
Adımın soluk izi, acının seyir defterinde.

şimdi gece, bindokuzyüzseksenikiyle
Üçyüzaltmışbeşi çarp - oradayım işte
Yorgun değilim, umarsızım yalnızca
Geçmişle geleceğin öpüştüğü yerde bir nokta
Gibiyim ve çoktan dürüldü defterim
Uçurumlar üstünde uçuşur dizelerim
Onlara köprü olacak bir beden yoksa da..

Bu benim yalnızlığım, dalsızlığım benim
Kana kana içtiğim çeşmelerden susayarak ayrılmak
Titreyen bir ışık karanlıklarda
Onu kim görebilir, kim tanıyabilir?
Sonuda hep bir soruyla karşı karşıya kalmak
Boynumun borcu bu, ödenmedi yıllardır.

Her aşktan böyle bir şiir kaldı bende
Yaşamımın bir dilimini özetleyen
Unutuşun çiçekleri bunun için hiç açmıyor
Donuyor bir gülüş tek bir dizede
Yaşanmış yüzlerce anı, buruk bir özlem
Çivileniyor beynimin bir yerlerine
Geride -hayır- acılar filan da kalmıyor
Bir boşluk yalnızca, uçurumlara özenen.

Nefret ediyorum ve seviyorum seni
Girdiğin bütün kapıları açık bırak
Birazdan git diyebilirim çünkü..
Çağım yalnız bırakmıyor beni, ellerini
Tutuşumda, usulca öpüşümde dudağını
Çağım aramızda çekilen kanlı bir bayrak
Uzayan, akan bir irin yolu gibi.

Sözcükleri güden çobanları var kalbimin
Beynimin yaşamı saran kıskaçları
Bitsin dediğim yerde bunun için başlıyorum
Yitirdiğim her şeye dönüp de bakmam bundan
Sensin yalnızlığa uzanan yolların düğüm yeri
Ama şu anda içimde öyle çoğulsun ki
Böyle irkilmezdim dünyayı kucaklasam.

Çapraz yalnızlıklar astım göğsüme
Yollarda bir savaşçı gibi yürüdüğüm doğrudur
Gözlerle, dillerle kuşatılmış bir ülke
kalbimdir ona tek sınır
Susmayı bunun için severim bir çığlık gibi
Donup kalır sesim kendi göğünde
Onu ne anlayan, ne de duyan bulunur.

Yaşamım sonsuz bir hac yolculuğuna dönüşüyor burada
Kendi içimde ya da uzak yollarda
Bulduğum ve yitirdiğim bütün varlıklar
Bir mozayiğe biçim veriyorlar sessizce..
Bende dünyanın acısıyla sevinci öpüşüyor
Irmakların birleştiği o nokta benim
İtilip tekmelendiğim bütün kapılarda
Bana atılan her taş şimdi çiçek açıyor.

Bir gün anlarsın beni neden suskunum
Dünya içimde konuşurken böyle
Bedenimi aşıyor yorgunluğum
Karşında oturduğum masalardan dökülüp saçılıyor
Bu öyle bir çığlık ki, susuşlar kalıyor geride
Ondan öte her söz bir saçmalığı büyütüyor.

Adını çoktan unuttun yüzün aklımda
Ve bu şiiri neden sana adadığımı bilmiyorum
Ama her güzellik nasılsa kendi adını bulur
Bunun için ben Gül dedim sana..
Yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa
Kökleri toprağı saramaz olur
Üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan

Söylenecek bir tek sözüm kalmazsa
Çizerim yüzünü kuşların kanatlarına
Her çırpınışta gökyüzüne dağılır
Yüzün, hücrelerine varana dek uçuşur.

Kağıtların aklığına aşkın tortusu çöküyor
Parklar, sokaklar, söylenmiş ya da söylenmemiş sözler

Yazdıkça biraz daha unutuyorum seni
Ve her yerde düş tacirleri, şiirseviciler
Bir şeyleri yorumlayıp duruyorlar aptalca
Büyüteçlerle inceliyorlar şu yitik ömrümüzü
Ben aşkın son hasatçısı, son peygamber
Gülünç, soyu tükenmiş bir varlığı oynuyorum boyuna.

Sana artık bir sığınak olsun bu şiir
Noterlere ver onaylasınlar - her hakkı saklıdır
Düşün, kalemimi sen tuttun yazarken
Yeni okula başlayan bir çocuğa yardım eder gibi
Öyle acemilikler yaptım ki ben
Hiç kalır bu şiir onların yanında ve
Nasıl ayaktayım diye şaşıyorum bazen.

Görüp göreceği son şey bu şiirdir dünyanın
Çığlığımdan arta kalan bunlar olacak
Aklımın son kırıntılarını da burada harcıyorum
Bundan böyle ibreler hep eskiye vuracak
Yakınmıyorum, yerinmiyorum hiçbir şeyle
Kalırsa odalarda unutulmuş birkaç şiir
Bir yeniyetmen in altını çizeceği dizeler benden
Senin adın nasılsa bir gün hepsini tamamlayacak...

Sevda Şiirleri - Zeytin Ağacı, Ahmet ErhanSevda Şiirleri - Zeytin Ağacı, Ahmet Erhan
Burak, bir alıntı ekledi.
 15 May 20:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sürebilir bu aşk dedi. Başımı umutsuzca iki yana salladım. Mumkün değil dedim. Devam edemez dedim. Seni görmemeye dayanamam. Aklım sende kalır. Kalbim sendeyken bir de aklım sende kalırsa, beni deli diye kapatırlar bir yere dedim. Bunu mu istersin dedim. Bunu istemem dedi. Ama ben zaten sadece kalbin bende kalsın diyorum dedi. Güldüm.

Hiçbir sey bilmiyorsun aşk hakkında dedim ona. Kalp ve akıl dedikleri, birisi kan pompalayan yumruk büyüklüğündeki et
parçası, digeri de ceviz içine benzeyen bir pembe pelte değil ki dedim. Bunlar birbiriyle savaşmaya yemin etmiş iki düşman, aşk bahçesinden içeriye girince . Devam etmek için diğeri de sende kalacak. Birisi sende kalırsa, bu savaşa devam etmek için diğeri de sende kalacak. Mecbur buna. O zaman da beni kalpsiz ve akılsız bir deli olacağım için kapatacaklar bir yerlere...

Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 36)Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 36)
Burak, bir alıntı ekledi.
 15 May 19:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir insan tanımadığı bir insanı nasıl sevsin? İki soru var şimdi, farkındayım; bir, onunla
neden tanışmıyordum o halde, ve iki; peki o halde ben nasıl tanımadığım birine aşık olabilmiştim?

Bir, onunla tanışamazdım, çünkü ona âşıktım. Derlerdi ki kavuşmak aşkı öldürür. Aşkım o kadar kuvvetliydi ki, bu aşk onun için bile feda edemezdim.

İki; onu tanımam için onunla tanışmama gerek yoktu. Bu mesele biraz çetrefilli aslında. Kalbinize giren kurşunun sizi
öldürmesi için, kurşunun özelliklerini bilmeniz mi gerekir? Aşk benim yaramdı.

Peki nasıl başlamıştı? Bunun bir önemi var mı? Siz hiç aşık olmadınız mı? Nasıl başladığına göre değişiyor mu her şey? Tahmin ettiğiniz gibi. Gördüm ve başladı. Zaten böyledir hayat, yanılıyor muyum? Bir gün bir şey görürsünüz ve o şeyi gördüğünüz andan sonra artık hiçbir şeyi eskisi gibi görmez olursunuz. Her şey başka türlü görünür artık size. Böyle oldu bana da.

Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 35)Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 35)
Burak, bir alıntı ekledi.
15 May 19:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Güzellik meselesi de muğlaktı. Mesela arkadaşlarıma göre o güzel değildi. Normal diyorlardı. Normal bir kız işte. Evet
değil mi diyordum ben de ne diyeyim, iki ayağı, iki gözü, iki kulağı var, normal yani. Kuyruğu filan yok, normal... Dalga
geçme, ironi yapma, normal işte, ahım şahım bir güzelliği yok, diyorlardı. Onlar böyle deyince ona tekrar bakıyordum.
Bakıyordum... Dizimi masaya çarpıyordum. Ne kadar sakarsın, sürekli bir şeyleri deviriyorsun diye yazıklanıyordu bana.
Küçümser gibi. Senin yüzünden... diyemiyordum. Yüzüne bakıyordum. Yüzün, diyordum... Yüzüm ne diyordu... Yüzün
diyordum, soluk mu biraz. Çantasından çıkarıp aynasına bakıyordu. Makyajını tazelemeye gidiyordu. Masaya çarpmıyordu
dizini giderken, kalkarken. Bu, benim canımı, masaya dizimi çarpışımdan daha çok acıtıyordu.

Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 33)Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk, Güray Süngü (Sayfa 33)