2/10
·408 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitap bir kişisel gelişim ya da psikoloji kitabı değil. Daha çok, yazarın kendi eğitimlerine mürid toplamak için yazdığı bir kitap. Yazarını ayakta alkışlıyorum. Beyaz yakalı modern insanın bağlanma açığını keşfedince, kendine seküler bir tarikat kurmuş, şeyhliğini ilan etmiş. “Aydınlatıyorum, dönüştürüyorum” ayağına müridlerinin paralarını cukkalıyor; para almadıklarına da çay demletiyor, ortalığı toplatıyor, getir götürünü yaptırıyor. Kitap boyunca aynı kavramlar dönüp duruyor: uyanmak, aydınlanmak, dönüşmek, değişim, olasılıklar, seçim… “Her şey senin seçimin”, “Anda ol”, “Anı yaşa”, “Bakış açını değiştir”, “Hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme”, “Merkezine dön”, “Merkezleş”, “Gerçeği gör”, “Gerçekliğini yaşa”, “Affetmek”, “Anda kalmak”, “Aydınlanmak”, “Dönüşmek”, “Kendini bilmek”, “Kendi içine dönmek”, “Nefes, nefes, nefes…” Bunlar durmadan yineleniyor ama hiçbirinin altı tam doldurulmuyor. Mesela kendini bilmek için ne yapmalı? Aaa, tabii ki yazarın eğitimlerine katılmalısınız (!) İşin içine kuantum safsataları katılmış: sonsuz olasılıklar evreni, senin o evrenlerden seçim yaptığın gibi… Erkcan Özcan Hoca’ya yöneltilen “Hocam, kuantum fal mıdır?” sorusundan sonra yüzünün aldığı ifadeye benzer bir ifade kitap boyunca benim de yüzüme oturuyor. Bahsettiğim hocanın videolarından çıkardığım sonuç şu ki: Kuantum olasılığı, senin dileğinle seçilen bir menü değil; matematiksel olarak hesaplanan, deneylerle doğrulanan bir olasılık yapısıdır. Zar atınca 1–6 arası gelme olasılıkları vardır. Ama “Ben 6 frekansına girdim, ben tüm kalbimle 6’yı seçiyorum, aldım kabul ettim, 777 dedim, o yüzden 6 gelecek” diyemeyiz. Kitabın dediğine göre istediğin şeyleri kalbinden geçir, olması için ne gerekli sorularını sor; kalbinin titreşimleri doğru olasılıkların frekansını çekecek
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Dewrimci Bir İbadet Hacc
10/10
·
Beğendi
HACC Hacc tecrübesi bana neler öğretti. Kişi hacca giderken kendi kendine "hacc ne demektir diye sormalı ve haccın Allah'a doğru yükselmesi olduğunu bilmelidir." Hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterisidir. Gösteride Allah, sahnenin yöneticisidir. Adem, İbrahim, Hacer ve şeytan başlıca karakterleridir. Sahneler Mescid'ûl Haram, haram bölge[Mıntıka-i Haram] meş'a [Safa-Merve arası]Arafat, Meş'ar [Arafat'la Mina arasında hacıların gece kaldığı ve şeytan taşlamak için taş topladığı yer] ve Mina’dır. Önemli semboller Kâbe, Safa, Merve, gündüz, gece, güneş ışığı, güneşin batışı ve kurbandır. Kostüm ve makyaj ihram, halk ve taksirdir. Hacc'a giden kişiler erkek, kadın, genç ve yaşlı siyah beyaz ne olursak olalım Allah'la şeytan arasındaki karşılaşmada Adem İbrahim ve Hacer'in rolü tarafımızdan oynanır. Hacc'da şunlar şöyle yapılmalı böyle yapılmalı gibi şeylerden ziyade Hacc'ın Müslümanlara niçin farz olduğu üzerinde durulup öğrenilmesidir. Boş Bir Felsefeyi Red Hayat yaşadığımız şekliyle tiyatroyu andırır. Kişi gayesiz, gece ve gündüzleri izler. Gün be gün yaşamayı temel kabul eden insanın yönü yoktur. Amacı sadece yaşamaktır. "Yaşayan bir bedende ölü bir ruhtur var olan. Ama Hacc olayı bu sağlıksız durumu değildir. İnsan Hacc'a gitmeye karar verdi mi gerekli adımı attı demektir. Hacc'ı gerçekleştirme yoluna girilmiştir. Hacc gayesizliğin karşıtıdır. Evinden çıkacaksın Allah'ın evini [BEYTULLAH] veya insanların evini ziyaret et, çevreni terk et, pak topraklara git orada Meş'ar-i Haramın cana can katan seması altında Allah'la [CC] karşılaşabilirsin. Çektiğin yabancılıklar bitecektir. İnsan sonunda kendini bulacaktır. Allah'a Ulaşma Hacc, haram aylardan Zilhiccede yapılır. Mekke toprağı asûde ve huzur doludur. Çöl korku nefret ve savaşın yerine barış ve
Düşünce
HaccAli Şeriati · Özgün Yayıncılık · 20061,639 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
POLİTİKA VE AŞK
10/10
·208 syf.··
2020 153. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 19:55
Kaynaklar: Plutarkhos'un Hayatlar’ının Sir Thomas North çevirisi. (1579) ''Şehvet, şehvet! Hep savaş ve şehvet! Modası geçmeyen yalnız bunlar. Hepsinin canı cehenneme!'' -William Shakespeare, Troilus ve Cressida Antonius ve Kleopatra Romeo ve Juliet gibi ''talihsiz genç âşıklar'' değildir. Her ikisi de ''toy zamanlarını'' geri bırakmış olgun yetişkinlerdir. Antonius Fulvia'yla evlenir, ama zamanını Roma'daki karısından uzakta ''Mısır kadını''yla geçirmeyi tercih eder. Kleopatra da daha önce evlenmemesine rağmen aşk yaşamıştır: ''Koca Caesar bile Düştü yatağına kılıcını bir kenara bırakıp. O yatakta Caesar'ın ektiğini Kleopatra biçti.'' (s. 44) Antonius ve Kleopatra'nın birbirlerine duyduğu tutkunun yoğunluğu çok baskındır. Shakespeare onların birbirlerine açlığını, arzusunu ve bağımlılığını Shakespeare külliyatındaki en güzel ve ince dizelerden bazılarıyla ifade eder: ''Yaşlılık onları solduramaz,'' çünkü birbirlerinin gözünde ilah gibidirler. Çift olarak kahraman, ihtişamlı ve insanüstü olmalarına rağmen, aynı zamanda acımasız, korkunç, ödlek ve sarhoşlardır. Shakespeare bu karakterleri hem tek tek hem de çift olarak zengin ve hatırlanmaya değer bir biçimde sunar. Kleopatra, Shakespeare'in yarattığı en büyük dramatik karakterlerden biridir. Bazılarının gözünde en bitap düşürücü ve rahatsız edici karakterlerden biri de olabilir. Shakespeare okuyucusunu (veya izleyicisini) Kleopatra'nın cazibesi ve canlılığıyla etkilemek için tüm yolları dener. Oyunun başından sonuna kadar erkeklerin onun cazibesine nasıl kapıldığını okuruz ve kendini beğenmiş Romalı Octavius Caesar bile Kleopatra'nın öldükten sonra ''başka bir Antonius'u baştan çıkaracakmış gibi'' göründüğünü söyler. Erkekler onu baştan çıkarıcı bir
Antonius ve KleopatraWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,875 okunma
Güzel metinler
Puan vermedi·195 syf.··
Beğendi
·
2020 384. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2020 18:38
Ömür Diyorlar Buna" farklı tarihlerde kaleme alınmış ve günlük gazetelerden kültür-edebiyat dergilerine farklı ortamlarda yayınlanmış metinlerden oluşuyor. Yazilara gelirsek, -Biliyor musun ki iyi yaşanmış hayat bir hazinedir... Bir gazetede Anadolu Ajansı mahreçli kısa bir haber görmüştüm: "Akçakoca'daki huzurevinde yaşayan, yedi dil bilen nine gençlere lisan öğretiyor..." Merak ettim, Akçakoca'ya gittim, Fatma Bayraşevski ile tanıştım. Hikâyesini Yeni Yüzyýl gazetesinin 24 Eylül 1995 tarihli CafePaza ekine yazdım. Bu söyleşi yayımlandıktan birkaç gün sonra, bir arkadaşım beni aradı ve "Babaannemin hayatını yazmışsin" dedi. "Nasıl yani?" dedim, "Fatma hanım senin babaannen mi?" Öyleymiş. Gazetede yazdıklarim tamamen gerçekti, ama ben o gerçeği hikâyenin meydanına taşıdım, dönüştürdüm. Neleri degiştirdigimi, dönüştürdügümü hatırlamıyorum, ama hikâyenin adı olan cümle ile son cümlesi tamamen gerçek. -Şapkacı Arlet Şapkacı Arlet'in adı, kendisinin Rum, kocasının Yahudi olduğu, Beyoğlu Mis Sokak'ta oturduğu, Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olayları doğrudur, hikâyede anlatılan diğer "şeyler" için garanti veremem. Hikâyenin gerçeðlği Sokak dergisinin tarihini hatırlamadığüm bir sayısñıda yayımlandı. Yıl yanilmıhorsam 1989'du. Mis Sokak'ta kitap günleri yapılıyordu, düzenli olsun, şenlik yapılsın isteniyordu. Olmadı. Arlet'le tanışmam bir tesadüftür, bana hikâyesini anlattı, beni gerçekten çok iyi ağırladı, çok yalnızdı, fırsat buldukça ona gelmemi istedi, ne yazık ki hiç gidemedim. Epeyce yaşlıydı, aradan on üç yıl geçmiş. Bazen yaşayıp yaşamadığını merak etmiyor değilim. Ama bir Şey beni engelliyor, gidip arayamıyorum.
İlişkiler
Ömür Diyorlar BunaAyfer Tunç · Can Yayınları · 20141,471 okunma
Puan vermedi·223 syf.·
2020 31. kitabı
Bir Ömrün En Uzun Yolculuğuna! Dolu dolu bir anlatımla, farklı bakışıyla Ali Şeriati... Düşünürler, dini felsefe ile anlatmaya çalışınca genellikle "kâfir" diye etiketlenmiştir. Oysa şimdi felsefe anlatan bir adam söze “Selamun aleyküm” diyerek başlayabiliyor. Bu onun taraflı olduğunu değil, aydın olmanın gereğini yerine getirdiğini gösterir. Demek ki her felsefe ve sosyoloji okuyan dinden uzaklaşmıyor. Dini anlatan edebi türlerde de çok farklı anlatımlar mevcuttur. Tasavvufta edebi anlatımlarda "devriye" çok göze batmasa da şathiye, her zaman ilgi çekici ve farklı bir anlatım tarzı olmuştur. Hallâc-ı Mansûr'un (öl. 922) "Ene'l-Hakk" (Ben Tanrı'yım veya Tanrı ile beraberim) sözü, tasavvuftaki şathın en meşhur örneklerindendir. Hallâc-ı Mansûr, Şahabeddin-i Maktul, Bâyezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî, Muhyiddin İbnü'l-Arabî gibi birçok mutasavvıf; başka türlü de yorumlanabilen fakat ilk bakışta şeriata aykırı düşen bazı sözler söylemişlerdir. "Şath" kelimesi Arapçada sözlük anlamı olarak "alaylı söz" demektir. Tasavvufta ise sûfînin kendisinden geçtiği, manevi bir coşku (sekir) anında söylediği, görünüşte şeriata aykırı sanılan söz ve hareketleri ifade eder. İşte bu yüzden Ali Şeriati’nin anlatımına bakarken, kelime ustalığını mananın önüne koymamak adına dikkatli ve tamamen bir "anlam arayışı" ile okumak gerekir. Mekke’ye Yolculuk İster yaya ister araçla... Ömründe bir defa seni sen yapan gerçek benliğine git! Evine, Beytullah’a! Beytullah ne? Allah’ın evi! Peki, neden senin? Çünkü Allah’ın yeryüzündeki yansıması sensin. Evet, ey çamur! Balçıktan yaratılıp zirvelere çıkan sen! "İnsanların içinde Hacc'ı duyur; gerek yaya gerekse uzak yollardan gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler." (Hac Suresi, 27. Ayet) Ve sen ey çamur! Allah'ın ruhunu ara. Kişi hacca
HacAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 20111,639 okunma
6/10
·478 syf.··
2020 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 11:29
yaklaşık beş yıl önce okuduğum kitabı can sıkıntısına tekrar okudum ve bir gün içinde de bitirdim. ne yalan söyleyeyim, artık büyüdüğüm için mi nedir eskisi kadar sevemedim bu kitabı. konumuz şu; 16 yaşında Mina moda tasarım okuma hayaliyle ta Bursa'dan kalkıp İstanbul'a şehrin en iyi kolejlerinden birisi olan Deniz Koleji'ne ablasının yanına geliyor. Tabii geldiği zamandan olaylar başlıyor. bir yanda kapı komşusu olduğu ama kimseye söylememesi gereken kapı komşusu, okulun popüler çocuğu Kamer, diğer yandan ise arkadaş gibi sevdiği ama asla karşılığını o şekilde alamadığı Galatasaray Lisesi'nde okuyan Berke var. olaylar bu üçlünün etrafında gelişiyor. her zamanki lise olayları, ergen ergen tavırlar ise havada uçuşuyor. kitabın yarısında ise bir olayın ardından karekterlerin bir anda üniversiteye geçişlerini görüyorsunuz. yazarın anlatım dili; kısaca sanki günlük yazan bir kızmış gibi olmuş ve ne yalan söyleyeyim bu durum pek hoşuma gitmedi. biraz daha düzgün yayılabilirmiş bence kitap ama olmamış. İstanbul, zamanında çok sevdiğim ama şimdi gerçekten sevemediğim bir kitap oldu. bzı şeyler gerçekten zamanına yakışırmış. kitaba puanım: 6/10
İstanbul (Bir Aşk Şehri İstanbul)Tuğba Sayın · Fenomen Kitaplar · 2015500 okunma