"Başımıza ne gelirse gelsin, aslen renksizdi. Siyah kapla bakarsan siyah, beyaz kapla bakarsan beyazdı. Babam bana tevhit bakışını öğretti. 'Her şey Allah'tandır kızım. Başına bir şey gelince hayr olsun de, senin görevin o şeyi tanımlamak değil, ona Allah için sabretmek.'"
Tevhit, tüm ikilikleri aşarak vahdet deryasına ve birlik vadisine ulaşmaktır. İkilikleri aşmadan tevhide ulaşmak mümkün değildir. Bu vahdet vadisinde asıl ve mutlak olan iyidir; kötülük, iyiliğin olmadığı yerde ortaya çıkan arızi bir durumdur. Asıl ve esas olan aydınlıktır, karanlık ışığın olmadığı yerde ortaya çıkan arızi bir haldir. Esas olan doğrudur, yanlışlık doğrudan saptığımız zaman aklımıza ve irademize musallat olan bir arazdır.
(Transandantal Meditasyon) ile aynıdır. Ancak tarihsel geçmişi daha eskidir.Daha çok bir gizli ve mistik bir öğreti olarak ele alınmasına karşın Batıda bazı gruplarca eğitimi de verilmektedir.Amaç aynıdır: daha yüksek bilinç durumuna ulaşmak.Bu iki şey için yapılır: Kişinin kendisini daha iyi algılayabilmesi ve Allah’ın varlığını kavrayabilmesi.Zikir aşk yolunda ilk adımdır. Zikir, vecd hali oluşturan en iyi yol olarak kabul edilir.Vecd, kelime anlamı ile “buluş, bulma” yani Allah’ı bulma ve huzura ermektir.Hz. Muhammed de, "Zikrin en faziletlisi, Lâ ilâhe illallah ve duanın en faziletlisi de elhamdu lillah'dır" diyerek, tevhit kelimesi ile zikirde bulunmanın önemini ifade etmiştir.Meditasyonda olduğu gibi, zikirde esas unsur, diğer varlıkları ve nesneleri unutarak, hatta yok sayarak Allah'ı anmaktır.Onun için Allah'ın varlığını ve birliğini ifade eden tevhit kelimesi, en güzel zikir olarak kabul edilmiştir.Tevhit kelimesi bir bütün halinde, "la ilâhe illallâh Muhammeden resûlullah" şeklindedir.Bu adeta meditasyon ya da yogadaki mantradır.
Ondan nur alanlar, o kadar muazzez ve erişilmez insanlardır ki, Allah'ın kendilerine verdiği ve o nurdan yoğurdukları seciyeyle, aşk ve teslimiyet, bağlılık ve fedakârlığın ebedi örneği kalacaklardır.
Şöyle:
Bir velîye diyenler oldu:
- Siz öyle yükseksiniz ki, zamanımızda Sahabîlere eş gibisiniz!
- Ne münasebet, dedi yüksek velî; eğer siz Sahabîleri görseydiniz, vecd ve aşk hallerine bakıp deli derdiniz; onlar da sizi görselerdi müslüman olmadığınıza hükmederlerdi.
Ben nasıl onlara eş veya eş gibi olabilirim?
Nihayet insan aşkta erir; Allah'a biat eder; tevhit kalesine sığınıp takva elbisesini giyinir. İnsan irfanla görür; hikmetle anlar; dua ile ister ve ibadetten rubûbiyyet cevherine erişir. Kendi emir, nehiy, hicret ve cihadında, insanları dünyayı bambaşka yapar.