Aşkı bir kez tadan bilir ki; o andan sonra dünya eski yer değildir. Renkler fazla parlak, sessizlik fazla gürültülü gelir. Yalnızlık ise kalabalıktan daha keskindir.
"Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle, hakları için savaşma karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı."
Kucağıma aldım aşkı
Baktım olacak gibi değil, kalbime bastım
Sen ki benim en kurak toprağımdın Yağmur suyu hürmetine sana kandım
Kandım... içe içe yandım.
Yalnızlığımsan da, yalnızsan da gel artık
Sözüm geçmez oldu kalbimde silkelenen atlara
siz
kalabalığın içinde
bir yürüyüştünüz
ben ise
her kalabalığa
belki siz varsınızdır diye giren
yalnız bir ihtimal
.
siz
cümlede duran bir virgüldünüz
ben ise
o virgülden sonrasını
bir türlü yazamayan hayalperest
ne zaman sizi gördüysem
ya da gördüğümü düşünsem
öylece geçip gittim yanınızdan
dilimde büyüdü
bir “merhaba” bile diyemedim
.
çünkü kalbim
sizi görünce mi telaşlandı
yoksa
bir gün sizi göreceğine inandığı için mi
bilemedim
sonra
hep aynı saatlerde yürüdüm
aynı sokaklardan
aynı ağacın gölgesinde bekledim