"İnanmış bir insan, kendini asla kökten bir şekilde, mutlak bir şekilde değersiz hissetmez ve mutlak bir şekilde yalnız hissetmez. Mutlak bir şekilde değersiz hissetmez çünkü o Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. O Allah’ın üzerine vurduğu gölgedir. O'ndan bir can taşımaktadır. O'ndan bir öz taşımaktadır." Dolayısıyla "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin," diyen bir medeniyette kökten bir değersizlik duygusu olamaz. Kendisinin Allah'tan bir öz, bir cevher taşıdığına, Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğuna inanan bir varlık asla koyu bir değersizlik hissine mağlup olmayacaktır. Mutlak bir yalnızlık da olmayacaktır. Kimsesi yoksa da Allah’ı vardır. Allah bes bâkî heves diyoruz, değil mi?
Sayfa 142 - Turkuvaz
Alıntı
Hayatlarımız sağlam bir temele dayanıyormuş gibi yapıyoruz ve bizi asla terk etmeyen huzursuzluğun, kaygının, karmaşanın üzerimizdeki gölgesini görmezlikten geliyoruz.
Sayfa 15 - Say, 9.baskı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendimi bildim bileli kendimi bilemeyeceğimi biliyorum. Yine de varlığımın nedenini sorgulamaktan asla vazgeçmedim.
Sayfa 23 - Hakan Günday·Kitabı okuyor
Nasıl hücrelerden oluşan bir ağ, bir hücrenin tek başına yapamayacağı şeyleri başarabiliyorsa, dini ağlar da tapınaklar inşa etmek, hukuk sistemleri düzenlemek, kutlanacak bayramları belirlemek ve din savaşları çıkarmak gibi bireylerin asla tek başına yapamayacağı şeylerin üstesinden gelebilir. Bilginin gerçekliği her zaman temsil etmediğini söyleyebiliriz. Fakat her zaman bir şeyleri birbirine bağlar. Bu, onun temel özelliğidir. Dolayısıyla bilginin tarihteki rolünü araştırırken, “ gerçekliği ne kadar iyi temsil ediyor?” veya “ doğru mu yanlış mı?” gibi sorular bazen anlamlı olsa da en önemlileri, “ insanları bir araya getirebiliyor mu?” ve “ hangi yeni ağı yarattı?” sorularıdır.  Bilgi her zaman bağlantılar kurarken, çoğu bilgi özel bir çaba gerektirir. İşte tam da bu yüzden, daha güçlü bilgi teknolojileri yarattığımızda dünyayı daha doğru anlayacağımıza inanan naif bakış açısı hatalıdır. Dengeleri gerçeklerin lehine çevirmek için fazladan çaba harcamazsak, bilgi miktarı ve hızındadaki artış yüzünden, nadir bulunan doğru bilgiler çok daha yaygın ve ucuz bilgi türleri tarafından silinip süpürülecektir. Naif bakış açısının savunduğunun aksine homo sapiens dünyayı, bilgiyi her açıdan doğru bir gerçeklik haritasına dönüştürme becerisi sayesinde fethetmedi. Başarımızın sırrı daha ziyade, çok sayıda insanı birbirine bağlamak için bilgiyi kullanma yeteneğimiz. Bu yetenek ne yazık ki genellikle yalanlara, yanlışlara ve fantezilere inanmakla bir arada gelişiyor. 
Sayfa 47·Kitabı okuyor
“İster baba olsun,ister kral, isterse baştanrı,asla adaletten ayrılmamalı.”
"Anne babamızın bize göstermediği ilgiyi, saygıyı, duygularımıza dair anlayışı, gerekli olan korumayı ve koşulsuz sevgiyi kendimize gösterebiliriz."
Psikoloji