Din, bir susuzluk, sonsuza karşı duyulan özlem. Bilgi değil, aşk. Aşk öğretilir mi? Dini, mektebe sormak yanlış. O, dost bir iklimde kendiliğinden çiçeklenmeli.
Bu korkunç değişiklik, hep kendine değil de başkalarına inanmaya başladığı için olmuştu. (...) Öte yandan kendine inanacak olursa, daima çevresindekilerin yermeleriyle karşılaşıyordu. Oysa başkalarına inandığı zaman çevresindekilerin beğenisini kazanıyordu.
Hırsızların becerileriyle, fahişelerin ahlaksızlıklarıyla katillerin zalimlikleriyle övünmelerine hayret ederiz. (...) Oysa zenginlerin servetleriyle, yani hırsızlıkla; komutanların utkularıyla, yani katillikle; hükümdarların kudretleriyle, yani zorbalıkla övünmeleri aynı şey değil midir?
Bazen düşünürüm, ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkında varmadan harcamak için neler yapmayız?