9/10
·680 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 04:25
Selamlar. Nasılsınız? Ben bir kitap okudum ama ne okumak. Duygularım açısından aşırı kararsız durumdayım. Bu kitapla ilgili hislerim biraz karmaşık ama genel olarak bayağı sürüklendim diyebilirim.Öncelikle atmosferi çok iyi kurmuştu. Başlarda biraz klasik bir gerilim okuyorum gibi hissettirse de sayfalar ilerledikçe ‘tamam, bu iş başka bir yere gidiyor’ dedirtiyordu. Özellikle yalnızlık hissi ve o rahatsız edici tedirginlik çok iyi geçmişti. Okurken sürekli bir şey olacak hissi var ve bu bayağı diri tutuyordu. Ancak ilk bölümler çok klişe hissettiriyordu. Ayrıca kitabı ikiye bölmem gerekirse,ilk 300 sayfa aşırı durağan ilerledi. Kalan sayfalar su gibi aktı geçti. Bazı olayları önceden tahmin edebildim ve bu da gerilimi biraz düşürdü. Yine de tamamen baymadı çünkü yazar tempoyu iyi ayarlıyordu. Karakter konusunda biraz mesafeliyim. Ana karakterle empati kurduğum anlar oldu ama bazen verdiği tepkiler bana çok mantıklı gelmedi. Lilia zeki mi salak mı hala karar veremedim. Tamam kızın gerçekten hayran olunası bir zekası vardı. Ancak bazı konular o kadar pasifti ki beni aşırı sinir etti. Ha bire bir para konusu, güvensizlik ve çokça gerkesiz adımlar. Ya kızım kaptın bursu hayatına bir adım at yok kardeşim yok bilmem ne! Devryck bile bir yerde patladı. Gerçi bakın o moron karakter baştan sona öyleydi ve ben sevdim. Şu aşık olunca tamamen minnoş olan ve karakterinden uzaklaşan adamları sevmiyorum. Bu yüzden Devryck kesinlikle favorimdi. Ayrıca o kadar durağan sayfadan sonra tüm olayları son sayfalara sığdıran ve sonda çok önemli bir bilgiyle bizi baş başa bırakan yazara selam olsun. Çok fazla göze batmasada bazı mantık hataları ve gereksiz uzun uzun anlatılan #smut sahneler de tempoyu o karanlık havadan çıkarıyordu. Ancak ne olursa olsun özgün bir hikaye olması beni çok mutlu
1000k
NocticadiaKeri Lake · Independently Published · 0264 okunma
Ölmek yenilmek demek değildir...
Puan vermedi·504 syf.··
2026 1. kitabı
Yazar Necati Cumalı ile tanışma kitabımız diyebilirim Viran Dağlar için. Yeni bitti kitap ve ben çok üzgünüm böyle bir sonu haketmedi Zülfikar Bey.. Biraz araştırdım yazar Necati Cumalı 'nın babasının dayıoğlu oluyormuş aslında Zülfikar Bey. Gerçekten yaşamış olması ve onun hayatı, yaşadıkları beni çok etkiledi ve inceleme yazmaya karar verdim.. Kitaba gelirsem, o zamanlar Osmanlı toprağı olan Makedonya, Selanik, Manastır, Florina, Görce, Goriçka da geçiyor genel itibariyle olaylar, daha doğrusu varlıklı, zengin toprak sahibi köklü bir Türk ailenin tek oğlu.. , çocukluğu, gençliği, yaşadığı fırtınalı aşkları, evliği ve kendi anne babası, arabalarıyla her yönüyle anlatmış yazarımız son Osmanlı Bey İ Zülfikar 'ın hayatını .. Ama tam anlamıyla nasıl dolu dolu yaşanmış bir hayat.. Ayrıca Yazarın bu bölgeyi çok iyi bilmesi dağ dağ , o tepeler, onlarca köy tek tek isimleri, uğrnılan Han(Otel) ların adlarını en ince ayrıntısına kadar yazması yansıtması.. kitaba daha çok derinlik ve gerçeklik katmış bana göre.. Ve onun zamanında yaşasaydım da onunla tanışsaydım dedirten kült bir kişilik örneği... okumuş, görmüş geçirmiş dil bilen, merhametli, alçakgönüllü, cesur, aklına estiğini illa yapan mert delikanlılardan.. Hani derler ya "adam gibi adam" dedirten övgüye layık türden.. Makedonya Osmanlı toprağı ama Arnavut u, Bulgar, Sırp, Müslümanı Hıristiyan ı hep bir arada yaşıyorlar.. Fakat Osmanlı Hükümeti eski düzeni sağlayamıyor artık topraklarında. Meşrutiyet ilan ediliyor o da işe yaramıyor.. Balkan Savaşı çıkıyor vatan sevgisi ağır basıyor Savaşa gönüllü katılıyor yaralanıyor Zülfikar Bey. Sonra yine vatanı için Arnavutluk Osmanlı arasında Gizli İstihbarat haberleşme örgütüne katılıyor. Tabii bu Fransızların hoşuna gitmiyor çünkü o dönemde Makedonya Fransızların işgali altında..
Edebiyat & Roman
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 22:36
Freud'un çocuk cinselliği ve fallik dönem üzerine eğildiği bu kapsamlı vaka analizi, doktor olan babanın, beş yaşındaki oğlu Hans'a dair tuttuğu gözlem notlarına ve diyaloglara dayanır. Kitapta; Hans'ın annesi, babası ve kardeşi Hanna ile olan ilişkileri etrafında şekillenen ruhsal süreçler, Oedipal çatışmalar, iğdiş edilme korkusu ve meşhur at fobisinin kökenindeki bilinçdışı durumlar irdelenmektedir. Oedipal çatışmalardan olan oedipus karmaşası erkek cocugun anneye karsı olan bilinçdışı arzularını ifade eder. Kücük Hans'ın da yaşadığı bu karmaşa Freud'a göre Fallik dönemde görülen olağan bir durumdur. Kitapta babasını kıskandığı bölümlere sıklıkla yer verilmiştir. Babasını at ile özdeşlestirmesi, atın ölümünün babayla bagdastırılması, babası gibi kara kaş, kara bıyıklı olma istegi, 'çiş-yaparının' babasınınki gibi olması istegi gibi örneklerden bu durumu görebiliyoruz. Hans'ın at fobisinin temelinde ise babasına duyduğu gizli öfke ve annesini paylaşamama arzusu yatar. Beyaz bir atın kendisini ısıracağı korkusu, annesinin onu cinsel merakı yüzünden 'hadım edilmekle' korkutması sonucu ortaya çıkmıştır. Siyah ve ağır yüklü atların düşmesinden duyduğu korku ise, annesinin hamilelik sürecini ve babasının aradan çekilmesi yönündeki bilinçdışı isteğini simgeliyor Kitabın ikinci bölümünde Freud olayı cözümleme aşamasını ele almıştır. Burada Hans ile ilgili gelen eleştiriler cevap vermektedir. Örneğin Hans'ın normal bir çocuk olmadıgı, onda görülen durumların 'normal' çocuklara atfedilmemesi gerektigi düşüncesine Freud kısaca şöyle der: Hans hasta bir çocuk değil, iç dünyasını dürüstçe dışa vurabilen tipik bir çocukluk örneğidir. Çocukların ifadelerinin güvenilmez olduğu şeklindeki ifadeler için de kitapta geçen şu cümleyi eklemek istiyorum: " Çocukların
Küçük HansSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,455 okunma
Hakkaniyet ülküsü ve öç alma dürtüsü
Puan vermedi·141 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 21:29
Bu kitabı yaklaşık 5 yıl önce Genel Devlet Teorisi dersinde; bürokrasi, kurumsallaşma ve modern devletin unsurları konularında yorum yapmak amacıyla üzerinde durmuş ve özetini okumuştuk. Uzun zamandır okuma listemde bulunan bu kitabı çocuk kitapları kategorisinde bulmak biraz şaşırttı. Konusu ve kavramları itibariyle yetişkinlere yönelik olan bu öyküde- kitaba da ismini veren başkarakter- Michael Kohlhaas; kendi halinde yaşayan, iki çocuk sahibi, yoğun bir hak ve adalet ülküsüne sahip bir at tüccarıdır. Haksızlığa ve keyfiliğe karşı müthiş bir kin ve öfke besler. Atlarını komşu kentte satmak için götürdüğünde yaşadığı haksızlıklar, mesnetsiz ve adaletsiz muameleler ile olaylar gelişir. Michael en temel beklentisi olarak bu hususta haklı ve adil çözümler aramak için mahkemeye başvurur. Ancak karşısında modern anlamda kurumsallaşmış, keyfiliğin olmadığı, öngörülebilir, tarafsız bir yargı erki yoktur. Aksine güçlü kişiler ve onların etrafındakilerin buyruklarına bağlı bir yasama ve yargı olduğundan hakkını alamaz. Üstelik karısı da bu uğurda haksız yere öldürülür. Karakterin beyhude çabaları zamanla ölçüsüz ve zalimce öç alma eylemlerine yerini bırakır. Michael bu noktada devlete, hukuka, sisteme ve soylulara bağlılık ve güvenini yitirdiğinden kendince hak ve adaleti tesis etmek ve düzeni yeniden kurmak niyetiyle birçok cinayet işler, haydutluk eder ve sivillerin canına malına kıyar. Neticede idama mahkum edilir. Michael yaptıklarının karşılığını canıyla öder ama soylunun da hapis cezası almasından ve başından beri talep ettiklerinin de karşılığını bulmasından sebep ölüme giderken dahi hakkını almış olmanın rahatlığıyla gözlerini kapar. Kitabı okurken karakterin varlıklı oluşunu da nazara alarak bazı bazı 'iki at, biraz zedelenmiş itibar ve hakkaniyet duygusu uğruna
Michael KohlhaasHeinrich Von Kleist · MEB Yayınları · 19911,071 okunma
«« İçeriği Zengin, Üslubu Keyifli »»
8/10
·175 syf.·
2025 147. kitabı
“Kusura bakmayın, biz denemelere Kaşıkçı Elması gözüyle bakıyoruz. Hem denememizde de rozası altın değer yeni bir Kaşıkçı türetmeye çabalıyoruz. Kendimize poh poh çekmeye de yazarlığımızın ve yaşamımızın son günlerine geldiğimiz, ya da onlara çok yakın düşkünlüğümüz için el atiyoruz.Yoksa yine her vakitki gibi sesimizi çıkarmaz, eleştirmenlerin gelip bizi bulmasını beklerdik. Öylece de kurur kalırdık.” s.30 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Deneme türü çoğu kez zorlayıcı ve sıkıcı göründüğünden yavaş yavaş ısınmaya çalışıyorum diyebilirim. Nazan Bekiroğlu gibi zarif kalemlerden okumak; ya da Jorge Luis Borges gibi sınırları zorlayan ama anlaşılırlığı imkansız olmayan kalemlerle keşfetmek de bu türe yaklaşmamda etkili oluyor. Özellikle duygusu ağır romanlar okurken araya alınan deneme türünde bir eser dengeleyici bir araç olabiliyor. Bu anlamda, deneme türünde adı çokça geçen Salâh Birsel'le buluşmak istedim. Bir Zavallı Sarı At okuduğum en keyifli deneme kitabı oldu. Yazarla tanışma kitabı olarak beni mutlu etti. Nedeniyse, çok kalabalık ve farklı konular içermesine rağmen, bu konuların çoğunluğunun ilgimi çekecek türde olmasıydı. Yazılarının her birinde sinema, müzik, edebiyat, felsefe, tarih iç içe yer alıyor. Hilmi Ziya Ülken, Süruri, Beşir Fuat, Henry Miller, Jack Kerouac, James Joyce, Virginia Woolf, Sartre, Stendhal, Kafka, Flaubert gibi kişilerin yaşamından ve eserlerinden kesitleri farklı alanlarla harmanlayarak yorumluyor. Bu yazarlardan en sürprizi, zorlayıcı bir kalem olan ve 2026 yılında kendisini öyküleri ile ağırlamak istediğim Julio Cortazar'dı. ☆ Yazara "Öykü Nasıl Yazılır?" başlıklı yazısında ve birkaç denemede yer vermesi, onunla tanışma öncesi çok iyi denk geldi. Yazarın türü sevdiren en büyük özelliği kullandığı alaycı dil ve eğlenceli üslubu.. Daha önce duymadığım, oldukça zıpır ve
Edebiyat
Bir Zavallı Sarı AtSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 201874 okunma
Beş Şehir Kitap Tahlili
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 09:47
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar Tanpınar Beş Şehir adlı kitabında İstanbul'a madde ve mana olmak üzere iki yönden bakmıştır. MADDE: " Tarih, mimari,peyzaj, ticaret hayatı, yaşam,sanat, şehrin görünümü, İstanbul'dan insan manzaraları, semtlere bakış, eğlence hayatı v.b. " Tarih: Yazar, tarihi kullanarak İstanbul'daki değişimi, insanların değişimini hatta İstanbul ile başka şehirlerle arasında ilişki kurmada kullanmıştır. Örnek: " Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1908 ile 1923 arasındaki on beş yıl o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe, birbiri üstüne bir yığın küçük, büyük yangın, malî buhranlar, imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durdurduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923'de olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. " Mimari: İstanbul'un eski halini ve şimdiki halini karşılaştırırken eski mimari ile yeni mimari hakkında bilgi vermektedir. Mimarinin yanında kullanılan eşyalardan da bahsetmiştir. Örnek: " İstanbul'un asıl iç manzarasını şehnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı. " Örnek: " Çocukluğunda, İstanbul'un hemen her evinde, saat başlarında, ' Entarisi ala benziyor' u, yahut ' Üsküdar 'dan geçer iken' çalan masa saatleri vardı." İstanbul'dan İnsan Manzaraları: Yazar, İstanbul'daki sokaklarda insanların yaşamını incelemiştir. Örnek: " Satıcı sesleri bunlardan biriydi. Eski İstanbul mahallelerinde bu sesler bütün bir günü baştanbaşa idare eder, saatlerin rengini verirdi." Eğlence Hayatı: Eski İstanbul ile yaşadığı İstanbul'un eğlence anlayışını karşılaştırmıştır. Örnek: " Şehirde yeni
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202414,3bin okunma