...... GİTMEZ
1 Derûnumdan benüm lâle-sıfat dâğ-ı nihân gitmez Bu rûşendür ki gitdün od yanan yirden nişân gitmez 2 Hatunla çünki el bir itdi zülf-i anber-efşânun Kıyâmet oldı zâhir fitne-i âhir zamân gitmez 3 Bugün gördüm gözümle çıkdı cânum seyre düşmenle Meded ol dem benümle seyre ol rûh-ı revân [gitmez) 4 Dokındı sîneme tîründe kaldı anda peykânun Kemân-ebrû bilürsin cânı tenden râygân gitmez 5 Diyâr-ı 'ışka gel lutf eyle iy h`oca heves kılma O yolda bahr-i âteş vardur andan kârbân gitmez 6 Şeb-i zulmetde kaldum reh-nümünum Hızr-ı eşk olsun Sıyâmî âh-ı âteş-pâreden hergîz duhân gitmez
“Gamzeler tîğ-zen olmuşdur ol ebrû kavvâs Râh-ı aşkı bugün ol kaşı kemânum gözedür Hırmen-i cân u dile âteş urup gin yakadan Şerer-i âh ile âlude duhânum gözedür” Bâkî (Gamzeler, kılıcı ustaca kullanan silahşörleri; kaşlar ise ustaca okçulara dönüşmüşler. Besbelli ki şimdilerde aşk geçidiini o yaylı kaşlı sevgilim gözetiyor. “sevgili”, can ve gönül harmanıma “varlığıma”, ta uzaklardan ateş bırakıp ahımın kıvılcımlarla dolup taşan dumanını gözetir.)
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Bâkî
Reklam
Bir kişi, yedi yüz fersah öteden, yedi kelime öğrenmek için bir bilgenin yaşadığı yere gitti. Bilgenin yanına var- dığı zaman ona şöyle dedi: "Ben Allah'ın sana vermiş ol- duğu ilim için sana gelmiş bulunuyorum. Gök ve gökler- den daha ağır olanı, yer ve yerden daha geniş olanı, taş ve taştan daha katı olanı, ateş ve ateşten daha hararetli olanı, zemherir ve zemherirden daha soğuk olanı, deniz ve denizden daha zengin olanı, yetim ve yetimden daha zelil olanı bana haber ver." Bilge kişi, ona şöyle dedi: "1. Suçsuz bir kimseye iftira atmak, göklerden daha ağırdır. 2. Hak ve hakikat, yerden daha geniştir. 3. Kanaatkâr bir kimsenin kalbi, denizden daha zen- gindir. 4. Hırs ve haset, ateşten daha hararetlidir. 5. Yakın akrabaya olan ihtiyaç -eğer yerine getiril- mezse- zemherirden daha soğuktur. 6. Kâfirin kalbi, taştan daha katıdır. 7. Koğucu bir kimse --koğuculuğu ortaya çıktığı za- man- yetimden daha zelil ve sefildir."
Sayfa 202·Kitabı okudu
Sizi çok zorlayan bir şey yaşıyorsanız Allah'tan göğsünüzü genişletip kalbinizi pekiştirmesini isteyin. Bunu yaptığınızda dağlar yerinden oynamaz belki ama Allah sizin o dağı aşmanızı sağlayabilir. Ateş ortadan kaybolmaz belki ama Allah tıpkı Hz. İbrahim'e (as) yaptığı gibi o ateşe serin ve selametli ol diye buyurabilir. O, içinde bulunduğunuz durumdan sizi işte böyle kurtarır. Dağlar küçülür, kapasiteniz artar; ateş söner, gönül rahatlığınız artar. Allah'ın yardımı budur. Allah'ın mümine vaadi fırtınasız bir hayat değildir; fırtınalar her vakit olacaktır. Allah'ın mümin kuluna vaadi, eğer Kendisine yönelirse fırtınalardan kurtulmasına yardımcı olmaktır.
Herkes gönülde yer edebildiği kadar var kalbin sahibi için. İstersen elmas ol, doğru göz değilse seni gören, kömürden ötesi değilsin.
Sayfa 253·Kitabı okudu
Alıntı
acı hatıralar yağar göklerden zehirle yoğrulur gül geceleri. zamanın düğümü kopar bir yerden nereye koydunsa bul geceleri. yıldızlar kalp elmas, ay sahte gümüş çürümüş çürümüş, hepsi çürümüş… bir hayal, bir kabul, bir uyku, bir düş sev sevebilirsen gel geceleri başı karlı yaylalara çıkarım ardıç dallardan ateş yakarım otuz yıl geriye döner bakarım kuşatır çevremi çöl geceleri toprak döşeğimdir, gökyüzü yorgan yanar ta içimde dağ, bayır, orman yeter! tahammülüm kalmadı ey can al götür üstümden, al geceleri bulut ol, engine ağ ikram eyle yağmur ol, bağrıma yağ ikram eyle gel bir gün güneş ol, doğ ikram eyle sil gitsin ufkumdan, sil geceleri.
Reklam
Reklam