“Gamzeler tîğ-zen olmuşdur ol ebrû kavvâs
Râh-ı aşkı bugün ol kaşı kemânum gözedür
Hırmen-i cân u dile âteş urup gin yakadan
Şerer-i âh ile âlude duhânum gözedür”
Bâkî
(Gamzeler, kılıcı ustaca kullanan silahşörleri; kaşlar ise ustaca okçulara dönüşmüşler. Besbelli ki şimdilerde aşk geçidiini o yaylı kaşlı sevgilim gözetiyor.
“sevgili”, can ve gönül harmanıma “varlığıma”, ta uzaklardan ateş bırakıp ahımın kıvılcımlarla dolup taşan dumanını gözetir.)
Bir kişi, yedi yüz fersah öteden, yedi kelime öğrenmek için bir bilgenin yaşadığı yere gitti. Bilgenin yanına var- dığı zaman ona şöyle dedi: "Ben Allah'ın sana vermiş ol- duğu ilim için sana gelmiş bulunuyorum. Gök ve gökler- den daha ağır olanı, yer ve yerden daha geniş olanı, taş ve taştan daha katı olanı, ateş ve ateşten daha hararetli olanı, zemherir ve zemherirden daha soğuk olanı, deniz ve denizden daha zengin olanı, yetim ve yetimden daha zelil olanı bana haber ver."
Bilge kişi, ona şöyle dedi:
"1. Suçsuz bir kimseye iftira atmak, göklerden daha ağırdır.
2. Hak ve hakikat, yerden daha geniştir.
3. Kanaatkâr bir kimsenin kalbi, denizden daha zen- gindir.
4. Hırs ve haset, ateşten daha hararetlidir.
5. Yakın akrabaya olan ihtiyaç -eğer yerine getiril- mezse- zemherirden daha soğuktur.
6. Kâfirin kalbi, taştan daha katıdır.
7. Koğucu bir kimse --koğuculuğu ortaya çıktığı za- man- yetimden daha zelil ve sefildir."
Sizi çok zorlayan bir şey yaşıyorsanız Allah'tan göğsünüzü genişletip kalbinizi pekiştirmesini isteyin. Bunu yaptığınızda dağlar yerinden oynamaz belki ama Allah sizin o dağı aşmanızı sağlayabilir. Ateş ortadan kaybolmaz belki ama Allah tıpkı Hz. İbrahim'e (as) yaptığı gibi o ateşe serin ve selametli ol diye buyurabilir. O, içinde bulunduğunuz durumdan sizi işte böyle kurtarır. Dağlar küçülür, kapasiteniz artar; ateş söner, gönül rahatlığınız artar. Allah'ın yardımı budur. Allah'ın mümine vaadi fırtınasız bir hayat değildir; fırtınalar her vakit olacaktır. Allah'ın mümin kuluna vaadi, eğer Kendisine yönelirse fırtınalardan kurtulmasına yardımcı olmaktır.
acı hatıralar yağar göklerden
zehirle yoğrulur gül geceleri.
zamanın düğümü kopar bir yerden
nereye koydunsa bul geceleri.
yıldızlar kalp elmas, ay sahte gümüş
çürümüş çürümüş, hepsi çürümüş…
bir hayal, bir kabul, bir uyku, bir düş
sev sevebilirsen gel geceleri
başı karlı yaylalara çıkarım
ardıç dallardan ateş yakarım
otuz yıl geriye döner bakarım
kuşatır çevremi çöl geceleri
toprak döşeğimdir, gökyüzü yorgan
yanar ta içimde dağ, bayır, orman
yeter! tahammülüm kalmadı ey can
al götür üstümden, al geceleri
bulut ol, engine ağ ikram eyle
yağmur ol, bağrıma yağ ikram eyle
gel bir gün güneş ol, doğ ikram eyle
sil gitsin ufkumdan, sil geceleri.