"Bir atı şımartıp kötü alışkanlıklar edinmesine izin vermek, bir çocuğu şımartmak kadar yanlış bir şeydir, her
ikisi de daha sonra bunun acısını çeker,"
Doğal dünyada, her şeyin iyi ile kötü arasındaki Büyük Mücadele'nin bir sembolü olduğunu keşfettim. "Mambayı düşün" dedi annem, "Kısa mesafelerde mamba bir atı geçebilir." Sonra da yarışı bir parça kağıt üzerinde çizdi. Yani kısa vadede kötünün zafere ulaşabileceğini, ama bu zaferin asla uzun sürmeyeceğini anlatmak istiyordu.
İçimizde yaşamakta ve hüküm sürmekte olan bir takım görenekler var. Dünün düşüncesinin doğru saydığı ve ondan dolayı gönüllere ve kafalara giren bu göreneklerin artık bugün yalnız bir kelime ile adlandırılmaları gerekiyor: Kötü... Dünden miras kalan her kötü şeyle savaşırken, bu iyi olmayan görenekleri de unutmamak lazımdır.
Bunlardan biri "hemşehricilik zihniyeti"mizdir. Hemşehricilik zihniyeti, kötü ve pek kötü düşüncelerimizden biridir. Bu düşünceyi okumamışlardan başlayıp okumuşlarımıza ve hatta aydınlarımıza kadar pek çoğumuzda bulmak mümkündür. Hemşehricilik zihniyeti içimizde manevi bir hastalık halinde o derece kuvvetle yaşamaktadır ki, onun bizi düşürdüğü yanlışları bile görememekte, bu zihniyetle milletimize karşı kötülükler işlemekteyiz.
Hemşehricilik zihniyeti, ne yazık ki, bir nevi yurtseverlik gibi duyulmakta ve anlaşılmaktadır. Halbuki ilk bakışta iyi gibi görünen bu zihniyet, cemiyet hayatımızda kötü ve bazen çok kötü sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü bu zihniyet bizde "hemşehriyi kayırma ve koruma" ruhunu yaratmış bulunmaktadır
Üzüntüyle söylemek lazımdır ki pek çoğumuzda "hemşehriyi kayırma ve koruma" ruhu vardır. Erzincanlı büyük memur, Erzincanlı küçük memuru kayırmakta ve korumaktadır. Çünkü o hemşehrisidir. Koruyan da, korunan da bunda bir kötülük bulmamakta, olayı, bir Türk'ün bir Türkü koruması kadar tabii görmekte. hatta bunu bir yurtseverlik (!) saymaktadır. Konyalı talebe, kavga eden Konyalı, Afyonlu arkadaşlarından birinciye yardım etmektedir. Çünkü o hemşehrisidir. Görenek ona bu yardımı pek tabii göstermekte, hatta bunu bir nevi yurtseverlik saydırmaktadır. Antepli filan, aynı yerden falana vazife başında da olsa, yumuşak ve müsamahalı davranmaktadır. Çünkü o hemşehrisidir. Bunun böyle olması milli bir gayret gibi sanılmaktadır. Edirneli