KİNBOTE: Aziz Augustine'in dediği gibi, "İnsan Tanrı'nın ne olmadığını bilebilir; O'nun ne olduğunu bilemez." Ben O'nun ne olmadığını bildiğim kanısındayım: Yeis değildir. Dehşet değildir. İnsanın hırıldayan gırtlağındaki toprak, kulaklarının içinde hiçlikten hiçliğe geçip kaybolan kara uğultu değildir. Ayrıca dünyanın bir rastlantı sonucu ortaya çıkamayacağını, Zihin'in evrenin yapılışında ana etmenlerden biri olarak yer aldığını biliyorum. Evrensel Zihin, İlk Neden, Mutlak olan ya da Doğa için bir ad bulmaya çalışırken, Tanrı adının öncelik sahibi olduğunu beyan ediyorum.
Şimdi bahsedeceğim kötülükten
Hiç kimsenin bahsetmediği gibi. hiç hazzetmem
Cazdan; siyah bir boğaya eziyet eden
Beyaz çoraplı, kırmızılı gerzekten; soyutçu öteberiden;
Primitif folklorik maskelerden; ilerlemeci kuramlardan;
Hödüklerden, sıkıcılardan, sınıf bilinçli dar kafalardan,
Freud'dan,
Marx'tan, sahte düşünürlerden, şişirilmiş şairlerden,
hilebazlardan, gözü doymayanlardan.
Buzul çağında çok sayıda hayvan soğuk yüzünden ölüp gitmiş. Kirpiler ise sürüler hâlinde toplanmaya karar vermişler, böylece hem ısınıyor hem de başkalarından korunuyorlarmış.
Ama sırtlarındaki dikenler ısınmalarını sağlayan yanlarındaki dostlarına batıyormuş.
İşte bu yüzden birbirlerinden uzaklaşmaya karar vermişler. Ancak donarak ölmeye başlamışlar.
Hemen bir seçim yapmaları gerekiyormuş; ya yeryüzünden silinip gideceklermiş, ya da dostlarının dikenlerine katlanacaklarmış.
Doğru kararı vererek yeniden biraraya gelmişler. Başkasının ısısından vazgeçemeyecekleri için yakınlaşmanın açabileceği küçük yaralarla birlikte yaşamayı öğrenmişler...