Aziz Bey Hadisesi | Ayfer Tunç
“Ve anladı ki hayatı tümüyle bir yanılgıymış.”
Ayfer Tunç, bu kısa ama etkisi uzun süren eserinde bir ömrü birkaç sayfaya sığdırmayı başarıyor. Gururun, yanlış seçimlerin, pişmanlıkların ve geç kalmış farkındalıkların insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini Aziz Bey üzerinden etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Ömrü yanılgılarla geçen, sürekli yanlış kararlar veren ve her seferinde burnunun dikine gitmeyi seçen Aziz Bey, hikâyenin başlarında beni üzmüş olsa da sayfalar ilerledikçe ona acımaktan vazgeçtim. Çünkü yaşadığı birçok kırgınlığın ve yalnızlığın ardında, kendi tercihleri ve inatla sürdürdüğü hataları vardı.
Gençlik yıllarında büyük bir aşkla peşinden gittiği kadın için ülkesini ve ailesini terk eder; ancak ne beklediği karşılığı bulabilir ne de geri döndüğünde bıraktığı hayatı yerinde bulur. Ailesinden geriye kalan tek şey tamburudur. Bir süre dilini bile bilmediği Beyrut'ta meyhanelerde tambur çalarak yaşamını sürdürür. Fakat yaşadığı onca hayal kırıklığına rağmen hiçbir zaman kendisiyle gerçek anlamda yüzleşmez ve her defasında aynı hataları tekrarlamaya devam eder.
Özellikle evliliği boyunca eşi Vuslat'ı görmezden gelişi, ona hak ettiği sevgiyi ve değeri veremeyişi beni en çok sinirlendiren noktalardan biri oldu. Babasına benzemeye başladığını fark ettiği an değişeceğini düşünsem de yine gururu ve egosu ağır basıyor. Ancak iş işten geçtikten sonra gelen pişmanlık, yıllarca görmezden geldiği gerçekleri yüzüne vuruyor.
Kısa olmasına rağmen derin bir etki bırakan bu hikâye, bazen insanın en büyük düşmanının kaderi değil, kendi seçimleri olduğunu hatırlatıyor.