• Öyleyse sen, aynaya bakıp bir görüntü gördüğünde, aynanın kendisini de görmeyi bir dene. Ama onu hiçbir şekilde göremezsin. Hatta aynadaki görüntünün böyle olduğunu bilen insanlardan bazıları, görüntünün, görenin gözü ile ayna arasında bir perde olduğunu fark ettiler. Böyle bir fark ediş, ilmî derecelerin en üstünüdür.
  • Eğer kadın gerçeği söylemeye başlarsa aynadaki görüntü büzülür, erkek hayata uyum sağlayamaz olur.

    Virginia WOOLF
  • Lunaparka hiç gittiniz mi?

    Bu gibi yerlerde kahkaha aynaları vardır. Değişik eğilimlerdeki bu aynalar, insanları okduklarından çok farklı gösterirler. Fiziki durumlarının ne olduğunu, ne olmadığını bilen insanlar, bu aynalara baktıkları zaman ister istemez gülerler. Çünkü her bir aynanın karşısına geçtikleri zaman, kendilerini olduklarından uzun, olduklarından kısa, olduklarından şişman veya olduklarından zayıf görmektedirler.

    Kendini bilen insanların bu farklı görüntüler karşısında gülmeleri veya gülümsemeleri tabi ki doğaldır. Kahkaha aynaları arasında insanları güldürmeyen sadece bir ayna vardır. Dümdüz olan bu ayna, insanları olduğu gibi göstermektedir. İnsanlar bu aynanın karşısında genellikle gülmezler.

    Hem neden gülsünler ki?

    Bu aynanın karşısında güldükleri zaman kendi hallerine gülmüş olacaklardı! Nitekim bu aynın karşısında gülmek bir yana, aynanın ciddiyetini ve doğruluğunu bilerek kendilerine çeki düzen verirler. Doğru bir ayna karşısında, doğru bir tavırdır bu..

    Günümüz toplumunda eli kalem tutan veya eline kalem tutuşturulan yazarlar da, insanlar ve olaylar karşısında birer ayna olmaktadır. Yazarların dünya görüşlerine ve gözettikleri menfaatlere göre değişebilen bu aynalar çok çeşitlidir. Egemen güçlerin basın yayın sultasından kurtulamayan insanlar, kendilerini ve kendileriyle ilgili olayları söz konusu egemen güçlere uşaklık eden yazarların aynalarında görürler.

    Ne olduklarını ve ne olmadıklarını bilmedikleri için aynadaki görüntüleri gerçek sanırlar!. Aynı şeytana uşaklık eden değişik yazarların aynalarında kendileri gibi makamsızları bir karış, makama oturanları ise iki arşın görmeye alıştıklarından, bu gerçekleri de (!) kabullenmişlerdir artık!..

    Bundan böyle hadlerini bilmeleri ve egemen güçlere karşı kulluklarını ifa etmeleri gerekmektedir. Çünkü aynalardan yansıyan görüntü, barış ve huzur içinde kölelik yapmayı, kölelik yapmalarını gerekli kılmaktadır.

    Tabi ki yaptıkları bu kölelik, dünya selameti içindir.

    Ahiret selameti için, Allah’a inanan insanlar olarak Müslümanlığı kabul etmeleri yani Müslüman olmaları gerekmektedir. Çünkü Müslüman olarak ebedi cennet hayatını garantiye aldıkları (!) zaman, hem gönülleri rahatlayacak ve hem de adi dünya hayatında çektikleri kölelik sıkıntılarını göğüslemeleri kolay olacaktır!..

    Egemen güçler onların bu durumunu gördükleri için, onların bu ihtiyacını da karşılamakta gecikmezler. Sarık ve cübbe giyerek kürsülere oturan bel’amlar, firavunların menfaatlerine zarar vermeyecek bir dini anlatmaya başlamışlardır artık!..

    Çağdaş Müslümanlığın nasıl ve nice olması gerektiği, büyük bir cür’etle ve büyük bir yaygarayla her tarafta yankılanmaktadır. Bunların anlattıkları dine göre, bir insan sadece Allah’a inanmakla mü’min,
    Cum’a namazına gitmekle muttaki,
    Beş vakit namaz kılmakla evliya olmaktadır!.

    Nasıl Müslüman olduklarını görebilmek için, bel’amların tuttuğu bu aynalara bakan insanlar, tabi ki uhrevi endişelerden kurtularak rahatlamaktadırlar. Bu aynalara baktıkları zaman, ne güzel Müslüman olduklarını görmekteler ve bu Müslümanlıkları ile kıvanç duymaktadırlar!.

    Kendilerini ve kendilerini ilgilendiren olayları böylesi aynalarda görmeye alışık olan ve aynalarda gördüklerini gerçek zanneden bu insanlar –nadir de olsa dümdüz bir ayna ile karşılaştıkları zaman tabi ki şaşırmaktadırlar!.

    Hem neden şaşırmasınlar ki!.
    Dümdüz olan bu aynada,
    Koskocaman firavunlar ile kendileri aynı boyda gözükmektedir!.

    Büyük büyük adamları sıradan bir insan gibi gösteren bu ayna ürkütmüştür onları. Ayrıca bu aynadaki kendi görüntüleri, diğer aynalarda gördükleri gibi müslümanca bir görüntü de değildir.

    Fakat bu şaşkınlıkları uzun sürmez.

    Kendilerini diğer aynalarda görüp, diğer aynalarda tanıdıkları için, bu aynadaki görüntülerin gerçekleri yansıtmadığını (!) anlayıverirler!..

    Rahatlamışlardır artık..

    Aynadaki görüntü kendileri olmadığını, kendilerini yansıtmadığına göre endişelenmelerine hiç gerek yoktur.

    Bu aynadaki görüntüler, başkalarına aittir nasıl olsa!..

    Birbirlerini dürterek ve aynadaki görüntüleri göstererek gülmeye başlarlar. Olayları ve insanları hiç alışık olmadıkları bir biçimde gösteren bu ayna, hoşlarına gitmiştir onların. Gülmeye, tekrar tekrar gülmeye devam ederler.

    Tabi ki kendi hallerine değil, başka hallere,

    Tabi ki kendilerine değil, başkalarına güldüklerini zannetmektedirler!..

    Sanki Lunapark’taki kahkaha aynalarına gelmişlerdir..

    Fakat ne var ki kendilerini güldüren ayna,
    Kendilerini olduğu gibi gösteren dümdüz bir aynadır!..
  • Geçenlerde, çok insancıl bir kişi ve erkeklerin en alçak gönüllülerine biri olan Rebecca West'in yazdığı bir kitabı alıp içinden bir paragrafı sesli bir şekilde okuduğum zaman düştüğüm şaşkınlığı açıklayamam: 'Rezil feminist! Erkeklerin kendini beğenmiş olduğunu söylüyor!'
    ...
    Bu bağırmış sadece yaralanmış bir kibrin bağırması değildi, adamın kendisine inanma gücünün uğradığı bir saldırıya karşı bir protestoydu. Yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat daha büyük gösteren bir ayna görevi gördüler. Bu ayna sihirliydi vr muhteşem bir yansıtma gücü vardı. Eğer bu güç olmasaydı dünya hala bataklık ve balta girmemiş ormanlardan oluşan bir yer halinde olurdu. Bütün kazandığımı, zaferler gerçekleşmemiş olurdu. Hala geyik iskeletleri ve kırılmış koyun kemiklerini birbirlerine sürter, çakmaktaşı ile koyun derisini ya da gelişmemiş zevkimiz tatmin edecek diğer süs eşyalarını almaya çalışırdık.
    ...
    Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ve kahramanlık hareketlerinde aynalara ihtiyaç duyulur. Sırf bu yüzden Napoleon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağılık oldukları konusunda ısrarcıdırlar. Eğer kadınlar aşağılık olmasalardı, kendileri büyüyemezlerdi. Bu durum da erkeklerin kadınlara ihtiyaç duyduklarını kısmen olsa açıklamak gereklidir. Ek olarak erkeklerin kadınların yaptıkları eleştiriler karşısında neden bu kadar tedirgin olduğunu açıklıyor. Aynı eleştiriyi bir erkek yapsa bir kadının verdiği kadar acı vermez. Bir erkeği öfkelendirmeden bir kadının bir kitabın ya da bir resmin kötü ya da zayıf olduğunu söylemesine olanak yoktur. Eğer kadınlar gerçekleri söylemeye başlarsa aynadaki görüntü bozulur ve erkek hayata karşı olan uyumunu kaybeder. Erkek, eğer kahvaltıda ve akşam yemeğinde kendisini olduğundan iki kat daha büyük göstermezsen hükümler vermeye, vahşi insanları uygarlaştırmaya, kanunlar koymaya, kitaplar yazmaya ve süslenip ziyafetlerde nutuklar çekmeye nasıl devam edecektir ki?
  • Aynadaki varoluşun sadece bir görüntü olduğunu fark etmeden yaşamak bizi öteki insana bağımlı kılar .
  • Fevkalade önemlidir aynadaki görüntü, yaşam enerjisini besler çünkü, sinir sistemini uyarır.
  • Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir olmasaydı dünya hala bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı. Hala geyiklerin iskeletleri ile kırık koyun kemiklerini birbirine sürter çakmak taşı verip koyun derisi ya da gelişmemiş zevkimizi hangi basit süs eşyası tatmin edecekse onu alırdık... Çar ve Kayzer ne taç giyerler ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gerekirdi. İşte bu yüzden Napoleon da Musollini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar. Eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi. Bu da çoğunlukla kadınların erkeklere gerekli olduğunu kısmen de olsa açıklamaya yarıyor. Ayrıca erkeklerin kadının eleştirisi karşısında ne kadar tedirgin olduklarını, aynı eleştiriyi yapan bir erkeğin verebileceğinden daha fazla acı vermeden, erkeği daha çok öfkelendirmeden kadının, bu kitap kötü, bu resim zayıf filan demesinin nasıl olanaksız olduğunu da açıklamaya yetiyor. Çünkü eğer kadın gerçeği söylemeye başlarsa aynadaki görüntü büzülür; erkek hayata uyum sağlayamaz olur. Kahvaltıda ve akşam yemeğinde kendini olduğundan bir kat daha büyük göremezse hükümler vermeye, vahşileri uygarlaştırmaya, yasalar koymaya, kitaplar yazmaya, süslenip ziyafetlerde nutuk çekmeye nasıl devam eder? ... Ana görüntüsü çok önemli çünkü zindeliği besler, sinir sistemini harekete geçirir. Kaldırın o görüntüyü, o zaman erkek ölebilir, tıpkı kokainsiz kalan kokainman gibi.