Biz iki doğru çizginin kesişmesi gibi bir nokta­ da bir anlığına buluştuk sonra kendi yollarımıza gitmek üze­re ayrıldık.
...Misafir­lik bitti ve halamlardan ayrıldık. Sonra benim ayağım kaydı ve merdivenlerden aşağı yuvarlandım. Halam­ların bir kat aşağısında acılar içinde kıvranırken an­nem yanıma geldi, beni yerden kaldırdı ve tokatladı. Yanlış duymadınız. Annem merdivenlerden düş­tüğüm için beni dövdü. Düzeltmek istediğim bir şey var. Şu hikayede düşen ve canı acıyan benim. Yani merdivenlerden düşmem, ders çıkarmam için yeterli gelmedi annem için. Yahu düştüm ulan. Düşmek bu. Canım acıyor güzel kardeşim. Sen beni neden dövü­yorsun? Bir insana tokat atmak için birçok sebebiniz olabilir. Hatta bir insana durduk yere tokat atmak, diğer bulduğunuz tüm sebeplerden daha mantıklı da olabilir. Ama, "Nasıl düşersin sen?!" diyerek tokat atamazsınız kimseye. Buna müsaade edemem.
Sayfa 127
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sosyal medya ve parti-siyaset propagandasıyla bozulan bilgi ortamı, duygusal olarak yüklü sosyopolitik kimliklerimizin yalnızca kendi bakış açılarını doğrulayan şeyleri duyduğu epistemik tecride girmemize yol açtı. Gerçek bir fikir ayrılığı olmaksızın, aslında yapabileceğimiz halde artık içlerinden çıkamadığımız, görünüşte düşman kamplara ayrıldık.
Sayfa 325·Kitabı okudu
Dİ GEL
Hem ayrıldık hemi de öldük Kimimiz haritanın bir ucunda; kimimiz öbür Kimimiz gözlerinde jandarma mavisi Kimimizin bayrağı naftalin içinde. Ah! İnanmadık bir türlü inanamadık Gökyüzü acıyım demedi bize. Kaç turna sürüsü süzülüp gitti Buğdaylar kaçıncı sarardı üstümüze. Ah! Umutsuz türküler yaktık, ağladık Biz dayanamaz olduk gayri Di gel gayri zalım ürüzger Di gel...
Sayfa 313 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Ağustos ortalarına doğru Rebecca Fas’a tatile gitti. Bir hastanede çalışmaya başlamıştım ve izne ancak eylül ayında ayrılabilecektim. Her ikimiz de birbirimiz için ne hissettiğimizi bilmiyorduk.Bir kere olsun birbirimize “seni seviyorum” sözünü dile getirmemiştik. Bunu söylemek, önceden hiçbir şekilde tasarlanmış olmayan bu birliği, bizi büyüsü altında tutan durum için fazla alışılmışolan sıradan duygularla kuşatmak olurdu. Böylece gizli bir onaylayağmurlu bir akşam, bir taksi durağının önünde birbirimizden ayrıldık. Yine de kendisinden bir dostluk teminatı istemeye cesaret ettim. Hiç çekinmeden sokağın ortasında eteğini kaldırdı ve ustalıklaküçük külotunu çıkarıp avcuma sokuşturdu. Son sözleri, “Bunu bendönünceye kadar sakla" oldu. Mutsuzdum, perişandım. Bize ötekiolmadan yaşayabileceğimiz düşüncesini benimsettiğine göre ayrılık kopmanın öncelemesidir.
... Bir ikindi saat dörtte ayrıldık, yalnız bir haftalığına ... Ah, ah, bir türlü sona ermedi o hafta.
Sayfa 84·Kitabı okuyor