Şimdi Gülüm ile Hatice'nin karşılıklı duygularını, bu duygularla birbirlerine karşı muamelelerinde "Ya incinirse!" korkusundan adeta titrediklerini, yekdiğerini kırma veya gücendirme ihtimali olacak en küçük sözü ve davranışı terk ettiklerini, her ikisinin bütün hayatlarını kendilerinden evvel eşini düşünerek yaşadıklarını gördüm. Saygıyla dillendirilmiş "sen" sözünün, menfaatle söylenmiş "ben" sözünden daha değerli olduğuna şahit oldum. Bazen Hatice'nin yüreğini dinledim, minnet gördüm; bazen Gülümün kalbine baktım şükür okudum. Aşkın saygıdan, dostluktan, mahremiyetten, paylaşmaktan ve ortak düşünceden ibaret olduğuna böyle karar verdim..
"Onu seven Allah'ı sever!" dedi bir gün ve Allah'ın sevgilisini öyle sevdi, onun sevgi kapısından girip gerçek sevgiye öyle erdi. Hatice bana büyük rakip, güle bülbül oldu. Herkesin diken olduğu zamanda o gül ile gül oldu.