Ayşenur

"İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara (müsriflere), yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir." (Yunus Sûresi - 12) Ne muazzam bir ayet(miş)! İnsan her okuyuşta farklı bir pencere açıyor, kendi ruhuna ve hayata bakışı zenginleşiyor. İnsanın nankörlüğünden bahseden bu ayette nankörlük (kefere) fiil ya da sıfat olarak geçmiyor. Nimeti yahut onu görecek gözlerini/kalbini örten insana Allah, onun çirkin davranışlarını süsleyerek, üstüne süs örtüsü örterek karşılık veriyor. İnsan da o özünde ucuz hatta çirkin şeyi yüksek bir pahaya satın alarak "Müsrif" oluyor. Zahiren, karartmaya böyle süslü bir karşılık insan için iyi değil tabi. Uyandığında koca bir ömrü ve fırsatı israf etmiş oluyor. Hesap günü muhtemelen Türkler gelsin, Araplar gelsin, önce öğretmenler sonra savcılar gelsin, Koç ailesi gelsin, Kuzu ailesi gelsin, milletvekilleri soldaki kordondan gelsin diye çağırılmayacağız fakat müminler gelsin, şehitler gelsin, ilim sahipleri gelsin, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar gelsin, Ahiret ve hesap günü varmış gibi yaşayanlar gelsin, nankörler gelsin, müsrifler gelsin, müşrikler gelsin, kamu malını gözünü kırpmadan yiyenler gelsin, yeryüzünde böbürlenerek yürüyenler gelsin gibi çağırılacağız belki de. Ve ayaklarımız kendiliğinden yürümeye başlayınca noluyor lan diyeceğiz. O yüzden şu soru bugün için önemli: Ben aslında kimim?!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sızı duruyor durduğu yerde”
9/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2021 02:10
Öyle bir sızı ki bu, anlatmam lazım birine. Beni anlayacak bir kadın bulana kadar satmayacağım ev için ilanlar vermeliyim. Bir avukat böyle saçma yollara başvurur mu hiç? Gülmeyin bana. Arada aşk ve para olmayan bir dert ortağım olmalı, tüm geçmişimle yüzleşmemi sağlayacak. Kendimi onda görmeliyim. Önce ona anlatmalı sonra her şeyi yazmalıyım. Sait Faik gibi, yazmasam deli olacağım yoksa! Kitap şu cümleyle başlıyor: “Ölüm seninle bir anlaşma yapalım.” Yazar sert bir girişle başlamayı tercih ediyor. Okuru hazırlama, konuyu oyalayıp sonra mekana taşıma gibi bir derdi yok. Uzun soluklu romanlar gibi sayıyla maçı kazanmaya niyetli değil anlaşılan, direkt nakavtla kazanmak istiyor. Söyleyeceği şeyler var birikmiş olan; Anlatılması, yazılması gereken. Evet bir sızı var duruyor durduğu yerde. İnsan hiç satmayacağı ev için ilan verir mi, dışardan içeriye birileri girsin diye verir. Kim gelir ki bu ilan için? İçerden dışarıya çıkmak isteyen biri! Buralara kadar gelişimizin kısa bir hikâyesi var aslında. Öykü teknikleri ve belli başlı öykücüleri tanımak için “Günümüz Öyküsü” adlı bir panele kadar uzanıyor bu hikâye. Panelde Necip Tosun ‘un edebiyata hâkimiyeti ve birikiminden çok etkilendim. Yerli, yabancı öykücüleri daha yakından tanımak ve modern anlatım teknikleri hakkında bilgi sahibi olmak için, yazarın Modern Öykü Kuramı , Edebiyat Atlası ve Günümüz Öyküsü kitaplarını aldım. Bu kitapları referans alarak okuyacağım yazarları belirlemeye başladım. Burada Ayfer Tunç hakkında övgü dolu değerlendirmesini okuyunca, yazarı listeme aldığım sırada Ayfer Tunç Okuma Etkinliği (#45795828) başlamıştı. Benim için yazarı
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allahı kazandım.
Eşya ve hadiselerin aslını, özünü, cevherini araştırırken galiba öyle bir sırrı tırmıkladım ki, bu sır şahlandı, beni çarptı, mesut ve rahat insani körlüğümün nezaret ufkunu kararttı; ve artık hiçbir şey görmemek yerine, ensemden bastırıp bana dipsiz bir kuyuda yokluğu göstermeğe kalktı. Bu kuyuda, "öz ağzımdan kafatasımı kusarcasına" Allah'ın gölgesini gördüm. Maddenin mahbus olduğu kaba bir dört köşe içinde, birtakım eşya ve hadiseleri düzenleyip Allaha var diyenlerle, yine birtakım eşya ve hadiseleri düzenleyip Allaha yok diyenlere nisbet, ruhumda beşeri kanunların tezgahı o türlü devrildi ki, bu devrilişin altından yalnız Allah doğrulabilirdi. Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allahı kazandım.
Sayfa 6 - Büyük Doğu Yayınları: 19
"Batmayacağına inanarak" dedi, "suya bas, yürür gidersin. İmkânsız olan inanmandır; su üstünde yürüyebilmen değil... İnanmak, insanoğluna vâdedilen bütün mucizelerin anahtarı... İnanmaya memuruz. Ne kadar kuvvetimiz varsa hepsini inanmaktan alıyoruz. Neye inanmıyorsan, sen o şeyde, kanatları kesilmiş bir kuşsun; uç bakalım, uçabilirsen..."
Din
Muazzam...
"Sen benden okurdun seni, ben senden okurdum. Yüksekliğin idrakimi yorgun bırakınca, Kalbimle yetişsem diye, şairliğe vurdum."
Sayfa 444 - Hece Yayınları·Kitabı okudu
Şiir