“Şu yaşamda tek bir şey söyle, ne yapalım da iyi yaşayalım?" deseler, "İyi hissetmeye bakın," derim
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir Şarr Bir Kitap
Ali Lidar – Alengirli Şiirler Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz beraber uyanmadığımız bütün sabahlar bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi yanımızda başka bedenler aklımızda başka hayaller ama aynı güneş aynı gökyüzü ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz. ** Ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında bazen onu elli geçe mesela bazen ikiye altı kala çorabımın tekini ararken ya da kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde farkında bile olmadan aklına gelebilirim. ** Belki kadar kesin ve keşke kadar imkânsız birbirimizden uzaklaşmamız kırılsak da tırnak uçlarımıza kadar kırılırız elbet bunu gerektirir yaşamak. **
İthaki
Bir bakın kullandığınız, yazdığınız sözcüklere, hangisiyle uzak, hangisiyle yakın akraba olduğunu da görürsünüz ve hangileriyle de "bir dargın bir barışık" olduğunuzu sezersiniz. Kelimeleri küstürmemekte de yarar var derim, gönül almak güzel bir eylemdir.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Edebiyat
Nevin’in Arayışın da Saadeti anlattı ve Gitti(Ah densiz adamlar)
“Babacığım,” diyordu, “ şimdiye kadarki isimlerim ‘ Konsolos un kızı’ , ‘Gazetecinin karısı’ oldu. Böyle olması da iyi oldu. Bugüne kadar hep bir şeyler peşinde koştum. Şimdi hatırladıkça bunları, utanıyorum, diyeceğim ama bir çok kelimelere kafamızda verdiğimiz anlamlar, hiç olmazsa o kelimeler kadar yanlış, yalan, kof… Sirklerde bazı ehli hayvanların adeta utanma kelimesinin anlamına yakın bir halde sinişlerini görmüştüm. Utanılacak şeylerden utanmaz olduğumuz nispette Hayvanlarla uyuşur, tabii bir ahlak telakkiimiz olsaydı, bari. işi buraya kadar getirmenin sebebini yanlış anlamamanızı rica ederim. Niyetim ahlaka çatmak filan değil. Sadece kelimelerin elle tutulur ‘concret’ olmayanlarının kıymetlerinden niçin günden güne kaybettiklerini öğrenmemden. Menfaatsiz, riyasız bir toplum aleminde iyi ve doğru bir açıklama ile elle tutulamayan ‘abstrait’ kelimeler ancak bir anlam alabilirler. Yoksa ya işimize geldiği nispette, yahut da başımıza geldiği nispette yapacağımız açıklamaların bir önemi olmaz. İşte bugüne kadar peşinde koştuğum ‘saadet’ kelimesi de bunlardan biri hem de bana izahi en mübrem (kaçınılmaz, zorunlu) geleni idi. Hikayeler, romanlar , şiirler, saadeti aramam, hatta aramadan bulmam lazım geldiğini adeta talim ediyorlardı. Arada bu kelimenin zevkten, dünya nimetlerinden, insan tabiatının bir özgörürlüğünden ibaret olduğunu söyleyen kitaplar da vardı. Bir üçüncü izah da böyle bir kelimenin bir çok kelimeler gibi uydurma bir kelime olduğunu, yaşamanın onunla, hiçbir ilgisi bulunmadığını, onsuz da başı sonu olmayan bir dünya içinde riyasız ve kıymetsiz, hiç olmazsa aldatılmış olmadan yaşanabileceğini söyleyenler de vardı. Bu üçüncü kısım kitapları daha çok beğendim. Beğendim ama birinci kısımdakilerini, denemek daha bir kolayıma geldi. Belki de
Sayfa 81·Kitabı okudu
Son
Belki de benim içimde, sizde olduğundan daha fazla hayat vardır. Daha dikkatlice bakın derim!
Sayfa 143 - Fark yayınları·Kitabı okudu