Baş ucu kitabım Sabahattin Ali'nin, Kürk Mantolu Madonna kitabıdır.
Servet , İtibar ve Duyusal Haz
…İnsanların en üstün saydığı şeyler şu üç başlıkta özetlenebilir: Servet, itibar ve duyusal haz. Zihin bu üçü ile öylesine çelinmiş durumdadır ki, başka herhangi bir iyiyi düşünmekten bütünüyle acizdir. Duyusal hazda, zihin sanki iyi bir şeye kendini kaptırmışçasına takılmış görünmektedir buna; öyle ki, başka herhangi bir şey düşünmekten tümüyle alıkonmuştur. Gelgelelim, bu hazza erişildikten sonra, şayet zihni tamamen ketlemiyorsa, afallatan ve zayıflatan yoğun bir buhran baş gösterir. Servet ve itibar arayisi da zihni gene bir bu kadar işgal eder, özellikle de servet başlı başına bir amaç haline geldiğinde böyledir bu çünkü bu durumda istisnasız biçimde en yüksek iyi addedilir. Zihin, itibara bundan bile daha fazla saplanır, çünkü itibar daima kendinde iyi addedilir ve her şeyin yöneldiği nihai amaç olarak görülür. O halde, bu iki durumda da, duygusal hazda rastlanana benzer bir pişmanlık söz konusu değildir. Daha çok servet ve itibara sahip oldukça daha çok haz alırız, dolayısıyla ikisini de artırma isteğiniz giderek daha çok kamçılanır. Ama eğer bu yöndeki ümitlerimiz boşa çıkacak olursa, arkasından gene yoğun bir buhran baş gösterir. Nihayet itibarın bir büyük sakıncası da, ona ulaşmak için, yığınların sakındığı şeylerden sakınıp, peşine düştüğü şeylerin peşine düşmek suretiyle diğer insanlara uyacak şekilde hayatımızı sürdürmemizi şart koşmasıdır.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tabut
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu, Yarın kendileri dolduracaklar. Her yandan küçülen bir oda gibi, Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış. Sanki bir taş bebek kutuda gibi, Hayalim, içinde uzanmış kalmış. Cılız vücuduma tam görünse de, Içim, bu dar yere sığılmaz diyor. Geride kalanlar hep dövünse de, İnsan birer birer yine giriyor. Ölenler yeniden doğarmış; gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak. Bu ağır hediye kime gidecek, Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
“Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu, Yarın kendileri dolduracaklar.”
Sayfa 124·Kitabı okudu
NECİP FAZIL KISAKÜREK - TABUT
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu; Baş tarafı geniş, ayak ucu dar. Çakanlar bilir ki bu boş tabutu Yarın kendileri dolduracaklar. Her yandan küçülen bir oda gibi, Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış. Sanki bir taş bebek kutuda gibi, Hayalim, içinde uzanmış kalmış. Cıliz vücuduma tam görünse de, Içim bu dar yere sığılmaz diyor. Geride kalanlar hep dövünse de, Insan birer birer gene gıriyor. Ölenler yeniden doğarmış, gerçek! Tabut değildir bu, bir tahta kundak. Bu ağır hediye kime gidecek, Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
Çile, Bedir, 1962.·Kitabı okudu
Kendime ilk kez ayrılmayı önerdiğim zaman bunları düşünmüyordum bile. ‘’ erkekliği ve kadınlığı hükmettik ‘’ diye bir mısra yazdım. Ne güzeldi ama, bundan daha açık olabilir miydi ruhumun hapisleri. Dünya ilişkilerindeki aşk araştırmakla ilerler. Çok yakında bir menzil vardır. Her şey orada ne bulacağına bağlıdır. Kişiye ya yol verirler sahrasına varsın, ya da ipini bir taşa bağlarlar, önüne incik boncuk koyarlar. Oraya varıncaya dek en onarılmazı; kalbin ucu hesap yapmaya başlamışsadır. O zaman mutluluklar bir baş ağrısı gibi gelir bir evin yıkılması gibi de çeker gider.