Filozoflar, kendi söylediklerini yapmıyorlar.” Oysa söylediklerinden daha fazlasını, ahlâklı bir zihinle benimsedikleri şeyleri yapıyorlar; zira sadece sözlerine uygun davransalardı, onlardan daha mutlusu olabilir miydi? Bu arada, iyi sözler ve iyi düşüncelerle dolu kalpleri de kötülememen gerekir.
Herhangi bir pratik sonuç doğurmasa bile, insanlar yararına olan uğraşlar övgüye değerdir. Dik patikada ilerleyenlerin zirveye varamamasında şaşıracak ne var? Aksine, adamsan, başarısız olsalar bile büyük işlere girişenlere saygı duy. İnsanın kendi gücünü değil, doğasının gücünü göz önünde tutarak bir işe girişmesi, yüce hedeflere ulaşmaya çalışması ve kendisine büyük bir cesaret bahşedilmiş kişiler tarafından bile başarılamayacak büyük işleri zihnen amaç edinmesi saygıdeğer bir davranıştır.
Böyle biri şunu ilke olarak benimsemiştir: “Ben ölüme ve komedyaya aynı yüz ifadesiyle bakacağım. Ben zorluklara, ne kadar büyük olurlarsa olsun, bedenimi cesaretle güçlü kılarak katlanacağım. Ben zenginliği, ona sahip olayım ya da olmayayım, aynı şekilde küçümseyeceğim; zenginlik başka bir yerdeyse üzülmeyeceğim, yanımda parıldarsa şımarmayacağım. Ben talihe, onun gelmesine ya da gitmesine aldırış etmeyeceğim. Ben tüm toprakları bana aitmiş, kendi topraklarımı da herkese aitmiş gibi göreceğim. Ben diğer insanlar için doğduğumu bilecek ve bu nedenle nesnelerin doğasına şükran duyarak yaşayacağım; zira doğa benim çıkarlarıma bundan daha iyi hizmet edebilir miydi?
Beni bir birey olarak herkese, herkesi de yine birer birey olarak bana verdi. Sahip olacağım şeyi ne cimrilik edip koruyacağım ne de müsriflik edip dağıtacağım. Bana iyice bahşedilmiş olandan fazlasına sahip olmam gerektiğine inanmayacağım. Yaptığım iyiliklerin sayısını ve ağırlığını hesaplamayacağım, sadece iyilik yaptığım
Bazen talih benden yana oldu, bazen olmadı, insanın bu yolda sonuç elde edebilmesi için talihli olması gerekir. Ne var ki, araştırmalarımı sürdürme arzumu asla yitirmedim. Ne zaman azmimden pişmanlık duyma noktasına geldiysem, beklenmedik bir başarı çabalarımı taçlandırdı. Şimdi okur kitlesine sunma şerefine sahip olduğum bu kâğıtların çok tuhaf bir biçimde elime geçmesini sağlayan, işte böyle beklenmedik bir şanstır. Bu kâğıtlar bana iki adamın hayatını kavrama fırsatı verdi, ki bu da benim, dışı neyse içi o değildir sezgimi doğrulamış oldu. Bu onlardan birisi için özellikle geçerli. Onun dış görünüşteki hayat tarzı iç dünyasıyla taban tabana zıt. Aynı şey bir dereceye kadar öteki için de geçerli, çünkü sıradan bir dışsallık altında daha önemli bir içselliği gizlemiş.
Kur'ân okumak ve onu anlamaya çalışmak en lezzetli şeydir ve aynı zamanda kalbi için en yararlı uğraştır. Kur'ân'ı seven biri Kur'ân'ı düşünmeyi asla ihmal etmez. Allah'ın büyüklüğünü, yüceliğini, Allah sevgisini, ilahî emir ve yasakları, ilahî irşadı, ahlâk ilkelerini, vaad ve vaidi Allah'ın muradı doğrultusunda anlamaksızın sadece Kur'ân okumakla yetinmez. Kur'ân okuyan nazarında, ahiret nimetleri, başarı ve kurtuluş; ancak kurtuluşun bütün yollarını göstererek, insanı helak olmaktan kurtaran Allah'ı tanımakla mümkündür. Yine o bilir ki son nefeste ve ahirette Allah'ın hidayeti olmaksızın ilahî azabtan korunup sakınmaya imkan ve ihtimal yoktur.
Bunu anladığında, ilahi azabtan ve helak olmaktan kurtulmak amacı ile ilme yönelir. İlim kendisine doğru yolu ayan beyan gösterir ve açık seçik gerçek ortaya çıktıktan sonra da helake götüren yollardan sakınır.
Sayfa 286 - İşaret yayınları İstanbul 2003·Kitabı okuyor