…makineleşme, zehirli gazlar, çığırtkan basın gibi bilimin getirdiği bazı şeyler bütün uygarlığımızı yerle bir edecek gibi görünüyor. Bu, bir Marslının aldırmadan gülümseyerek seyredeceği bir çelişki olabilir; ancak bizim için bir ölüm kalım sorunudur. Torunlarımızın daha mutlu bir dünyada mı yaşayacakları, yoksa birbirlerini bilimsel yöntemlerle yok edip insanlığın kaderini Papualılara mı bırakacakları, bu sorunun çözümüne bağlıdır.
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin
nurunu,
bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,
ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında
düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!
Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!
En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini,
günün birinde, mesela, Amerika\'ya ciro ederler onu
seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!
Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in,
günün birinde, diyelim ki, Kore'ye gönderilebilirsin,
büyük hürriyetinle bir çukuru
doldurulabilirsin,
meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!
### I.
olmadım!
dağların sabrına sığındığımdan beri
olduğum yok artık benim.
bulamadım, taş neden yüzünü döndü bana
ne söyleyecekti eğilip baktığım su
rüzgâra kapılmış sağrısı o atın
bana ne dileyecekti?
âh ki durmadım dünyada soluklanmak için.
koyun koyuna uyuduğumuz
tepedeki çimenlikten beri
çok vaadiyle dünyanın
çok gözler gelip geçti canımdan
ama
olmadım!
hepsi birdi sevgilim
nasılsa sonunda hepsi birdi.
### II.
filizkıran fırtınasıydı hayatım!
iyi hatırla!
kimin yüzüyle gelmiştin bana
bir begonvil, bir serçe, bir sabah ıslığı
kimin yüzüyle hayatım?
ayrıldığımızda kimdik
şimdi hangi gövdenin içindeyiz
küçük bir çıngırak çalarken sabahları..
bağışla!
bazı zamanlar unutuyorum
yola uzun bakmayı.
bazı şarkılardan geçmeyi örneğin:
Kaşif Kozinoğlu, bu yazıları niçin Doğu Perinçek'e gönderdi ve Aydınlık'ta yayımlanmasını istedi? Çünkü Aydınlık'tan başka güvenilir yayın organı bulunmadığını kendi tecrübeleriyle biliyordu. Diğer yayın organlarının denetim altında olduğunu, kurumsal sorumlulukları içinde öğrenmişti. Nitekim diğer basın organları Kozinoğlu'nun bu bilgisini doğruladılar. Bırakalım kendilerine yollanacak açıklamaları yayımlamayı, Aydınlık'ta çıkan "bomba" haberlerin tek satırına bile yer vermediler; veremezlerdi. Çünkü bütün genel yayın yönetmenleri, aslında tek bir Üst Genel Yayın Yönetmenine bağlıydı.
Genelde bizim insanımız gergin olur, yüzü asık, gözleri öfkeli bakar, herkesin sanki acelesi vardır ama sahilde durum böyle değil. Çevremde mutlu ve hayatından memnun insanlar görmek hoşuma gidiyor.