Hepimize Dair
Yalnız kendi başın mı dertli sanırsın, Gölgesi yeryüzünde avare insan? Taş da istemezdi yosun tuttuğunu; Solmakta her çiçek kokusu uçunca. Tasadır ağaca rüzgârda yaprağı; Her kuş yanar az çok ölen yavrusuna; Sivrisinek de halinden memnun değil; Vızıltısı şikâyet makamındadır.
Sayfa 201·Kitabı okuyor
Şiir
Tan Olayı “… Türkiye’de demokrasinin başlangıcını bir korku ve endişe bulutu ile örttü.” Bu, Yalçın Küçük’ün deyişiyle “bir sağ terör olayı idi.” Gerçekten de bu olayla (ve peşi sıra gelen benzer pek çok olayla) birlikte, Türkiye’de bir korku havası oluşmuştur; toplumda histerik bir anti-komünizm yaşanmaya başlamış, her yerde “komünist” aranmış ve çoğu zaman da bulunmuştur. Çoğu eleştirel beyin, kendisine komünist yaftası yapıştırılmasından kurtulamamıştır. Siyasal iktidar ve basın, bu süreçte siyasal liberalden ve sosyalistten “komünist” yaratmıştır. Bu tam bir “cadı avı”dır ve bilinçli başlatılmıştır. Başladıktan sonra ise, toplum bünyesini saran bu hastalık, yavaş yavaş, düşünce ve kültür hayatını 1960’lara kadar neredeyse dondurmuştur.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sunam başın karlı senin, Bakışların harlı senin... Gönül dünyan hazanda mı? Gözyaşların kanlı senin... Kim soldurdu hülyaların? Çok dalgalı deryaların, Yaşanmamış baharların, Duruşun kahırlı senin... Hayat arzulara engel, Mah yüzünden hüznü sil gel, Manevi iklimler rehber, Yüreğin yaralı senin...
Sayfa 130 - Timaş·Kitabı okuyor
Başın öne eğilmesin, Aldırma gönül, aldırma; Ağladığın duyulmasın, Aldırma gönül, aldırma... Dışarda deli dalgalar Gelip duvarları yalar; Seni bu sesler oyalar, Aldırma gönül, aldırma...
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Olaylar iyice kızışmaya başladı...
" Karşımızda ne var, söyleyeyim. Karşımızda korkunç bir katil ile sınırsız bir acının izlerini taşıyan soluk, büzülmüş ve ürkütücü bir ceset var. Yüz kilometre öteden bile buram buram çılgınlık kokan bir şey. Şimdilik, bu bizim sırrımız. Olayı çözümlememiz için birkaç saatimiz var. Sonra basın işe karışacak, baskılar artacak, duygular konuşacak. Kafanı toparla. Kâbusun içine dal. İçinde iyi olan ne varsa, bu işe ver. Kötülüğün yüzünü ancak öyle görebiliriz. "
Çevirmen: Tankut Gökçe - Doğan Kitap ( E Pub )
Alıntı
Mütareke sonrasında İstanbul peşpeşe müdahalelere uğruyor ve işgal ediliyordu. İşgal kuvvetlerinin öteye beriye astıkları onur kırıcı pankartlar şairin oturduğu Çengelköyü civarına kadar gelmişti. Şaşkınlıktan, şartların iyice kötüleşmesinden ve ümitsizlikten manda idaresini savunacak kadar savrulanlar veya düşmanla ittifak yollarını arayanlar bile türemişti. Said Halim Paşa, Abbas Halim Paşa, Süleyman Nazif gibi Akif'in yakın olduğu bazı zevat İngilizler tarafından payitahttan apar topar alınıp Malta'ya sürgün edilmişti. Necit seyahatindeki arkadaşı Kuşçubaşı Eşref de Malta'da sürgündü... 16 Mart 1920 günü hilafet merkezi İstanbul'un doğrudan ve müstevli askerlerin rencide edici nümayişleriyle işgal edilmesi ve halife-padişahın âdeta göz hapsine alınması Akif için Milli Mücadele'ye katılmak için daha köklü kararlar almasına sebep oldu. Şeyhülislamlık'ın yayınladığı 11 Nisan 1920 tarihli Milli Mücadele aleyhtarı sert fetvadan birkaç gün sonra Eşref Edip'e, "Artık burada duracak zaman değildir, gidip çalışmak lazım. Bizim tarafımızdan halkı tenvîre [aydınlatmaya] ihtiyaç varmış. Çağırıyorlar [rivayetlere göre davet Mustafa Kemal Paşa'dan Ali Şükrü Bey vasıtasıyla gelmiştir]. Mutlaka gitmeliyiz. Ben yarın Ankara'ya hareket ediyorum. Hiç kimsenin haberi olmasın. Sen de idarehanenin işlerini derle topla, Sebilürreşad klışesini al, arkamdan gel. Meşihat'tekilerle de temas et, Harekât-ı Milliye aleyhinde [yeniden fetva çıkarmak gibi] bir halt etmesinler" diyecek ve oğlu Emin'i yanına alarak Üsküdar Özbekler Tekkesi üzerinden Ali Şükrü Bey'le gizlice yola çıkacaktır. Sabah erkenden yolcuları evden yola koyan Ömer Rıza'nın beyanına göre yanına aldığı tek şey Celâleyn tefsiridir¹⁵⁹. Coğrafi konumu sebebiyle hem bir şekilde toplanan/teslim edilmeyen silahların kaçırılması hem
Sayfa 122 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları
Tarih