Hayattaki her şeyde takaslar vardır der bir sinir bilim uzmanı. Yani merakımızdan dolayı bir televizyon programı izliyorsak başka bir işe ayıracağımız zamandan kullanıyoruz demektir. Belki de daha önemli olan işlerimizi bir şekilde erteliyoruzdur.
Başkalarının baharları, ağaç gölgeleri, ılık akşamları, çiçek açmış gül fidanları vardır. Onların ise hep kamıştan ve taştan ibaret gemici ülkesi üzerine düşen şubatın alacakaranlıklarından başka bir şeyleri yoktu.
İmam Nevevî (rahmetullâhi aleyh) büyük eseri Mecmû’un dopdolu mukaddimesinde (I, 68) Bâbu Âdâbi’l-Muteallim’de (öğrencinin edepleri bölümünde) şöyle der: "Öğrencinin edeplerinden birisi de ilgisinin yüksek olmasıdır. Bu nedenle çok elde etme varken az ile yetinmemelidir. İşlerini sonraya ertelememelidir. Elde edeceği bilgiyi, az da olsa elde etme imkânı varsa bir süre sonra tamamını elde edeceğine emin olsa bile sonraya bırakmamalıdır. Çünkü ertelemek felakettir. Çünkü bir sonraki vakitte elde edeceği başka bilgi vardır."
"Görmüyor musun ki gözlerim,neşe ve sevinçle pırıl pırıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye bağlama.Gözümdeki ateşinin bu kadar parlak olması ancak senin parlak yüzünün ışığından yansımış bir parlaklıktır.Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini seyrettin mi ve özellikle gözlerinin güzelliğine ve hoşluğuna dikkat ettin mi? Senin insanı mest eden gözlerin gibi gözleri,dünyadaki hiçbir göz görmemiştir.Kendi gözlerin, kendinde olan güzelliği görmekten aciz ise sana ben haber vereyim."
Aşk bizi en beklenmedik yerlerde ve en hazırlıksız anımızda kıskıvrak yakalar. Ve bir kez çağırdığında boyun eğip, peşinden gitmekten baska şansımız yoktur.