Günaydın
Bir yanda yeni bir günün ilk ışıkları, diğer yanda yeni bir dünyanın ilk satırları. Bunu yapmayı özledim, kitabımı alıp gitmek istiyorum. Bazı manzaralarda en sevdiğin kitabı okumak istersin. Benim için Yeraltından Notlar
1000Kitap
Eylül
(Spoiler içermez) Ahmet Sinan Sürücü'nün ilk kitabı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarini bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor basit bir şekilde olayların sonlanacagı düşünülürken kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. Fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ kurduğumuz, yarattığı atmosfer ile okuru kendine bağlayan bir roman, olaylar ve konu seçimi elimizdeki romanı güncel ve 2020'lerin romanı yapıyor. Kitap da olayların mahkemeye yansıyan kısmını da okuyoruz, burada benim dikkatimi ceken başka birşey var. Yazarın olaylara ustalıkla yön verme biçimi nedeniyle mi avukat olması nedeniyle mi bilemiyorum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
'Lüzumsuz kadın ' kitabından, kocaman bir kütüphane:)
Gençleeeeerrr yaklaşın şöyle, diyeceklerimi daha fazla tutamadim içimde :) Öyle bir kitap okudum ki, bittiğinde elimde tek bir kitap değil; okunmayı bekleyen onlarca kitap vardı. 📚☺️🤷 Lüzumsuz Kadın eserinde karşılaştığım yazarları, eserleri, şairleri, sanatçıları, film ve bir belgeseli not aldım. Sunmak için acaaaaaayip bir heyecan içerisindeyim, sürç-ü lisan edersem şimdiden affola :) Yazarlar ve Eserleri diye başlangıç yapmak istiyorum:) Buyruuuuuuun; ☆ Fernando Pessoa - Huzursuzluğun KitabıAlberto Moravia - Düzen AdamıDanilo Kiş - Ölüler AnsiklopedisiClaudio Magris - MikrokozmoslarErnest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor ve Paris Bir ŞenliktirSaul Bellow - HerzogEmil Michel Cioran -
Whitman’ın pratiği
Whitman’ın pratiği edebiyat tarihinde güçlü bir başlangıç noktasıdır. Leaves of Grass yalnızca bir şiir kitabı değil, aynı zamanda yazarın kendi sesini kendi imkânlarıyla dolaşıma sokma iradesinin örneğidir. Ancak bu model kişisel cesaret ve bireysel yayın pratiği düzeyinde kalmıştır. Kurumsal kataloglar, akademik kütüphaneler ve uluslararası bibliyografik ağlar üzerinden planlı bir entegrasyon modeli oluşturmaz. Ezra Pound’un modernist çevrelerdeki rolü ise başka bir aşamayı temsil eder. Pound, yalnızca kendi eserleriyle değil, başka yazarları, dergileri, çevirileri ve edebî hareketleri birbirine bağlayan bir ağ kurucu olarak öne çıkar. Bu model, edebî çevre üretimi bakımından son derece etkilidir. Fakat etkisi daha çok avangard edebiyat çevreleri, dergiler, eleştirmenler ve yazarlar arasında işler.
İMAM GAZALİ - İHYÂU ULÛMİ'D-DÂN (TEVEKKÜL KİTABI) BİRİNCİ DERECE: Vekile İtimat Etmek (Avukat Benzetmesi) Bu mertebe, tevekkülün başlangıç seviyesidir. Kul, aklı ve imanıyla bilir ki Allah en adildir, en merhametlidir ve her şeye gücü yetendir. İmam Gazali bunu şu klasik örnekle açıklar: "Bu derece, bir insanın mahkemedeki çok çetin bir davasını savunması için ülkenin en bilgili, en dürüst, kendisine en şefkatli ve asla rüşvet yemeyen mutemet bir avukatını (vekilini) tayin etmesine benzer. O insan, avukatına o kadar güvenir ki 'Benim yerime o konuşuyor, o hakkımı savunuyor, benim haklarımı benden daha iyi korur' diyerek kalbini ferah tutar ve davayı düşünmeyi bırakır."Kulun bu derecedeki tevekkülü, Allah'ın vaadine, rızık kefaletine ve koruyuculuğuna iradî olarak güvenmesidir. Kalbi sakindir ancak hâlâ kendi iradesinin, duasının ve taleplerinin farkındadır.
Din İslam
Uzanmış yatağında, ayaklarını sallayarak Das Kapital (konu hakkındaki ilk eline aldığı kitap :) ) okuyor.Sanırsın aşk kitabı okuyor. Tabi okumadan önce yorumlara bir bakıyor. Zor kitap, anlaması zor bilmem ne de bilmem ne. Okumasam mı acaba diyor önce de sonra zor olması daha iyi değil mi ki diyor? Demek ki kitap bir şeyler öğretiyor diye düşünüyor. Hem kafasını zorlamış olur. Uyuşuk kafası açılır belki. Hem zaten bu en ana kitaplardan değil miymiş bu konu hakkındaki? İslamı kafasında şekillendirirken Kur'an okumamış mıydı? E bu da öyle bir şey olur belki... He he aynen, öyle olur! Zaten bu kişi de önemli bir figür diyip başlıyor okumaya. Beş sayfa, on sayfa, on beş sayfa, yirmi sayfa, yirmi beş sayfa... Otuzu gördü mü emin değilim. Pes ediş kendini belli ediyor. Bırakıp başka diyarlara uçuyor. Sonra zamanlar geçiyor ve bu defa bakıyor ki alfabesi varmış bu konunun, yordam sağ olsun. Onu okuyor. Evet bazen alfabeler vardır. Bazı alfabeler vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz gerekleri bize ihtiyaç duyduğumuz şekilde anlatan alfabeler vardır. Onlardan yana gidelim önce. Önce onlardan yana gidelim ki, başka alfabeler de katabilelim bünyemize. Bu alfabe işi de sıvı bir iştir. Dönüşür. Dönüştürülür. Sadece yordam noktasından bakılmaz işe. Alfabeler önemli. İnsan misal olarak kendi ruhunun alfabesini bir miktarca çözemeden nasıl dünyayı, çevresini, kişileri, güzellikleri anlayabilir ki? Kendi alfabesini hissetmeyen kişi katamaz ki kendine öteki şeyleri. Düşünür ama yapmaz. Çünkü alfabesini hissetmiyordur ki. O yüzden insan ilk önce kendi azını bulacak. Bu ne mi demek? Yine ve yeniden Hakan Günday... ''AZ…Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman