... Yalancı! Oynamazmışım! Çok fena oldum ben. Acaba nasıl güzel oyuncakları var? diye düşünüyorum bir taraftan... Pilli tren dedi yaa! Bir taraftan Sabiş'e kızıyorum... Pilli tren, pilli tren! Gitsek oynasak güzel güzel.. Ne olacak sanki? Sana ne? Sen alabiliyor musun Bana pilli tren? Bir taraftan ağlamam geldikçe geliyor Onu tutmaya çalışıyorum, Bir taraftan Çişim geldiçe geliyor Onu tutmaya çalışıyorum, Bir taraftan bakıyorum ayaklarımı sallamaya başlamışım onları durdurmaya çalışıyorum, Bir taraftan Ellerimi düzeltmeye çalışıyorum, Bir taraftan pilli tren pilli tren diye yanıp tutuşuyorum. Çok fena oldum çok...
Hayriyaanım teyze de bir türlü başlayamadı şu ikramlara!!!
"Yarın karımın ve oğlumun ölüm yıldönümü..." Sustu, çitlerin içindeki serçelerin cıvıldaması, akasya ağacında dem çeken güvercinin gurultusu, komşu evin balkonundan birbirine seslenen kadınların konuşmaları, herkes, her şey onunla birlikte sustu. Koyu, derin bir keder sessizliğe mahkûm etti bahçeyi. Kimse cesaret edip kıpırdayamadı, kimse ağzını açamadı, kimse konuşmaya başlayamadı..."
Yaşananlardan bahsetmesek bile o yapay kibarlığımız kırılmış, duygularımız özgürce gezinmeye başlamıştı ortalıkta. Duyguların ağırlığı o kadar yoğundu ki, kimse cesaret edip söze başlayamadı bir süre.