Askerden döndüm, emir vermeye alışmışız. Sokakta bağırıyorum, adam niye bağırıyorsun gibisine şaşırıp kalıyor. Neredeyse kavga dövüş çıkacak. Yani çok sinirli oluyor insan. Mesela o karakol baskınından sonra bir hafta yataktan fırladım fırladım kalktım... Hatta burada da sürdü. Evdeyim, kestiriyorum. Bir ara gözümü açıyorum, karıma bağırmaya başlıyorum, "şapkan nerede, saçın niye öyle uzamış," diye. Karım önce şaka yapıyorum zannediyor. Boğazına sarıldım, neredeyse, "şapkan nerede" diye karımı döveceğim. İyice canavarlaşıyoruz yani..
Büyük kıyım zamanı, babamdan başlıyorum
Gündüzlerle tanışmayan gecenin eşliğinde
Bir defacık avcı korksun avından
Şiir atıp bıçaklar tutmalıyım kendime
Büyük kıyım zamanı, babamda duruyorum
Elindeki altınları gözden çıkaramadı
Göl alsaydı razıydım, kayıktım çünkü
Ondan deniz mi istedim, okyanuslar mı?
BABAM VE HALİÇ
Büyük kıyım zamanı, kendimden başlıyorum
İçimdeki Haliç'e gömerek gemileri
Yön yıldızı sandığım yalnızlıklara bakıp
Mayın babayı geçtim ve çok ıssız anneyi
Büyük kıyım zamanı, kendimde duruyorum
Tetik kararlı sanki, iştahlı namlu
Ah ben doktor yerine şiirlere gittim de
Diyalogsuz bir bahçe monolog gül doğurdu
Yalan, olmamış bir şey için oldu demektir. Ama belli bir yerde belli bir zamanda olabilecek tek bir şey vardır. Ve o anda o yerde olmayan sonsuz şey vardır. Ve olmamış bir şeyi düşünmeye başlarsam olmamış diğer bütün şeyleri de düşünmeye başlıyorum.