Zander sırıtıp birbirine kenetlenmiş ellerini salladı. "Sakın korkma küçük hanım" dedi, berbat bir batı aksanıyla. "Ben kasabanın en azılı kurtadamıyım ve kendimi seni korumaya adadım."
"Bu sesi seksi bulmam normal mi?" Diye sordu Bonnie, Meredith'e.
Önlerinde yürüyen Meredith dönüp tek kaşını kaldırdı. "Evet," dedi. "Fazlasıyla."
19. yüzyıldan içinde bulunduğumuz 21. yüzyıla uzanan, manevi değerlerin bir zihin sporundan öte anlam ifade etmediği ve inançların "boş inanç"la aynı anlamda sınıflandırıldığı bir acayip hayat görüşü, hâlâ özellikle akademik ve yazın çevrelerinde kendine ciddi oranda yer bulabiliyor. Bu akım sekülarizm, yani dünyevilik akımıdır. Bir "düşünce yöntemi"dir aslında. Sırtını birkaç yüzyıllık pozitivizm adlı "kanıta dayalı dünya görüşü"ne dayadığını ileri sürer. Akılla, bilimle, mantıkla açıklanamayan şeylere önem vermemekle ve boş şeylere inanmamakla övünür. Ülkemizde özellikle Cumhuriyet dönemi seçkinlerinin neredeyse resmî görüşü de bu ve bunun türevlerinden oluşur.
Batı dünyasında da baskın olarak hüküm süren bu temel hayat görüşü, bilimin ve teknolojinin ürettiği bilgi ve gücü de arkasına alarak sanki tek gerçek insan faaliyetiymiş gibi bilimsel bilgiyi hevesle kutsar ve inanca dayalı her şeyi gündemin dışına koymakta pek acelecidir. Ancak bizler, yani gerek Batılı gerek Doğulu olsun bu gezegen insanlarının herhangi bir aşkın inanca sahip büyük bir çoğunluğu, temel mantık ve düşünce argümanları üzerinde fazla kafa yormaya vaktimiz olmadığından (yahut nasıl yapacağımız bize öğretilmediğinden) olsa gerek, bu "taş gibi sağlam" görünen dünya görüşünün aslında ne kadar çürük ve temelsiz olduğunu fark edemez ve çoğumuz, bir meydan okumayla karşı karşıya kalınca ya kendini ezik hissederek kabuğuna çekilir yahut sekülerizm zarfı içinde insanlığa sunulan her şeyi (bilimi, teknolojiyi, doğa felsefesini vs.) kökten reddedip görmezden gelme reflekslerine sığınır. Halbuki mesele aslında sanıldığından da basittir.
Felsefeden varoluş meselesine ya da Batı metafiziğinin diğer kilit temalarına yönelmesini talep etmek, çiğ bir tema fetişizmidir.
Felsefenin söz konusu temaların nesnel heybeti karşısında kabuğuna çekilme seçeneği yoktur ama büyük konuları illaki hakkıyla ele alacağına da bel bağlamamak gerekir.
Batı uygarlığı adı verilen akılcılık, evrensellik ve bireysel sorumluluk idealinin, yegâne alternatifi barbarizm olan bir değer ve bir hedef olduğuna inanıyorum.
PARA - İKTİDAR - DEVLET
Batı'da bir kişi para kazanır ve bunu iktidarı satın almak veyeya etkilemek için kullanır. Doğu'da kişi iktidarı ele geçirir ve bunu para kazanmak için kullanır. ahlaki açıdan ikisi arasında bir fark yoktur, ancak ekonomi ve devlet üzerindeki etkileri çok farklıdır.