Batuhan

Batuhan
Şiir okuyucusu, çevirmeni, yorumcusu, yazarı. Okuduklarımı yavaş yavaş siteye kaydetmeye çalışıyorum.
Üniversite
İstanbul
16 Şubat 1997
17 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Batuhan

, bir kitap okudu
8/10
·200 syf.·
2023 149. kitabı
Friedrich Nietzsche
8.1/10 · 364 okunma
Reklam
Aurelia
Tüm bu yaşananlar, bu mukadder tesadüfü daha ciddi biçimde düşünmeme yol açmıştı: Ölümün beni onunla tekrar kavuşturmamış oluşundan büsbütün daha da pişmanlık duyuyordum. Ama tekrar düşününce, kendime buna layık olmadığımı söyledim. Onun ölümünden bu yana yaşadığım hayat tekrar gözlerimin önünden geçti; kendime onu unutmuş olmaktan ziyade - çünkü bu asla söz konusu değildi - basit aşklarla onun hatırasını kirletmiş olmamdan dolayı kızgındım. Rüyalarımda buna bir cevap aramayı düşündüm, ama onun sık sık bana gözüken görüntüsü, artık uykularımı süslemiyordu. Başlarda, bütün gördüklerim kopuk rüyalardı, kanlı sahnelerin düzensiz bir karışımıydı. Sanki onun eskiden ecesi olduğu, bir anlığına tanık olduğum o ülküsel aleme büsbütün kötücül bir yaratık ırkı musallat olmuştu. Beni önceden tehdit eden Ruh - Gizemli Şehir'in yükseklerinde ikamet eden o saf ailelerin mabetlerine girerken - tekrar yolumu kesti, artık önceki gibi türünün beyazlarına bürünmemiş, ancak bir Şark prensi gibi giyinmişti. Ona doğru gözdağı vererek yürüdüm ama bana tüm sakinliğiyle döndü. Ey korku, ey öfke! Bu bizzat benim yüzüm, benim gövdemdi, yalnız daha da büyümüş ve ülküselleştirilmişti... Daha sonra, benimle aynı gece tutuklanmış ve polis nezaretinden iki arkadaşım beni almaya geldiği zaman, en azından öyle düşünmüştüm, salınan kimliği belirsiz adamı düşündüm. Elinde şeklini zar zor çıkarabildiğim bir silah tutuyordu ve ona eşlik edenlerden biri: "İşte bununla saldırmış ona." demişti. Gérard de Nerval
Edebiyat
10/10
·95 syf.··
2023 16. kitabı
Çağlardır insanın aklını meşgul eden zihin-beden düalizmi, Descartes tarafından sistematikleştirilmiş; ancak Nerval tarafından sahiden de tecrübe edilmişti. Bu müthiş raporlama yeteneğine sahip yazarın gezdiği alemlerden bana aktardıkları öylesine yoğun düşüncelerdi ki, kafamdaki düşünceler dinlediğim müziğin, çevremdeki insanların seslerini, yüzlerini, bedenlerini - bütünüyle varlıklarını bastırmaya başlamıştı. Sanki zamandan ve mekandan azad edilmiştim de sonsuz yıldız ışıklarının açıldığı bir girdap içinde, düşüncelerin patlayışının çıkardığı kuvvetle bilinçsiz bir nesne gibi ilerliyordum. Artık kafamdaki düşünceleri bastırmak elimden gelmiyordu. Artık yokluğu yüzünden epeydir acı çektiğim ilham, beynimin içine, geri kalan her şeyi müthiş bir çekim kuvvetiyle çekip, kendini zorla tıkıyordu. Ancak gördüğüm şeyler, büsbütün yazıya herhangi bir kültürün herhangi bir dilinde aktarılabilecek şeyler değildi. Uzunca zamandır, gerçeklerde düşlerimi kurmaya çalışmış ve birçok kez hayal kırıklığına uğramış ben, nihayet bunun beyhudeliğini kavrıyor ve yaşadığım sayısız alemdeki anıların hasretini çekiyordum. Hiçbir şey ilgimi çekmiyor gibiydi, yalnızca rüya görmeye devam edebilmeme olanak sağlayacak zaruri ihtiyaçların tatmini yeterliydi. Kendimi, bu yazıtları okumadığım zamanlarda, bağımlılıktan muzdarip biri gibi hissediyordum ve kafamın içindeki düşünceler kulaklarımdan, burnumdan ve ağzımdan fışkırmaya varacak raddeye geliyordu. Sanki bir an olsun kendimi bu düşüncelerin içinde bulmazsam, o düşünceler onlara ihanet etmişim gibi beni pençeleriyle kendilerine doğru çekiyor ve bu sefer bu işi gönüllü yaptığımda duyduğum şevkten ziyade ıstırap dolu bir serüven yaşatıyordu. "Kimse kurtaramaz artık beni." diye iyiden iyiye düşünmeye başlamıştım. Nerede sona erecekti gördüklerim
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
Aurelia
"Demek doğruymuş!" dedim sevinçle. "Bizler ölümsüzüz ve bir zamanlar içinde yaşadığımız dünyanın görüntülerini muhafaza ediyoruz. Sevdiğimiz her şeyin daima etrafımızda varolacağını fark etmek ne büyük mutluluk!... Öyle yorulmuştum ki yaşamaktan!" Gérard de Nerval
Şiir
Aurelia
Peşinden gittiğim kadın, ince endamı, tafta elbisesinin kıvrımlarının parıldamasına neden olan bir ritimle ilerliyor, çıplak kolunu uzun bir gülhatmi sapına doluyordu; sonra, parlak bir ışık huzmesi içinde, öyle devleşmeye başladı ki bütün bahçe onun şeklini aldı; çiçekler ve ağaçlar elbisesinin rozetleri ve fırfırları hâline geldi, yüzü ve kollarıysa göğün leylak bulutlarına onların ana hatlarını çiziyordu. Bu başkalaşımdan geçerken onu gözden kaybettim, kendi sonsuzluğunda kayboluyordu sanki. "Hayır! Gitme!" diye haykırdım ardından. "Bütün doğa da seninle birlikte ölüyor." Gérard de Nerval
Şiir
Reklam