1971 muhtırası sonrasında yaşananları bizzat yazar Erdal Öz'ün gözlem ve anılarından yola çıkarak okuyoruz.
12 Mart 1971 Muhtırası sonrası tutuklanan Erdal Öz bu sayede Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan gibi isimler ile tanışır ve onların hikayelerini not alır.
Bir döneme ve tarihe ışık tutan kitaplardan birisi, kitap bir roman değil bir anı şeklinde anlatılmış hemde Erdal Öz'ün kendi ağzından anlatılmış.
Mamak cezaevinde kaldığı sırada Deniz Gezmiş ve diğer iki arkadaşı Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan ile aynı döneme denk gelmiştir. Deniz Gezmiş Türkiye Kurtuluş Ordusu adlı örgütün kurucusu ve Erdal Öz ile Mamak da aynı cezaevinde denk gelirler ve böylece Erdal Öz hepsi ile tek tek görüşme şansı bulur.
Deniz Gezmiş ona diyor ki; "Bizi en son gören sensin, bizi sen yazacaksın, şu anda tek görgü tanığımız sensin, boşu boşuna asılıp gideceğiz, bizlerden sen sorumlusun, bizi iyi incele, bize sorular sor, bizi yazacak mısın? diyor, Erdal Öz de onları yazacağına dair söz veriyor ve onların yaşadığı son günlerde her şeyin detayına inerek notlar alıyor. Aslında tarihin hiçbir yerinde yazmayan insanların gazetelerden, televizyonlardan öğrenemedikleri şeyleri öğreniyor ve onlara verdiği sözü tutarak bu kitabı kaleme alıyor.
Erdal Öz bu kitabı yazmak için onlarla uzun sohbetler ediyor, onların ideolojilerini, kavgalarını, bunları neden yaptıklarını konuşuyorlar. Onlara yapılan işkenceleri, onları nasıl pusuya düşürdüklerini, nasıl yakalandıklarını, işkencede yaşadıklarına, -(ki işkencede yaşadıklarını okumak da yürek ister) diğer arkadaşlarının pusuda nasıl öldürüldüklerini bunların hepsini kitabı okuyarak öğrenebiliyoruz. Aslında örgütün diğer üyeleri ile birlikte toplam 18 kişinin yakalandıklarında idamları isteniyor fakat çok büyük uğraşlar sonucu kurul 3 kişiye