Yaşar Kemal diyor ki; Bir İstanbul hikayesi yazılacaksa kuş yakalayıcıları bu hikayede olmalı. Ben kuş yakalayıcılarını ilk kez duydum. Ve meraklandım. İstedim ki bir fotoğrafları olsun eskilerden, inceleyeyim. Eminim ki benim gibi eski İstanbul'daki bu para kazanma yöntemini bilmeyenler vardır. Eski İstanbul, hani yeşili bol, bostanı çok, binası az zamanlarında şimdi AVM' lerin, kocaman sitelerin bulunduğu yerlerde insanlar kuşları yakalarlar ve onları kafeslere koyarak şehrin camileri, kiliseleri, meydanlarında azat buzat niyetine satarlarmış. Yani kişiler kuşları alır, onlara yaklaşır, bir küçük dua okuyarak gökyüzüne salarlarmış. Derlermiş ki "beni Cennet kapısında bekleyecek, onu özgürlüğüne kavuşturarak sevaba giriyorum." Eski İstanbul insanının saflığı mıdır bu yoksa inançlara bağlılığı mıdır bunu çözemesem de kitapta artık bu inancın körelmeye başladığı bir zamanı anlatıyor yazar.
Üç arkadaş, göçtükleri İstanbul'da bu işe soyunurlar. Bir çok kuş yakalarlar, hayal ederler ki bu kuşları satarak para koyacağız cebimize. Ama maalesef bu böyle olmaz. Çünkü zaman değişmiş, insanlar artık bu tür hurafelere inanmamaktadır. Hatta kuşları yakalayarak telef ettikleri için insanlardan tepki görmektedirler. Yaşar Kemal bu iş kolunu (başka tanım bulamadım) çok güzel bir hikaye ile bizlere anlatmış. Çok sevdim.