Bir kimsenin başkasının şahsı veya malı üzerinde meydana gelen bazı hak veya yetkileri düşürmesi mümkün ve caizdir. Kısas, şüf'a veya muhayyerlik hakkını düşürmek gibi.
Hakkın düşürülmesi bedelli veya bedelsiz olabilir. Alacaklının borçlusunu ibra ederek alacağını tam olarak veya bir bölümünü düşürmesi de bu niteliktedir.
Kişinin şahsına bağlı özlük hakları ise düşürmeye elverişli değildir. Evlenme, boşanma, nafaka, velayet, hıdâne hakkı gibi hakları, bu hakların sahibi olan kimsenin önceden düşürmesi geçersizdir. Buna göre, bir kimse hiç evlenmemek veya bir kadın kocasından nafaka almamak üzere sözleşme yapsa, böyle bir düşürme geçerli olmaz.
"Her erkeğin ülkesine karşı, kimilerinin yetenekleriyle, çalışkanlıklarıyla, kimilerinin de nöbet tutarak ya da kanlarıyla ödemesi gereken bir borcu vardır.
“TBMM’de bedelli askerlik yasası çıkarmaya çalıştılar!
Mustafa Kemal’e karşı olanlar, TBMM’nin demokratik atmosferini kullanarak, halkın moralini bozmak için özel çaba harcıyordu.
Kuvvacı grup, görüşmeleri engellemek için sıra kapaklarına vurarak gürültü yapıyor, oylamayı engellemek için salonu terkediyordu.
Hakimiyeti Milliye gazetesi manşet yaptı:
“Herkesin görevi cepheye gitmektir, nakdi bedel kanunu çıkarmak, zenginler yaşasın, fakirler gebersin demektir!”
Herkes biliyordu ki, bu manşet aslında... Mustafa Kemal’in görüşüydü.
Bedelli askerlik yasası çıkarılmadı.”