Aynamın önünde kendimi beğenerek inceliyorum ama yine de hayatımda bana hayranlık besleyen başka kimse yok artık.
Sayfa 15
Tarihin beğenerek andığı insanlar daima dönüm noktalarında bulunanlardır.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tarihin beğenerek andığı insanlar daima dönüm noktalarında bulunanlardır. Onlar bir an'aneyi yıkıp yeni bir an'ane kurarlar. Daha doğrusu kurdukları şey içlerinden gelen yeni bir kayıtlar sistemidir. Ancak ileriki nesillere intikal ettikten sonra an'ane olur.
Alıntı
Takiyettin Mengüşoğlu
Çocukların yapıp-etmelerini yöneten direkt bir değer duygusu vardır; yani onların yapıp-etmeleri refleksiyonlu değildir; refleksiyon yetişkinlerin bir işidir. Bizim hayatta beğenerek “çocuk gibi” dediğimiz şey, çocuğun bu direkt olan değer duygusudur; bu direkt olan yapıp-etmesidir. Çocuklar her şeyi açık, olduğu gibi, yani nasılsa, nasıl idiyse öyle söylerler, öyle anlatırlar. Çocuklar büyüklerin söylemek ve işitmek istemedikleri şeyleri bile açık açık, herkesin önünde söylerler. Çocuklarda bir “yabancılık” duygusu yoktur; bundan dolayı onlar evin “iç sferini” anlatmakta hiçbir sakınca görmezler; çok kez büyükleri gülünç bir duruma düşürürler. Çocukların kendilerinin henüz bir “iç sferi” yoktur; “iç sfer” zamanla yavaş yavaş olmaya başlar. Psikolojide “bozulmuş” çocuklardan söz edilir. Aslında “bozulmuş” çocuk yoktur; ancak psikopatolojik durumlar vardır. Fakat böyle bir durumda olan çocuklara “bozulmuş” değil, hasta çocuklar denir. Bozulmuş olan çocuklar değil, onun çevresindeki büyüklerin davranış şekilleri, tavır ve hareketleridir. Çocukların bozulmuş olan davranış şekilleri, çevrelerindeki büyüklerin taklit edilmesinin bir sonucudur. Bundan dolayı ana-babanın, yakın çevrenin davranışlarının, yapıp-etmelerinin çocuk üzerinde çok büyük bir etkisi vardır. Bu yüzden iyi, düzenli bir eğitimde çocukların çevresine, örneğin oyun arkadaşlarına çok dikkat edilir. Her gelişme basamağında çocuğa, hatta yetişkin insana başka birisi, hem iyi hem de kötü anlamda örnek olur. Örneğin bir çetenin başı, bir tiyatro sanatçısı, bir öğretmen, bir iş yerinin, bir büronun, bir sosyal kurumun ve benzerleri gibi alanların yöneticisi örnek olabilir. Fakat burada örnek olan, onların konuşmaları, öğütleri değil, tersine onların davranışları, tavır ve hareketleri, yapıp-etmeleridir. Bu da
Felsefe
Ucb, yapdığı ibâdetleri,iyilikleri beğenerek,bunlarla övünmekdir.
Yapdığı ibâdetlerin, iyiliklerin kıymetini bilerek, bunların elden gitmesini düşünerek korkmak, üzülmek ucb olmaz. Yâhud, bunların Allahü teâlâdan gelen ni’metler olduğunu düşünerek, sevinmek de, ucb olmaz. Bunların Allahü teâlâdan gelen ni’metler olduğunu düşünmiyerek kendi yapdığını, kazandığını sanarak sevinmek, kendini beğenmek, ucb olur.
Sayfa 70 - Hakikât Kitabevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Nihat Sami Banarlı’nın Edebiyat kitabını kaldırıp atarak, kimimiz Grand-Cour’da yakarak, birer, ikişer Sait Faik kitabı edinerek ve Tahir Alangu’nun bu muhteşem anarşist tavrını çok beğenerek, onu özleyerek bekliyoruz ikinci edebiyat dersini. Alangu sınıfın kapısında belirince de, birden çakı gibi ayağa dikiliyor sınıf, kıl kıpırdamıyor, en ufak bir sululuk yok. Bir tören suskunluğu içindeyiz. Sıraların üstünde yalnız Sait Faik kitapları.