Yaşanan toplumsal olaylara çocukluğundan dolayı başlarda anlam veremeyen azad ilerde bir mücadeleye ortak olacaktır. Mücadeleleri çoğu kez sonuçsuz kalmıştır.bu durum azadın babası şero ve annesi heybet abileri ve diyer mücadele eden Kürtleri ümitsizliğe düşürse'de ümitsizliğe, haksızlığa, zulme, diktatörlüğe karşı savaşçı ruhlarını yıldırmadı. Sevdiklerini, evlerini, topraklarını kaybettiler ama vazgeçmemeleri onlara bir tarih yazdırdı.
Kitap 1961 yılında Güney Kürdistan'da Mela mustafa Barzani liderliğindeki Kürtlerin baas rejimine karşı hak mücadelesinin olduğu dönemde kürt milliyetçi yurtsever bir ailenin o dönemdeki mücadeleye verdikleri emekleri ve yaşadıkları zorlukları aile üyesi azad'ın gözünden anlatıyor. "O gün ailemizden yedi erkeği kaybettik, Kaçtık. ben hâlâ bir çocuktum."
"ölüler mezarlarında kalmalı. Neden bana ve içimdeki güzelliğe hükmetsin.?
Güzellik canlıdır ve ölümsüzdür.
Diller gelir geçer. Onlar ölülerin tozudur.
"bilgi bana bir harita odası gibi geliyor. Kütüphane'ye her gidişimde bunu düşünürüm, etkilenirim.
Öğretmenlerin rolü, çocuklara harita odasının içinde ne olduğunu sistemli bir biçimde öğretmek.
Öğretmen, harita odasındaki rehberdir, hepsi o.
O bilgiler onların kafalarının içinde değil. icat eden,
Yaratan onlar değil. Her şey o harita odasında. Öğretmenler harita odasından nasıl yararlanacaklarını bilir. Onların işi, normalde orada kaybolabilecek kişilere yol göstermektir.