• “Dünyanın kalabalıklığı
    yalnızlığın da tadını kaçırdı.
    Öyle bir sahil kasabası yok.
    Bitti bu
    para da versen yalnız kalmazsın!
    Her köşeye bir insan koymuşlar
    birilerinin buna illaki canı sıkılır diyerek.
    Bir kutu ilaçla da yok edemezsin onları
    her yer insan işgali altında.
    Artık kaçacak saklanacak bir yer yok.
    Bitti bu!”
  • 160 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    2018 yılını Faruk Duman'la bitirmek ne güzel. Yarın seçtiğim bir kitabını bir kez daha okuyacağım yazarın. Cortazar mı, Duman mı? Cortazar'ı bir günde bitirmem zor. Karar veririm yarın. Ama önce yatağa düşmek üzere olduğum için ilacımı almam lâzım. Geçen sene bu zamanlarda 1000kitap sayesinde bir karar vermiştim: bu yıl bilimkurgu yılım olacaktı. Ağırlık olarak öyle bir yıl yaşadım gerçekten de. Asimov'un Vakıf serisini okumuş olmak bile yeter ama Yerdeniz'i bitirdim, 8 ay sürdü okuması ve hâlâ kitap için bir yazı yazamıyorum, Kalessin'i özlediğim için, Ged'i, Tehanu'yu. 2019 için de bir karar vermem gerek.

    Faruk Duman'ın çocuk kitapları dahil bütün kitapları bende var. Bu kitabını sonlara saklamak iyi olmuş, ancak bu edebiyat denemelerinin beklediğimden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Yazarın geçen yıl çıkardığı Yazmalı Defter'ini bir daha okumak gerek belki de. Bu kitapta Faruk Duman'ın bir kaç adım önce söylediklerini okuyoruz çünkü, ama ne güzel bir kitap bu...

    Aldığım lezzet yazarın üslûbuyla alâkası olmayan bir tat gerçekten, ve iyi ki öykülerdeki anlatım biçimi burada yok. Duman'ı youtube videolarında izlediğim gibi, tamamını izlemedim ama, dinlediğim izlediğim kadarıyla, konuşması, konuşma üslûbu daha açıklayıcı, daha açık. Kendi dilini ve okurun adını unuttum ama kendi dilbilgisi kurallarını (öyle miydi acaba, yaklaşan gribin etkisiyle uyduruyor da olabilirim) yaratan Faruk Duman burada bu kuralların ötesinde, herhangi bir yazar gibi- bu bence daha kötü oldu ama- konuşuyor ve yazıyor. Onu böyle görmeye alışık olmadığım için- ki Yazmalı Defter bile üslûbunu sanki öykülerine daha yakın tutuyordu, öyle miydi, şu an emin değilim- ve orada da bir şekilde öykü okuyor gibi hissetmiştim (?). Burada daha farklı:

    Kitapta yazarın bir kaç temden(Metin T'nin kullanımıyla) bahsettiğini görüyoruz: okumak, yazmak, dil, yazarlar ve hayvanlar. Yazarın Yaşar Kemal, Tahsin Yücel, Ferit Edgü (Çığlık adlı kitabını okumamak imkânsız Duman'ın söylediklerinden sonra ve kitap şu anda yanımda yatağın üzerinde duruyor ama ben yine fantastik diyarlara gideceğim) ve hele de Füruzan'la ilgili söyledikleri, yazdıkları, düşündükleri çok etkileyici. Yazar bu yazarlarla ve eserleriyle ilgili konuşurken kesin yargılar değil bize yer açan ve bizi de düşünmeye sevkeden şeyler söylüyor. Füruzan'la ilgili söyledikleri ise muhteşem.

    Denemeler, sevdiğimiz edebiyatçıların denemeleri muhakkak ki bu yazarların öykü anlatan değil, konuşan sesleri bizim için; sevdiğimiz kalemlerin başka başka yazdığını, düşündüğünü görüp bizim de üzerine düşünmemiz için bir vesile etmesi sözü, dili, söyleyişi. Duman'ın kısalı uzunlu denemeleri Dil Devriminden sinemaya, bol bol edebiyat kıyılarında ve hatta dayanamayıp ormanlarında, o kendi eliyle, zihniyle inşa ettiği ormanlarda bu sefer o renge bulanmadan, sadece bakarak, üzerine konuşarak bizi gezdiriyor ve bakmamızı, düşünmemizi istiyor, onlara, o ormana. Ve ne güzeldir ki kitabın son yazısı Leopar, ana yurdumuzda yabancı olana duyulan korkuya yazılmış bir yazı. Yabancı olan: bir leopar, bir pars, orman, doğa. Ana yurdumuz bizim. Dilden önce hem de. Duman bu yazıda "temel sorun, korkumuzun ölçüsüz, adaletsiz ve cahilce şiddete dönüşmesidir" diyor. Buna rağmen son eseri ve başyapıtı (itirazsız, itiraz yok!) Sus Barbatus!, hem bu ölçüsüz şiddeti yumuşatarak ama yine de ondan söz ederek, onu işaret ederek ama bir yandan o adaleti doğaya, ormana ve hayvanlara da vererek anlatıyor derdini. Sus Barbatus!'un soğuğu, kışı, karı hâlâ etkisini sürdürüyor. Bu kitapta at arabalarının Çıldır gölü üzerinde karşı tarafa geçtiğini okuyunca, aklıma Faruk ve Aysel geldi hemen, ve elbette at arabası ve hem sonra buzların çözülüşü ve ruhu yükseliverdi Sus Barbatus!'un, ormana doğru yürüdü gitti, ormana o bembeyaz, soğuk ormana.

    Çok çok kısaca sözünü edebildiğim bu kitap hakikaten ilgiyi, okunmayı hak ediyor. Edebiyat seven herkese öneririm.