1. Evdeki eşimden, değerlilerimden, dışarıdaki oğullarım, değerlilerimden ayrıldım, ne yazık. 2. Yüz er akrabam muktedir oldukları için (ebedi anıtımı) yüz er ve elli öküzle diktiler. 3. Gök yüzünde güneş ve ay değerli imiş, değerlilerimden ayrıldım. 4. Hanım ve devletime, değerlilerime, ne yazık (doyamadım). (Yer yüzünde) hanım ve devletim değerli, onlardan ayrıldım, ne yazık. 5. Körtlü Han kırmızı bayrağı, altın sadak, omuzluk, beldeki kemer. Yetmiş dokuz yaşımda (vefat ettim). 6. Uruŋu Külig Tok Bögü Terken, babam beg, kahramanlık için birlikte gitti. 7. Sayısı çok halkım, katı ol, devlet kanunlarını atma! Ne yazık, değerli devletim ve hanım. 8. Devletim uğruna asker olup er öldürmediğim kalmadı. Örneğin, Çibilig’de, bir savaşta sekiz eri öldürdüm. 9. Devletimin zaferi için vefat edeyim, bu dünyadan ayrılayım. Bars yılı idi (bu dünyaya do)yayım. 10. Keder kötüymüş, öldüm, ne yazık. Değerlilerime doyayım. 11. Dört (ayaklı) yılkım, sekiz ayaklı varlığım. Kederim yok idim. 12. Akrabalarım ve hısımlarımdan ayrıldım, ne yazık, sayısı çok halkımdan ayrıldım, ne yazık, ben.
Sayfa 380 - Elegeşt I Yazıtı, VIII–IX. asırlar
“Nasıl olur ki vatan tehlike içinde bulunsun da ben evimde rahat oturayım!”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Politikacıların 'Atatürk milliyetçiliği' dedikleri milliyetçilik, gerçekte însancı olan, insancılığı temel alan, bu yüzden de bütün ırk, dil, din farklarını reddeden bir milliyetçiliktir. Esasen, ünlü özdeyişinde ‘Ne mutlu Türk olana' değil de, Ne mutlu Türküm diyene' demiş olması, bu düşüncenin veciz bir ifadesi sayılmalıdır. Mustafa Kemal'in 'milliyetçilik' anlayışı, Kurtuluş Savaşı'nın gerçekleşmesini koyuşunda da açıkça belirir. 1925'te şunları diyor: "... Milli mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir. Milletin evlatlarıdır. (...) Milli mücadelede şahsi hırs değil, milli izzeti-nefs gerçek itici güç olmuştur." 1923'te dedikleri şunlar: "... Ben milletimin efkâr ve hissiyatına yakından vakıf olmaktan, aziz milletimde gördüğüm kabiliyet ve ihtiyacı ifade eden başka bir şey yapmadım." Kaldı ki milleti Meclis'in temsil ettiğine inanmış, Meclis'in niteliğini de daha 1920'de şöyle tanımlamıştır: "... Burada maksut olan ve yüksek meclisimizi oluşturan kişiler yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Lâz değildir fakat hepsinden oluşmuş Müslüman öğelerdir; içtenlikli bir toplamdır. Şu halde, bu yüksek heyetin temsil ettiği, hukukunu, hayatını, şeref ve şanını kurtarmak için azmettiğimiz emeller, yalnız bir islam unsuruna ait değildir., çeşitli islam ögelerinden oluşmuş bir kütleye aittir."**
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. // 28.basım.
Edebiyat
Hayatımda bir çok sevinçli günlerim olmuştur. Fakat hepsinden güzel, hepsinden sevinçli olabileceğini umduğum bir tek gün daha olabilir. O gün seninle ve hiç ayrılmamacasına yaşayacağıma inanacağım gündür. Sen böyle bir günün gelebileceğini pek tahmin etmezsin. Doğrusu ben de edemiyorum. 
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Alıntı
Bilirsin, ben döner dolaşır aynı şeyi yazarım zaten. Öyle bir film vardı değil mi, neydi adı, Aşk Filmlerinin Unutulmaz şeyi diye, benimki de o hesap: ‘Mutsuz Evliliklerin Unutulmaz Yazarı.’ Yıllar önce Turgut ‘Bu yüzden okunmuyorsun işte, dönüp dönüp aynı şeyi yazıyorsun oğlum, okur biraz farklılık ister, tamam, mutsuz evlilik herkesin ortak sorunu ama o da bir yere kadar,’ demişti. Haklıydı da…
Alıntı
Ben huzurun küçük dozlarını, mutluluğun yıpranmış parçalarını memnuniyetle karşılıyorum. Onlara, en çekici şeylere sarılır gibi sarılıyorum.
1000Kitap