Peki ben niye bilmiyordum? Her şeyi bildiğini sanıp aslında hiçbir zaman hiçbir şey bilmemiş olan, kimseye çok bilecek kadar yaklaşmayı beceremeyen ben.
Sıkıcı bir keman konçertosunun tam bitti sanılırken küçük bir esten sonra yeniden başlayan gıcırtısı kıvamında, ağır ağır konuşuyor. Cümlelerindeki en önemsiz, “ve”, “bir”, “meselâ”, “diye”, “için”, “ben” gibi cümlede olmasalar da anlamı hiç değiştirmeyecek sözcüklere hiç haketmedikleri önemler vererek, onları üstüne basa basa ifraz ediyor. O ağzını açınca cümlenin sonunu özler hale geliyor insan.