Ben, kendime göre durumu açıklayabiliyordum. Başkalarını anlatılması güç de olsa, bu açıklama düzenim, öyle her insanın kolayca ulaşabileceği cin Sen değildi.
Sayfa 36 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Tembelliğin kitabından iç ses..
. Tembelliğin kitabından sana bâzı parçalar okuyayım da dinle. Adam sen de... "Çalışanlar ne olmuş sanki?" "Üzme kendini şu ölümlü dünyada, çalışmak yıpranmaktır.", "Hayat dediğin bir şanstır.", "Şansın varsa, her şeyin var demektir.", "Şansın yoksa kendini parçalasan da bir şey olamazsın.", "Zaten suyu getiren de testiyi kıran da bir.", "Sen testiyi kır, suyu başkalan getirsin de afiyetle iç...", "Hem bir işin olacağı varsa sırt üstü yatsan da olur, olacağı yoksa, yırtınsan da olmaz.", "Hele dursun bakalım, şimdi şöyle yaslan da yarın sabah yaparsın.", "Hem sana çalışmak yara mıyor, iştihan kaçıyor, neşen sönüyor.", "Huy bu ya, ben bütün sene kitabı, defteri koltuğumda gezdirmekten; hele kütüphane köşelerinde pineklemekten hoşlanmıyorum...", İmtihanlara şöyle yirmi gün kala kafayı vurur, dersleri hazırlar ve imtihanları mis gibi geçerim...", "Nedense benim yalnız imtihan üstü zihnime bir açıklık geliyor, sene içinde sanki uykudayım...", "Hem ne hacet (lüzůmu var), muvaffak olanın ve olmayanın gideceği yer mezar-lık değil mi?", "Dünyaya insan bir defa gelir, hayattan kim alma-ya (zevkini çıkarmaya) bak." Tembelliğin kitabında daha neler ve ne yäveler (boş sözler) var.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Bilmiyorum mesela, madem kayıp değilim, niye yıllardır, tıpkı bu pazar gibi, bir hiçten öbürüne akmakla geçiyor günlerim? Ağır bir ölü toprağının altında, şiirsiz, şarkısız, kimseyi indirip çıkarmaya takati kalmamış basamaklar gibi, alabildiğine sessiz, gıcırtısız. Ben bunu her şeyin olması gerektiği gibi olması sanıyorum belki de. Ben bunu yağmur saçağı, ben bunu sigorta, ben bunu güvence, ben bunu galiba hayat sanıyorum. Sahi, ben bunu hayat mı sanıyorum?”
Sayfa 199 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
insandan ne kadar uzak o kadar iyi
İnsan dışında her canlı, öğretileni yapıyor. Hayvanlar yaşamak için mücadele ederken bölgesini koruyor ve karnını doyurmak için öldürüyor. Hepsinin zamanı, sınırı, düzeni var; bir insanın yoktu, onu anlamıştım. İnsanın zamanı yoktu; ne öfkesinin ne sevincinin! Ne yapacağı belli olmayan tek canlı varlık insan. Susmayan tek varlık insan. Her canlının bir doyma süresi var ama insanın yok! Her canlının bir yok etme sınırı var ama insanın yok! İnsanın isteklerinin sınırı, sonu yok! Çok sevinirse kahkahası başka, çok üzülürse ağlaması başka. Hırsları sonsuz, tutkulu bir sahip olma isteği var ve önüne gelen her şeyi yok etmeye hevesli; yeter ki istediği olsun! Neye, ne zaman üzüleceği de belli değil öyle. Görüyordum ki sadece ben değil, insana yakın olan her şey yok oluyordu; insandan ne kadar uzak o kadar iyi.
Sayfa 123 - İkinci adam Yayınları·Kitabı okuyor
Böylesine sıra dışı bir durumu yaşarken aklımdan hangi düşünceler ya da anılar geçiyordu dersiniz? Sibylla'nın kehanetini, kurt yavrusu alametini, Pollio'nun tavsiyesini veya Briseis'in rüyasını mı düşünüyordum? Dedemi ve özgürlüğü mü? Babamı ve özgürlüğü mü? Üç selefim Augustus, Tiberius ve Caligula'nın hayatlarını ve ölümlerini mi? Komplocular, Senato ve Kamp'taki Muhafız taburları yüzünden hayatımın hâlâ büyük tehlikede olduğunu mu? Messalina'yı ve doğmamış çocuğumuzu mu? Babaannem Livia'yı ve ona verdiğim sözü, İmparator olursam onu ilahlaştıracağım sözünü mü? Postumus'la Germanicus'u mu? Agrippina'yla Nero'yu mu? Camilla'yı mı? Hayır, aklımdan geçenleri hayatta tahmin edemezsiniz. Ama neler düşündüğümü size açıkça söyleyeceğim, bu itiraf benim için utandırıcı olsa da. Şöyle düşünüyordum: "Eee, İmparator mu oldum yani? Ne saçma! Ama en azından insanlara kitaplarımı okutturabilirim artık. Büyük dinleyici kitlelerine kitaplarımı okuyabilirim. Gayet de iyi kitaplar; otuz beş yıllık emeğim var onlarda. Bu adil olur. Pollio lüks şölenler düzenleyip, insanların kendisini can kulağıyla dinlemelerini sağlardı. Çok iyi bir tarihçiydi ve son Romalı'ydı. Benim Kartaca Tarihi'm eğlenceli anekdotlarla dolu. Milletin hoşuna gidecektir eminim." İşte bunları düşünüyordum. İmparator olarak gizli arşivlere erişip geçmişe ilişkin bilgiler edinme fırsatı bulacağımı da düşünüyordum. Düzeltilmesi gereken o kadar çok yalan yanlış öykü vardı ki hâlâ! Bir tarihçi için ne mucizevi bir kader! Ve göreceğiniz gibi, elime geçen fırsatlardan sonuna kadar faydalandım. Olgun tarihçilerin sahip olduğu bir ayrıcalık, sadece özünü bildikleri konuşmaları ayrıntılarıyla yazma hakkıdır; ben buna bile pek başvurmadım.
Sayfa 509·Kitabı okudu
İnsan eğer, bu küçük budalalar dünyasını, Bir bütün olarak görüyorsa Ben parçanın parçasıyım, başlangıçta her şey olan, Bir kısmı o karanlığın, ışığı doğuran, O kibirli ışık, şimdi anasına gecelerin Eski itibarına ve fezaya göz dikmiş olan, Ve yine de başarılı olamıyor, çünkü ne kadar çabalarsa çabalasın, Tutsak gibi yapışıktır cisimlere.
Alıntı