Varken nasıl yok olabilir insan? Ben o yokluğa düşman oldum. Bir karabasan gibi çöktü üstüme. Öyle ağır ki... hiçbir şeyin varlığı anlam taşımadı ömrüm boyunca.
Öyle işte. Hala biraz soğuk geliyor ama battıkça alışıyorum. Kendimi boşa aldım bayırdan aşağı koşuyorum. Düşüyorum gibi görünüyor olabilir ama bakma aslında uçuyorum. Söylediklerimin hepsini unut, sanki ben biliyorum da mı yaşıyorum Osman?
İnsan şoka girdiğinde çok aklı başında birine dönüşüyor. Lakin böyle bir şey neden normal olsun? Doğru olabilir tabii ama neden normal? Her şey yolundaysa insan yoldan çıkmış demektir. Böyle bir şey normal olabilir mi? Doğru yolda olan insanın hayatında da her şey yolunda değildir.
Yolda olmak bazen bir şeyleri eksiltmeyi, bazen de tamamen hayattan eksilmeyi gerektirir. Zaten hepimizin derdi belası başından aşkın; bir de bunlara gerek yok demek istiyorum.
Mesela ben şimdi iki adım yol yürümeye kalksam, kafamda iki saatlik tantana koparırım. Ama gel gör ki Şamil, evini bir gecede zart diye toparladı. Hem de hiçbir şey düşünmeden. Demek ki böyle şeyler için yeterli enerjim var. Fakat kimilerine her daim iki saatlik tantana gerekir. Rica edersin, vermezler. Sormazsın, alırsın; fakat bir bakarsın sana ait değildir o tantana.
Sen hariç yolunda ilerleyen her şeyin tantanasıdır o.
Bazen öyle sanıyor ki insan,
eskisi gibi olabilir her şey...
Olamaz hâlbuki...Olamaz.
Tüketip de geçtiğimiz onca şey eskisi gibi olmamaz.Ben sadece denemek istedim.
Farkındayım olmayacağının.
Ben halâ gözlerini bıraktığım yerde arıyorum...
“Allah teâlâ, İbrâhim -aleyhisselâm-’ı dost ittihaz ettiği zaman melekler itiraz ettiler ve dediler ki:
— Ey Rabbimiz! İbrâhim sana nasıl dost olabilir? Onu meşgul eden nefsi, evlâdı ve ailesi vardır. Allah teâlâ buyurdu:
— Ben kulumun şekline ve malına değil kalbine ve işlerine bakarım. Dostum İbrâhim’in benden başkasına muhabbeti yoktur, isterseniz bir tecrübe edin.”