“Aşk…Seni okşarken sana sarıldığımda bu istek
uyanıyor. Aşk diye haykırmak istiyorum. Aşk! Bende de... bende de aynı çılgınlık hissi uyanıyor.Yeniden sarılmayı deneyelim mi?"
İlk defa bir kitap hakkında spoiler vermekten imtina etmiyorum. Aksine özellikle okumanızı istiyorum. Genelde ne anlatıldığı ve nasıl anlatıldığı öğrenildiğinde okuyucu bir soğur yaklaşmadan uzaklaşır o kitaptan. Ama bu öyleli değil işte. Pınar Kür’ün tüm kadınlar adına bir öykü üzerinden mücadelesi aslında. Sanki bir günah işlemişcesine mimlenmesi üstüne üstlük. Zulmü yaşayanlar yaşadığı zulmü anlatmak bir kenara dursun, hatırlamamalılar bile . Bunu kaleme alıp onların yerine dile getirenlerde en ağır cezayı almalılar erkek hegemonyasına göre. Ülkemizde onlardan biri ne yazık ki. Pınar Kür’ün dediği gibi;
“Okuma eyleminin insan muhayyelesini,düşünme ve kendi başına karar verme yetilerini geliştirdiği bilinen bir gerçektir. Öte yandan, hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir. Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir.”
Sokrates’in savunmasına atıfta bulunarak son sözlerine girizgâh yapmış kendisi. Bende sizinle paylaştım. Kaydırarak okuyabilirsiniz..
Varın gerisini siz düşünün artık.!
''Sence bende kadınları çıldırtan bir şey mi var?''
Kendimi tutmayıp kahkahalarla gülmeye başladım -beni güldüren belki Buddy'nin yüzündeki ciddiyet, belki de ''çıldırtmak'' sözcüğünün bu tür bir tümcedeki olağan anlamıydı. Buddy, ''Demek istiyorum ki.'' diye devam etti, ''Joan'la çıktım, sonra da seninle. Ve önce sen... sonra da Joan...''
"Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum!" dedi. "Bu eksik sana değil, bana ait... Bende inanmak noksanmış... Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana âşık olmadığımı zannediyormuşum... Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum... Sen beni inandırdın... Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... Seni istiyorum... İçimde müthiş bir arzu var... Bir iyi olsam!.. Ne zaman iyi olacağım acaba?.."
O zaman artık bir daha uyuyamıyorum, çünkü sorumluluk bende kalmıştı. Sorumluluk bende kalmıştı. Evet, bende kalmıştı. İşte size bunun için geldim, Binbaşım; çünkü ben de artık tekrar uyumak istiyorum. Artık tekrar uyumak istiyorum. İşte size bunun için geldim, çünkü uyumak istiyorum, artık tekrar uyumak istiyorum.