9/10
·188 syf.··
2026 38. kitabı
15 yaşındaki bir lise öğrencisi olan Michael ve 36 yaşındaki bir kadının arasındaki aşk üzerine kurulmuş bir hikayeyi anlatıyor bize. Bana göre bir aşk olamaz çünkü yaşları arasındaki fark beni başta rahatsız etti. Ama kitabın dili kalemi o kadar farklı bir güzel yazılmış ki bir yerden sonra bu detayı unutturuyor size yazar. Öyle ki başta onların belirtilerini okurken sonrasında Hanna’nın ortadan kaybolması ve yıllar sonra bir mahkeme sonunda karşılaşmaları üzerine kurulmuş olan düzen çok daha çarpıcı. Aslında Hanna bir Nazi dosyasında yargılanıyor. Savaş sırasında bir kilisede tutulan bir grup kadının ölümünden sorumlu tutulan bir kadın bu durum Michael içinde oldukça şaşırtıcı oluyor. Hukuk ile ilgilenen ve o sırada üniversite öğrencisi olan Michael davayı çok yakından takip ediyor fakat hiçbir şekilde müdahil olmuyor. Ta ki aradan yıllar geçene kadar. Kaldı hapishaneye okuma yazması olmadığı için kitapları kaydederek yollaması üzerine tekrardan bu sefer mektuplaşmaya başlıyorlar. Ve sonunda Hanna için özgürlük kapıları açılmışken beklenmedik bir sonla karşılaşıyorsunuz. Yazar öyle konular anlatmış ki gerçeklerinizi sorgulatan bir durumla karşı karşıyasınız. Tabii ki de hiçbir şekilde eminim okuyan herkes için geçerli bu bu aşka kimse onaylamaz fakat yazım dileğiyle gerçekten sizi rahatsız etmeden okutturacak tek kitap olabilir. Filmi de varmış çok merak ederek izleyeceğim. 
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,616 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:08
Yaşlı ve manipülatif bir erkekle ; genç, daha olgunlaşmamış genç bir kızın ilişkisini odağa alan bir hikaye. Patolojik ilişkisel kavramlarla dolu. Politik bir kitap okuduğumuzu ise kitap ilerledikçe farkediyoruz. Katharina’nın yıllarca yaşadığı ilişkinin aslında politik sistemin minyatürü olması gerçeği ile yüzleşiyoruz. Hans eskimiş, baskıcı , kültürlü gözüken ama kendi çelişkileri ve güvensizlikleri içinde kaybolan denetleyici devleti temsil ediyor. Onun tavırlarından bu kadar bunalmamız, kitabı kaçar gibi okuyup bitirmek istememizin nedeni de tam olarak bu. Katharina ise Doğu Almanyanın son kuşağını temsil ediyor. Başlangıçta olan o neşesi merakı, Hans tarafından kontrol altına alınıyor ve sistem için de kendi olmaktan vazgeçiyor. Bir yandan da onu bırakmayı düşünemiyor bile. Garip bir bilindiklik ile devam ediyor bu manipülatif ilişkiye. Hep suçlu o . İtaat, suçluluk hissi ,denetlenme… Ama bir şekilde Hans’ı gerçekten seviyor da, o bu sistemde sevgi arıyor, beni seviyor mu düşünüyor mu sorusu gündemine geliyor sık sık. Kitabın sonuna gelirsek biraz muğlak bırakılmış olmakla birlikte, Hansın sadece bu sistemi temsil etmediğini bu sistemin gerçekten de küçük bir parçası olduğunu anlıyoruz. Hans ajan mıydı değil miydi bilmiyoruz net olarak ama kişilik özelliklerini Doğu Almanyanın gözetleyici, manipülatif, kontrolcü yapısından alması daha fiziksel bağlarla sağlamlaştırılıyor kitabın sonunda. Ve kimse ne canavar ne kurban aslında. 100 yıllık bir tarih içinde sistemin şekillendirdiği insanlar sadece..
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,124 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·384 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:47
1986’da başlayıp 90’ların başına uzanan bu roman, iki eksende ilerleyen güçlü bir anlatı sunuyor: Bir yanda 19 yaşındaki Katharina ile kendisinden çok daha büyük Hans arasındaki ilişki, diğer yanda ise Berlin Duvarı’nın yıkılışı öncesi ve sonrası Almanya. Arka planda Doğu ve Batı Almanya arasındaki keskin ayrım; yaşam biçimleri, düşünce yapıları ve aynı ülke içinde iki ayrı dünyaya dönüşen hayatlar anlatılırken, ön planda giderek derinleşen ve sonra da kaçınılmaz biçimde kırılan bir ilişkiye tanık oluyoruz. Hans ne eşinden vazgeçebiliyor ne Katharina’dan. Katharina ise ne bu ilişkinin içinde kalabiliyor ne de tamamen çıkabiliyor. Tam da bu noktada ilişki, tıpkı ikiye bölünmüş bir ülke gibi kendi içinde parçalanıyor. Kitap boyunca sıkça anılan Bertolt Brecht ise bu hikâyeye ayrı bir katman ekliyor. Çünkü Brecht’in dünyasında da duygular kadar gerçeklik, aşk kadar güç ilişkileri vardır. Okur olarak biz de bu ilişkiye sadece hislerle değil, sorgulayarak bakmaya davet ediliriz. Ve tüm bunların merkezinde bir kavram duruyor: “kairos” — yani doğru an. Ama bu hikâyede doğru an ya hiç gelmiyor ya da geldiğinde fark edilemiyor. Belki de en çarpıcı olan şu: Bazı ilişkiler, tıpkı ülkeler gibi, kendi içinde bölünür. Ve bazen hayat, doğru anı kaçırdığımız anların toplamıdır.
Duygu/Düşünce
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,124 okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
Zamanın Akıntısında Bir Kırılma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 32. kitabı
“Zaman, üzerine ne inşa ederseniz edin akıp giden bir nehirdir; bazen sadece boğulmamaya çalışırsınız.” Per Petterson, bu romanda bizi Arvid Jansen’in en enkaz halindeki yılına, 1989’a götürüyor. Berlin Duvarı yıkılırken, Arvid’in de hem evliliği hem de gençlik idealleri (Maoculuk) yerle bir oluyor. Ancak kitabın asıl kalbi, Arvid’in kanser teşhisi konan annesiyle çıktığı o sessiz ve mesafeli yolculukta atıyor. 276 sayfalık bu yolculuk; bitmemiş konuşmaların, geç kalınmış itirafların ve kontrol edilemeyen bir nehir gibi akıp giden hayatın buruk bir özeti. Kitap sakin bir nehir gibi öyle ya da böyle sakince akıyor, ama hiçbir yere gitmiyor. Arvid’in fabrikadaki o eski Maocu hayalleri ile bugünün 1 Mayıs meydanları arasında ortak bir burukluk var: Zaman, tıpkı o lanet olası nehir gibi akıp giderken, geride sadece gerçekleşmemiş idealler ve sessizce verilen bir yaşam mücadelesi kalıyor. 1 Mayıs işçinin ve emekçinin bayramı kutlu olsun
Lanet Olsun Zaman NehrinePer Petterson · Metis Yayınevi · 2022370 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 60. kitabı
Gerçek olaylara ve belgelere dayanan kanlı bir tarihin romanı Brandenburg. Eser, zengin bir iş adamının az ömrünün kaldığını öğrenmesi ve intihar etmesiyle başlıyor. Çok dikkat çeken ve sürdürdüğü karanlık işlerin bağlantısını araştırmak isteyen gazeteci Rudi, olay yerinde telefonu açmasıyla kendisini tehlikeli bir olayın içerisinde buluyor. İntihar eden Nicolas Tsarkin'in yakın zamanda bir otelde organize ettiği toplantıya casus olarak sızan Rudi, bu girişiminin deşifre olmasıyla gencecik Graciella ile öldürülüyor. Rudi'nin arkadaşı Erica olayı aydınlatmak için Avrupa'nın önemli güvenlik projelerinden biri için çalışan Joseph Volkmann'dan yardım istiyor. Bu öylesine kanlı bir olaylar silsilesine dayanan bir dava ki eşeledikçe altından başka karanlık sırlar, cinayetler ve Hitler'e kadar uzanan ideolojiler çıkıyor. Öncelikle bir kod gibi adı geçen Brandenburg ne? Berlin duvarı yıkılmadan önce en önemli geçiş kapısı Brandenburg. Eserin derinliğinde ise Naziler ve NeoNaziler'i yani Hitler dönemini yeniden getirmeye çalışan bir grup var. Volkmann, olaylar arasındaki bağlantıları, şehirler ve tarihler arasındaki ilişkileri gerilim ve macera dolu bir olaylar zincirinde açığa çıkarıyor. Kitabın her detayı soğukkanlı stratejilerle dolu, ben en çok Graciella'a üzüldüm Genç ve kimsesiz, Rudi'nin desteğiyle yaşadığı gecekondu da hayatta kalmaya çalışan masum bir kız, olaylardan bihaber bir şekilde öldürüldü Son sayfasına kadar içim acıyarak, şaşırarak ve merakla okudum. Yazarın kaleminden okuduğum üçüncü, yazarın ise kaleme aldığı ilk eseri Brandenburg ama oldukça sağlam ve güçlü bir tarihi, polisiye ve macera romanı. Tavsiyemdir.
BrandenburgGlenn Meade · Sia Kitap · 2026764 okunma