Türkiye’de kitap ihtiyaç sıralamasında 235. sırada çıkmış. Daha önemli 234 ihtiyacın ne olabilir ki!
Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140'ıncı sırada
Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye'de kişi başına 8.4 kitap düştü. TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada. Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika.
78 milyonluk Türkiye'de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8.4 oldu. Uluslararası Yayıncılar Birliği verilerine göre, yayın sektörleri arasında Türkiye 11. sırada. Aslında TÜİK verileri basılı kitap sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Örneğin, elektronik kitap dahil Türkiye'de 2008 yılında 32 bin kitap basılmışken 2014 yılında bu sayı 50 bini aştı. Yani basılı kitap sayısı artıyor ancak kitap okuma oranı yükselmiyor. TÜİK verileri, Türk insanının kitap okumaya sadece 1 dakika ayırdığını gösteriyor. Buna karşılık TV izlemeye ortalama 6 saat, internete bağlanmaya 3 saat ayırıyor. İhtiyaç listesinde kitap okumak 235. Sırada yer alıyor.
En fazla kitap okuyan ülke Fransa ve İngiltere
En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere var. Ardından, yüzde 14 ile Japonya geliyor. ABD'de bu oran yüzde 12, İspanya'da ise, yüzde 9. Türkiye'de ise, oran binde bir. Okuma alışkanlığında, dünyada 86. Sıradayız. Kitap okuyanların yüzde 65'i aşk, yüzde 24'ü siyasi, yüzde 13'ü düşünce, yüzde 7'si kişisel gelişim kitapları okuyor. YAYFED'in bandrol izleme raporlarına göre, 2014'te 344 milyon, 2015'te 384 milyon bandrollü kitap satıldı.
Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye'de ise bu rakam 25 sent... Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada.
T24
İnsan, doğasını çocukken de içinde taşır. Fakat bazen çevre faktörü insani duyguların dışa vurumunu bastırır. Bir çocuğun lider olma ve yönetme arzusunun olmadığını düşünebiliriz ya da kendinden olmayana karşı faşist davranışlar sergileyebileceği aklımızın ucundan geçmeyebilir. Golding bizi bu anlamda bir yanılgıya düşürüyor. Çocukların sandığımız kadar masum olmadığını ya da insanın her yerde ve her yaşta yine insan olduğunu bize hatırlatıyor. Bu yönüyle yazar, kitabı çocuk romanı kategorisine koyanları büyük bir yanılgıya uğratıyor.
Kaza sonucu ıssız bir adaya düşen, yaşları altı ile on iki arasında olan bir grup çocuğun yaşadıklarını ele alıyor kitap. Fikir ayrılıkları yüzünden iki gruba ayrılan çocukların esasında ne kadar yetişkinler gibi davrandıklarını; akılcı ve mantıkla hareket eden grubun, yüzeysel hedefler peşinde koşan grup üyeleri tarafından zamanla nasıl yok edildiğini okumak insana hayret veriyor. Günümüzde de akılcı bir tutum sergileyenlerin, popülarite karşısında bir hiçmiş gibi gösterilmesine benziyor Domuzcuk karakteri. Hâlbuki ne akla yatkın sözler etmişti Domuzcuk! Ama yuvarlak kalın gözlükleri ve diğerlerine nazaran biraz daha kilolu oluşu yüzünden bunun bir önemi yoktu. Belki bundan da öte liderlik vasfı olmadığı için kaybetmişti zavallı. Domuzcuğun aksine, halkına verdiği korkuyla ayakta kalan politikacıların taktiğini uygulayan Jack, yüzeysel bir sebeple adada ki çoğu çocuğu yanında tutmayı başarır. Onlara zayıf noktalarını hiç göstermez. Yaptığı şeylerden hiç pişman olmaz ve daha fazlasını yapabileceğine kendini inandırmıştır. Bu da doğal olarak akıl almaz zalimlikleri peşinden getirir.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma