beste

HEDİYE KİTAP ÇEKİLİŞİ-3
i.imgyukle.com/2020/06/09/yft7... Laura Esquivel - Acı Çikolata Akilah Azra Kohen - Aeden Hasan Ali Toptaş - Beni Kör Kuyularda Murat Gülsoy - Bu Kitabı Çalın Doğu Yücel - Öldüğünü Google'dan Öğrenen Adam Hakan Bıçakcı - Doğa Tarihi Bu altı kitabı ikişerli olarak üç kişiye hediye etmek istiyorum. Çekilişe katılmak için yorum kısmına “Katılıyorum” diye belirtmeniz yeterli olacaktır. Kazanan talihliler 20 Haziran akşamı açıklanacaktır. * ÇEKİLİŞ SONUÇLANMIŞTIR: Kazananlar : m., Kübra Demir, Şehnaz
beste
katılıyorum
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bilgisi ve fikri olanı bekliyorum !!
Olayın üzerinden birkaç gün geçmesine rağmen hala aklımı kurcalamaya devam ettiği için yazacağım. Bu konuda bilgisi ya da fikri olan varsa yazmasını rica ediyorum. Geçenlerde, 8 yaşındaki bir çocuğu dergi incelerken gözlemleme fırsatım oldu. Ben orada başka şeylerle ilgilenirken sayfaları hızlı hızlı geçtiğini gördüm. Biraz da sessizleşmişti hani. Anladım bir şeyler olduğunu. Sonra bana gelip şöyle söyledi “ öğretmenim iyi ki bu dergiyi birlikte okumamışız. Çünkü içinde ‘çok ayıp’ şeyler var”. Dergiyi yerine koymak için ondan aldım ve kurcaladım. İçinde yerli kabile üyelerinin çıplak fotoğrafları vardı. Dergide ne hırsızlık, ne bir pornografik içerik ne de istismar gibi olayların fotoğrafları vardı. Sadece insan vücudu vardı ve o çocuğa bunun ayıp olduğu öğretilmişti. Çıplaklık ayıp mıdır? İnsan anatomisi ya da üreme organları ayıp mıdır? Çocuklarda cinsel eğitim dediğimiz şey burada devreye giriyor sanırım. Çocuklarda cinsel eğitim deyince birçok insanın gözleri fal taşı gibi açılıyor. Buna çok kez şahit oldum ama burada cinsel eğitimden kasıt cinsel birleşmenin anlatılması değil elbette. Ama en azından çocuklarımıza insan vücudunun gerçeklerini öğretmemiz gerekmiyor mu? Çocukken yaşanan meraklar ve bastırılan duyguların dışa vurumu ergenlikte ve hatta yetişkinlikte, partnerlerine ve kendilerine elbet zarar verecektir. Deneme yanılma yöntemlerindense ya da internette ki sonu gelmez hatalı bilgilerdense bu kadar önemli bir konuyu çocuklar, ergenler ve yetişkinler doğru insanlardan eğitim alsa daha sağlıklı toplumlar oluşmaz mı dünyada?
beste
Göze aldım bu kez :)
Puan vermedi·176 syf.··
2000 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Avusturyalı bir psikiyatr olan Victor Emil Frank, alanında Freud ve Adler’den sonra gelen en önemli isimlerden biridir. Esasında kitabın yazılış amacı, yazarın varoluşçu analiz’ in kendine has bir yorumu olan ‘logoterapi’yi okuyuculara tanıtmaktır. Bu sebepten ötürü bende incelemeye logoterapi hakkında derlediğim bilgileri yazarak başlamak istiyorum. Logoterapi’nin özü aslında Nietzsche’nin şu sözlerinde mevcuttur: “Yaşamak için bir neden’i olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir. Latince kökenli logos ve terapi sözcüklerinden gelen logoterapi, anlam yoluyla iyileştirme anlamına gelir. Frank’in tanımına göre logoterapi: İnsanın iç dünyasına geniş anlamda felsefi bir yaklaşımdır. Logoterapideki hasta, yaşamının anlamıyla karşı karşıya getirilir ve bu anlama yönlendirilir. Ve hastanın bu anlamın farkına varmasını sağlamak, nevrozunu yenebilme yetisine oldukça katkıda bulunabilmektedir. Logoterapi ‘voroluşun anlamı’ ve insanın bu konu üzerindeki bireysel arayışına odaklanır. Bu kısımda Frankl’ in bir konuşmasında söylediklerini belirtmek isterim: “ İnsan kendi hayatının anlamını kendi bulmalıdır. Psikiyatr insana anlam sunamaz. Ancak psikiyatr ilke olarak hayatın her aşamasında bir anlama sahip olduğu gerçeğinin farkına varmasını pekâlâ sağlayabilir.” Bu bölümü kitapta anlatılan bir hikâyeyi aktararak bitirmeyi uygun görüyorum. Bir gün kıdemli bir blok muhafızı rüyasında bir sesin ona bir şey sorabileceğini ve cevap vereceğini söylediğini duyar. Kamptaki herkes gibi o da savaşın onun için ne zaman biteceğini merak ediyordur ve bu soruyu sorar. 30 Mart tarihinde özgürlüğüne kavuşacağını söyler rüyasındaki ses ona. 29 Mart gününe kadar adam umutludur çünkü yaşamda bir anlamı ve amacı vardır fakat savaş olduğu gibi sürmektedir. Kampta hayat bir önceki günden farklı
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
bhmflzf isimli okura yanıt verildi
beste
beğenmenize sevindim :)
Kadın Olduğunun Farkında Değilsen , Adın Olsa Ne Olmasa Ne
Puan vermedi·184 syf.·
2019 4. kitabı
Sakin, anlaşılır hatta kitaptan bahsetmeyi de başaracağım bir inceleme yazmak istiyorum. Yaşadıklarımı anlatsam , şu oldu, bu oldu diye izaha çalışsam da biliyorum ki yine de anlaşılır olamayacağım. Onlarca kez ölmem gerekirdi Fiziken defalarca kez rahatsızlıklar ile mücadele etmiş olsam da ruhumun gücüne binlerce kez minnettarım. İnsan, sadece namus kavramıyla değil de eğitim , meslek, hayat standartları ve mutlululuk üzerine önem verilen bir çocukluk geçirip tamamen disiplin üzerine kurulu bir meslekte uzun yıllar çalıştıktan, bir evlilik yapıp devam ettiremeyip ayrılınca , ilişkilere , kadınlara erkeklere dair doktora yapmış gibi oluyor. Genç kızlık, evlilik kadınlık, evlilik bitimi dulluk ne çok unvan veriliyor kadınlara. Kim demiş ki adı yok diye? Kadınlar bile az biraz geçmişlerinden bahsetmeye başlasınlar ‘’ ben kızken’’ deyimini ne sık kullanırlar. Hiç haz etmediğim kelimelerdir ‘’ ben kızken’’ kadınlığının safhalarını bekarete bağlama ezikliği ve sonrasında ‘’ ben kızken’’ dönemini ‘’ evli barklı kadın olacağım ben ona göre davranmalıyım ‘’ geçiş zavallığı. Evlilik geçiş dönemi demişken; uzun yıllar oldu boşanalı birkaç arkadaşımın aracılığı ile dest-i izdivacıma talip olan beyler oldu ve o kadar trajikomik anlar yaşadım ki halen tebessümle hatırlarım. ‘’Çoluğum çocuğum evli, eşim beş sene kadar önce vefat etti, emekliyim bir evim ve maaşım var, çocuklarımın eğitimi , evliliği derken bana evlenme sırası gelmedi, eee artık bir ayağımız da çukurda evlenirsek birlikte hacca gider , ibadetimizi yaparız. Siz de kapanırsınız benim çevremde açık kadın pek hoş karşılanmaz ben de gani gani sevaba girerim ‘’ diyen bir beyefendi vardı . İbadetimi Allah için değil de onun sevaba girmesine vesile olmam için isteyen . Ancak tüm bunları
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
beste
İncelemenizi çok beğendim. Emeğinize sağlık fakat söylemeden geçmek istemedim. Feminist duygu/düşünce erkeklere ya da hetero ilişkilere olan düşmanlık değildir. Aksine, tamda sizin yazdıklarınızdır feminist düşünce. Yanlış anladıysam kusura bakmayın :)
8/10
·132 syf.··
2018 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2018 22:57
Filmlerde genellikle yazılmış bir olay vardır ve etrafındaki diğer her şeyin nasıl olacağına bir kişi karar verir. Ses onun istediği gibidir. Oyuncular yine onun seçimidir. Olayın (yazar tarafından belirtilmemişse) yeri ve zamanı da yine aynı kişinin ürünüdür. Ve tabii bir filmde benim daha bilmediğim birçok etkenin ipleri yönetmenin elindedir. Kalitesine göre duyulara şölen yaratır filmler. Kimisi gözlere, kulaklara kimisi daha derinlere… Bunu yapabilmek sanatın vazgeçilmez bir parçasıdır elbet ama en nihayetinde başka bir insanın hayal gücünü izlemektesinizdir. Fakat okur bilir ki, her kitapta yönetmen kendisidir aslında. Her beyin kendi resmini çizer ve oluşan şeritler farklı bir film yaratır. Bu hazzı yaşadığımız ve bundan zevk aldığımız için böyle bir sitede toplanmışız zaten ve birbirimizin halinden anladığımız için böyle paylaşımlar yapıyoruz bence. Birbirinden farklı incelemelerimizle kendi bakış açımızı paylaşıyoruz aynı hisleri yaşadığını bildiğimiz insanlarla. Anlayacağınız üzere yeni bir yazarla tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum yine. Kitabın doyurucu bir edebi eser oluşunun en büyük kanıtı önsözde okumanız için sizi bekliyor. Kitaba, Gulf Stream’de kayığıyla yalnız başına avlanan yaşlı bir adamın tam seksen dört gündür balık tutamadığını ve nihayetinde dört gün dört gece bir kılıçbalığı için mücadele verdiğini, uğruna savaştığı kılıçbalığının köpek balıklarına yem olduğunu bilerek başlıyorsunuz. Merak etmeyin niyetim spoiler verip tadınızı kaçırmak değil, söylemek istediğim; hikâyenin iskeletine dair her şeyi bilerek başlıyorsunuz esere. Ama sanki hiç bilmiyormuş gibi o dört gün dört geceyi yaşlı balıkçıyla geçirdim adeta. İkimizde koskoca kılıçbalığının sürüklediği kayıktayız ve o yaşıyor ben izliyormuşum gibi…
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
beste
teşekkür ederimm 😍